Kamyoncunun tiz sesi

Kamyonum, kamyon şoförlerine seslenen; akaryakıt zammı, taşıma ücreti ve benzin istasyonu gibi konuları işleyen bir dergi. Böyle bir dergiyi bir kadının yönetmesi pek alışıldık bir şey değil.
Haber: Melİs Çelebİ / Arşivi

Kamyonum, kamyon şoförlerine seslenen; akaryakıt zammı, taşıma ücreti ve benzin istasyonu gibi konuları işleyen bir dergi. Böyle bir dergiyi bir kadının yönetmesi pek alışıldık bir şey değil. Buna rağmen derginin Genel Yayın Yönetmeni Nuray Pekcan, erkek hegemonyasındaki bu sektöre adını kazımaya niyetli. Kamyon şoförlerinin karşılaştıkları zorlukları dile getirip bir kamuoyu oluşturmayı hedefleyen Pekcan ve ekibi, toplumun dışına itilmiş olan bu insanları eğitmeye de çalışıyorlar. Kamyon şoförlerinin 'kaba adamlar' diye anılmasına kızan Pekcan, "Günlerce uyumadan direksiyon sallayan bu insanlardan çok kibar ve anlayışlı olmalarını bekleyemezsiniz," diyor.
Kamyoncuyu konu eden bir dergi çıkarma fikri nasıl doğdu?
Sahibi olduğum reklam ajansındaki müşterilerimden biri, ağır vasıta ithalatçısı bir firmaydı. Onlar için tanıtım planlaması yaparken, kamyon şoförlerinin, bu sektörü ilgilendiren önemli bir kitle olduğunu ve Türkiye'de onları hedefleyen bir yayın olmadığını fark ettik. "Neden bunu biz yapmayalım?" diyerek işe başladık.
Böyle erkek egemen bir sektörde, bir kadın olarak ne gibi tepkiler aldınız?
Benim yaptığım, bir boşluğu görüp üzerine proje geliştirmek oldu. Konuya bir 'iş insanı' gözüyle yaklaştım. Olaya kadın-erkek diye bakmazsak, bu çok olağan bir durum. Ama tabii erkeklerin ağır bastığı bir sektörde eksikliği kadının görüp üzerine gitmesini birçok kişi şaşkınlıkla karşıladı. Bizi tanıyıp olaya hâkimiyetimizi kavradıkça bu durum onlara daha doğal gelmeye başladı.
Hedef kitleniz kim?
Birinci sırada kamyon şoförleri var. Bizi ilgilendiren onların hayatı. Ama tanıtımlar, sektörle ilgili haberler, sağlık, magazin, spor bölümleri de bulunuyor.
Neden hedef kitlenizi şoförler olarak belirlediniz?
Bu kitle hem tüketici hem de etki grubu olarak çok önemli. Kamyon, lastik, akü ya da yedek parça alıcısı bu kitlenin içinden çıkıyor. Kendileri alıcı olmasalar bile, şoförler alıcıyı doğrudan etkiliyor. Türkiye'de şu an bir buçuk milyon civarında kamyon var. Bu birçok sektörü etkileyen çok dinamik bir yapı. Biz o kitleye uzanan bir kanal vazifesi görüyoruz. Kamyon şoförleri yıllardır mağdur. Toplumun onlara yüklediği bazı inançlar var. Onlara ya trafik canavarı deniyor ya da iletişim kuramayan kaba ve zor insanlar oldukları söyleniyor. Birçok noktada toplumun dışına itilmişler. Biz tüm bunları aşıp bu kitlenin profilini daha farklı bir açıdan vermeye ve yanlış imajları yok edip onların gerçek kimliklerini ortaya çıkarmaya çalışıyoruz. Diğer taraftan da onları eğitmeye uğraşıyoruz. İhtiyaçları olan bilgileri onlara aktarıyoruz.
Şoförlerin tepkileri nasıl oldu?
Özellikle unutamadığım bir e-mail var. Bana "Nuray Abla," diye hitap etmiş. "Büyük olasılıkla sen benden çok daha küçüksün. Sana abla dememin sebebi, senin büyük bir iş başarmış olman," demiş. Hep dışlandıklarını ve asla adam yerine konmadıklarını, ilk defa birisinin onlar için bir şey yaptığını yazmış. En son da yazısını "Seni ayaklarının altından öperim," diye bitirmiş.
Dergideki yazılar neden imzasız?
Bizimki bir ekip çalışması. Araştırmayı yapan ve onu derleyen farklı insanlar.
Reklam alırken zorlanıyor musunuz?
Bizim tirajımız 10 bini buluyor. Tek gelirimiz ise reklam. Sektör de artık bizi benimsediği için olabildiğince destek vermeye çalışıyor.
Daha başka projeleriniz var mı?
Yine dergimizle aynı konseptte bir televizyon programının hazırlığı içindeyiz. Büyük olasılıkla eylül ayında yayına girecek.
Haber için olmasa da, siz de kamyon şoförleriyle doğrudan iletişim kuruyor musunuz?
Kesinlikle. Bu iş uzaktan yapılacak bir iş değil. Şoförle yaşamadan olmaz. Televizyon programında da göreceksiniz, ben bu şoförlerle çok özel şeyler paylaştım.