Kalpsiz aşk festivali

Kalpsiz aşk festivali
Kalpsiz aşk festivali
Beş yıl önce bir sergiyle başlayan, bu yıl festivale dönüşen sanat etkinliği 'Aşkın Damakta Kalan Tadı' 5 Şubat'ta başlıyor. Nihai hedef, İstanbul'u dünyanın yeni aşk şehri ilan etmek.
Haber: UMUT EROĞLU / Arşivi

İstanbul ’un tanıtımına katkı sağlayan Pera Palace ve Cam Ocağı’nın desteğiyle festival, pek çok sanatçıya ev sahipliği yapan bir projeye dönüşmüş. Carol Gouthro ve Jeff Crandrall gibi ünlü isimlerin yer aldığı, cam, seramik, takı, resim ve farklı disiplinlerden 80’e yakın sanatçının eserleri 5 Şubat’ta sergilenmeye başlayacak. Pera Palace Hotel Jumeirah ve addresistanbul’da görülebilecek festival, 13 Şubat’ta Beyoğlu The Hall’da düzenlenecek bir partiye ve çeşitli etkinliklere ev sahibi olacak.
Küratörlüğünü İstanbul Concept’in kurucusu Işık Gençoğlu’nun yaptığı sergilerdeki işlerin çoğu İstanbul’dan ilham alıyor ve hemen hepsi aşkı anlatıyor. Yalnızca sevgiliye duyulan aşk değil, sanatçıların kimisi için materyaline duyduğu, kimisi için çocuklarına, kimisine de şehrine duyduğu aşkı ifade ediyor.
Bu bir aşk festivali ama en çarpıcı özelliği, hiçbir eserde kalp sembolünün bulunmaması. Festivalin aşka yaklaşımını şöyle anlatıyor Gençoğlu: “Dünyada renk, dil, din, ırk, her şeyden bağımsız tek bir konu var: Aşk. Aşkın da tanımları var, tasavvufi, ilahi aşk... Bir damak tadında hissedilen ya da İstanbul’un kendi doğasına duyulan aşk var. Kendimizi aşkın başkenti ilan ediyoruz, yaptığımız şey bu.” Festivalin üstlendiği en önemli misyon, Roma ve Paris’in ardından, İstanbul’u dünyanın yeni aşk şehri ilan etmek.
“Neden olmasın?” diyor Gençoğlu: “Gelmesini istediğimiz nokta, bizi de geçsin, devletin de sahiplendiği, medar-ı iftihar bir proje haline gelsin.” İstanbul’u aşkla tanıtma fikri konusunda devlet desteği mevcut değil ama çeşitli bağlantılar kurmuşlar. Satışlardan gelir elde etmeyen festival, cam eserlerin gelirlerini Cam Ocağı Vakfı’na aktarıyor, diğerleri ise eser sahiplerine kalıyor.

Cam kolay bir sevgili değil
Sekiz yıllık Cam Ocağı gönüllüsü Altan Sungar, şarap karafı ve aşkı temsilen bir elma çalışmış. Bir başka eserinde de yalnız Beykoz ve İstanbul camcılığında kullanılan çeşm-i bülbül deseni kullanmış. Camın kolay bir sevgili olmadığını anlatıyor: “Cam kolay şekillendirilen bir şey değil, hâkim olamayacağınız bir tekniğe girerseniz hüsranla neticelenir. Ancak cam size itaat ettiğinde ve istediğinizi yapabildiğinizde o zaman hissi bir bağ doğuyor çünkü o size itaat ediyor.” Seramik sanatçısı Hande Bilten ise küçük objelerle çalışmayı seviyor, bu onu takı yapmaya yönlendirmiş. Festivale ‘takılabilir heykelleriyle’ katılmış. Her biri minik heykeller olan eserler, gümüşün içine oturtularak takılara dönüşmüş. Temalarında hep masallar var, bir ve iki yaşlarındaki iki bebeğinden ilham aldığını anlatıyor.