'Kalem efendisi' Türk matematikçiye büyük onur

'Kalem efendisi' Türk matematikçiye büyük onur
'Kalem efendisi' Türk matematikçiye büyük onur
Boğaziçi Üniversitesi Matematik Bölümü Öğretim Üyesi Cem Yalçın Yıldırım Asal Sayılar Teorisi'ne yaptığı katkılarla Amerikan Matematikçiler Derneği'nce verilen Cole Ödülü'nün sahibi oldu. Bu, sayılar teorisi alanındaki en önemli ödüllerden biri...
Haber: CAN GÜRSES - cangurses@gmail.com / Arşivi

Geçen hafta Ankara ’da öğrenmiştim, Yalçın Yıldırım’ın aldığı ödülü. İşlerden vakit bulup babamın Bilkent Üniversitesi Matematik Bölümü’ndeki ofisini ziyaret ettiğimde, ilk söylediği şeylerden birisiydi Cem Yalçın Yıldırım’ın Cole Ödülü’nü aldığı. “Çok iyi konu, Radikal’deki ilk yazılarımdan birisi olabilir” diye düşünmüştüm... Ancak geçtiğimiz haftasonu Hürriyet yazarı İsmet Berkan’ın önce davranacağını nereden bilebilirdim!..

Hürriyet’teki haberde belki biraz da ilgi çekmek için başlığı ‘Matematiğin Nobeli Türk’e’ şeklinde atılmıştı. Aslında herkes bilir ki matematik alanında Nobel’e denk düşecek tek ödül vardır, o da Fields Madalyası’dır. Fields Madalyası, matematikte çığır açacak işler yapmış ve 40 yaşın altında bunu başarabilmiş olanlara verilir. Kısacacı bu ödülü ancak yaşayan dahiler alır ve matematikte Nobel Ödülü verilmediği için bu dalın Nobel’i diye adlandırılır.

Ancak tabii ki bu konu Yalçın Yıldırım’ın başarısını gölgelemez. En nihayetinde uzun yıllardır çalıştığı asal sayılar konusunda gösterdiği başarılar sonucunda, sayılar teorisi alanındaki en önemli ödüllerden birini almıştır. Aslında Yıldırım’ın başarısı tam da Cumhuriyet Bayramı’nda Türk bir bilim adamının geçtiği yolları özetlemesi, yol boyunca yaşadığı ikilemleri genç kuşaklara anlatması açısından oldukça önemli. Genç Türk bilim adamlarının örnek alması gereken bir hikâyesi var Yıldırım’ın.

Olayların kısa tarihi şu şekilde yaşanıyor:

Gelecek vaat eden bir matematikçi olarak Bilkent Üniversitesi’nde çalışırken yaptığı doçentlik başvurusu reddediliyor Yıldırım’ın. Üniversitelerin makale sayısı, yazılan makalelerin aldığı referanslar vb. kendilerine özgü akademik kriterleri bazen bu tip sonuçlara yol açabiliyor. Çünkü Cem Yalçın, bir bilim adamının en temel ve klasik ikilemi olan; “Kendimi önemli, hayat değiştirecek bir problemin arkasından koşup insanlığı etkilecek bir çalışmaya mı adamalıyım yoksa daha küçük katkılarda bulunma yolunu mu seçmeliyim?” sorusuna, “Ben, önemli bir problemin hatta matematikteki en önemli problemlerden birinin peşinden koşmalıyım” şeklinde yanıt vermiş ve bir bilim adamının alabileceği en büyük riski almıştır.
Neden mi büyük bir risk?

Bilim adamlığı zor , özellikle de matematik gibi soyut bir alanda akademisyenseniz, yandınız... Hayatta sizi mutlu eden yegane şey mesleki tatmininizdir. Yaptığınız iş genç yaştan itibaren belirli bir adanmışlık gerektirir, bu adanmışlığın getirdiği bir asosyallik sizi hayatın gerçeklerinden uzaklaştırır. Ancak siz uzaklaşsanız da hayat sizi bırakmaz ve para, sosyal yaşam, ilişkiler vb. gerçekleri sürekli hatırlatır.

Çoğu bilim adamı tercihini, yeteneklerinin farkında olsa bile küçük katkılarda bulunmaktan yana kullanır. Nedeni basit; her meslekte olduğu gibi akademisyenlikte de yükselmek, doçent ve/veya profesör olmak için belirli sayıda makale yazmak, belirli kriterleri sağlamak gerekir. Bu yüzden kimse meslek yaşamını belki de hiç sonuç alamayacağı bir problemin peşinden koşarak riske etmek istemez.

Aslında kimse demeyelim... İşte Cem Yalçın Yıldırım gibi bazıları bu riski alır!..
Bu bilim adamları bazen kendi meslektaşları arasında bile cezalandırılır, maceraperest olarak görülür, ötekileştirilir. Ve işin garip tarafı, Cem Yalçın Yıldırım’ın önemli gelişmeler kaydettiği Asal Sayılar Teorisi’nin günlük hayata, teknolojiye ne gibi katkıları olabileceğini henüz bilmiyoruz. Ancak şu bir gerçek, ta 1939 yılında Abraham Flexner’ın Harpers Magazine’de yayınlanan ‘Yararsız Bilginin Yararları’ başlıklı kült makalesinde de belirttiği gibi dünyada devrim niteliği taşıyan ne kadar teknolojik icat olmuşsa, öncesinde ne işe yaradığını bile kestiremediğimiz teorik gelişmelere sayesinde olmuştur.
En nihayetinde Yalçın Yıldırım’ın çalışmasının ne işe yarayabileceği konusunda fikir vermesi açısından şunu belirtmeliyim; asal sayıları anlamak doğanın kurallarını anlamamıza yarayabilir.

Nasıl mı?

Asal sayıların dağılımı Uranyum atomunun enerji seviyelerindeki dağılımlar tamamen aynıdır. İşin daha da ilginç tarafı, Meksika’da tamamen yönetimden bağımsız ve kuralsız şekilde çalışan otobüs servisçilerinin rutinleri üzerinde yapılan bir araştırma ortaya koymuş ki, otobüsçüler en sonunda müşteri kaçırmadan azami kazanç sağlamak için servis saatlerini öyle bir dağılıma oturtmuşlar ki bu dağılım da asal sayıların dağılımı ile aynı çıkmış. Yani, doğadaki büyük ve karışık sistemler içlerindeki dengeyi sağlamak için düzenlerini asal sayıların dağılım düzenine uydurmaya çalışıyorlar. Ve işin ilginci bunu doğal bir biçimde yapıyorlar.
Bu sayıların teorisi ile ilgili sır perdesini aralayanlardan biri de Türk matematikçi Cem Yalçın Yıldırım, gurur duymayalım da ne yapalım. Hem de Cumhuriyet Bayramı’nda...
Görünen o ki Çevre ve Şehircilik Bakanı Erdoğan Bayraktar’ın söylediğinin aksine ‘kalem efendisi’ olmak aslında çok da kötü değilmiş!.. Aslında tam tersi bir ‘konum gereği’ icat yapmayı imkânsız bir hedef olarak görmeyip ‘ara eleman’ olmayı kendine yediremeyen bir Türk’ün başarı hikâyesidir Cem Yalçın Yıldırım’ınki.