Kan kardeşler

Ünü kulağımıza çalınanların birçoğu bizde de gösterime girdiğinden, yabancı filmlere bakışımız 'kedi-ciğer'...

Ünü kulağımıza çalınanların birçoğu bizde de gösterime girdiğinden, yabancı filmlere bakışımız 'kedi-ciğer' ilişkisi formatından yavaş yavaş sıyrılsa da, TV dizileri için aynı şey geçerli değil; hele şifreli kanallardan birine üye değilseniz. Önemli TV prodüksiyonlarının büyük kısmından mahrum kalıyoruz. Stephen E. Ambrose'un 'bestseller' kitabından uyarlanan Band of Brothers/Kardeşler Takımı'yla, bu durum tersine işliyor denebilir. Amerikan şifreli kanalı HBO'nun dizisi, buraların 'en şifresiz' kanalı TRT 1'de, perşembe geceleri saat 22.00'de ekrana geliyor.
Tom Hanks-Steven Spielberg ikilisini, Saving Private Ryan/Er Ryan'ı Kurtarmak'tan sonra bir kez daha Normandiya sahillerine çıkaran Kardeşler Takımı, II. Dünya Savaşı'nda görev yapmış gerçek bir paraşüt piyade alayının, Easy Company'nin öyküsünü anlatıyor. Birinci bölümde onları eğitim aşamasından alarak, son ve onuncu bölümle, savaşın sonuna kadar takip ediyor. Easy Company herhangi bir alay değil(miş) elbette. ABD'nin II. Dünya Savaşı'nda Avrupa'da attığı önemli askerî adımlarda, bu efsane alayın izi sürülebiliyor. Bir Nazi toplama kampındaki esirleri salıvermiş olmak, Easy Company'nin gurur tablosundakiler arasında.
Tony Blair'den davet
Farklı isimlerin (Hanks, Richard Loncraine vs.) yönettiği bölümler, birbirini takip eden ancak aşağı yukarı başı-sonu olan önemli bir olay ya da gelişmeyi ele alıyor ve konuyla en çok kişisel bağlantısı olan Easy Company gazilerinden biri, bölüm başında
kendi deneyimini anlatıyor. Projenin odaklandığı nokta da gerçeklik hissini yakalamak zaten. Kostümlerden silahlara, gördüğümüz ne varsa, sapına kadar otantik olsun diye epey çaba harcanmış olması bir yana, oyuncuların çoğu, rollerine tekabül eden gerçek kişilere benzeyenler arasından seçilmiş. Oyuncu seçiminde ana kriter
'aslına en çok benzemek'miş yani. Fakat dizinin asıl fiyakası, başka bir 'en'de yatıyor. Kardeşler Takımı, televizyon tarihinin en pahalı yapımı. Prodüksiyonun tamamına harcanan para, 120 milyon dolar.
Bunca masrafın boşa gittiği de söylenemez. Kardeşler Takımı çoğu savaş filminin duyguları şahlandırma gayretine fazlaca girmediği için, ana çıkış noktası olan gerçekçiliği, büyük oranda yakalıyor. Doğal bir süre kısıtlaması sonucu sinema filmlerine
sızamayan birçok askerlik ve savaş detayı barındırıyor örneğin. Kullanılan mekanlar, Er Ryan'ı Kurtarmak'inkiyle aynı: Hertfordshire. Tony Blair bilhassa davet etmiş, gelin bu diziyi ülkemizde çekin diye. Spielberg de karşılık bir kıyak olarak, Blair'in oğlu Euon'a ufak tefek işler vermiş prodüksiyonda (acaba çay mı taşıttılar?)...
İlk iki bölümü izlememiş olup da, takıma katılmaya karar verenler için, şimdiye dek olan bitenden kısa bir özet geçelim. Gönüllülerden oluşan Easy Company, ABD-Georgia'da olabilecek en sıkı eğitimlerden birinden geçti. Yüzbaşı Sobel (Friends'in Ross'u David Schwimmer), eğitim esnasında alaya etmediğini bırakmadı.
Neyse, sonuçta Avrupa'yı istila etmek üzere İngiltere'ye vardılar. Sobel'ın, çok bilmişliğine ve 'çok gaddar'lığına rağmen, uygulamada, çarpışmaya arkasından gidilecek kadar becerikli bir çoban olmadığını fark eden askerler, ona karşı ayaklandılar. Böylece Sobel'dan sonra alayın en yüksek rütbelisi olan, herkesin saygı duyduğu Winters (Damien Lewis), kardeşlerin başına geçti. Easy Company, (havada onlarca uçağı konvoy halinde gösteren etkileyici bir sahneyle) Normandiya'ya doğru yola çıktı. Bir Allahın kulu bile, planlanan noktaya iniş yapamadı. Hatta paraşütçülerin çoğu, silah ve gerekebilecek her türlü alet edevatı da kaybetti. Son olarak da Winters'ın, alay komutanı olarak bir Alman topçu birliğine başarılı bir operasyon gerçekleştirdiğine tanık olduk.
www.hbo.com/band adresinde daha fazla detay bulabilir, dilerseniz II. Dünya Savaşı anılarınızı (hani olur ya!) paylaşabilirsiniz.
Dizinin handikapı olarak görülebilecek nokta (hepsi aynı giyinmiş), çok fazla karakter barındırması. Fakat tabii ki, zamanla takip etmek kolaylaşıyor. Daha önce hiç görmediğimiz nice yetenekli oyuncuyu görücüye
çıkaran Kardeşler Takımı, televizyon açısından bir İkiz Tepeler ya da Krallık vakası değil elbette. Fakat zaten aynı yaratıcılık kulvarında da değil. II. Dünya Savaşı ve genel anlamda savaşın ne mene bir şey olduğuna dair, Pearl Harbor gibi sinema facialarından kat kat iyi bir bakışı var. Yaşananların, 'geride kalan analar, eşler' ya da çarpışma öncesinde telesekretere bırakılan 'seni seviyorum' kısmında da durmuyor. Pembe olmayan, doğru düzgün dizi hasreti çekenlerin dikkatine sunulur.