Kapitalist Fukuyama

Son, oldum olası insanlığın başı çeken merak konularından.

Son, oldum olası insanlığın başı çeken merak konularından. Dünya, zaman, medeniyetler, rejimler ya da insanlık ne zaman son bulacak ve bu nasıl gerçekleşecek soruları uzun zaman beyinleri bulandırdı durdu. Francis Fukuyama, 1989'da The National Interest dergisinde basılan Tarihin Sonu adlı makalesiyle bu sorulardan birini yanıtladı ve medyatik bir bilim adamına dönüştü. Fukuyama tarihin belirli bir düzende seyrettiğini, insanlık perdeyi kapatıp selamını verirken tarihin de sona ereceğini ve artık değişen bir şeyin olmayacağını savunuyordu. Bazıları onun Museviliğin ve Hıristiyanlığın dünya görüşünü alıp politik bir teoriymiş gibi yutturduğunu düşünürken, ABD'nin temsilcisi olduğu liberal demokrasi taraftarları, onu omuzlarında taşıdılar. Miloşeviç'in de iktidardan düşmesiyle beraber, Fukuyama'nın "İnsanlığın ulaştığı son nokta kapitalizmdir," fikri güçlendi.
Ancak insanlığın gidişatını bildiğimizde, geleceği görebileceğimizi ortaya koyan teorinin su sızdırdığı noktalar da vardı.
"Gelecekteki düzeni belirleyen, insanlığın gidişatındansa geçmişi değil mi?" diye soranlar, Fukuyama'nın teorisini sadece bir kehanet olarak nitelendirdiler.
Teori gözden geçirilmeli
Fukuyama 'tarih ertesi' diye adlandırdığı dönemde, sanatın ya da felsefenin yeri olmadığını söylemişti. Ona göre tarih sona erdiğinde bu dalların gelişeceği bir ortam da var olmayacaktı. Bu fikir Fukuyama'dan önce de çok kişi tarafından savunulmuştu. Babylonia'daki kazılarda çıkartılan şiirlerde bile edebiyatın konusu olacak şeylerin tükendiği anlatılıyordu. Her çağda olduğu gibi bugün de modadan edebiyata, felsefeden sanata, tüm yapılacakların yapıldığını ve söyleneceklerin söylendiğini savunanlar var. Buna rağmen özgün şeyler üretilmeye devam ediyor. Yoksa Fukuyama bunu göremiyor mu?
Roger Kimball'a göre, Tarihin Sonu fikrinin sallantıda olduğu önemli bir nokta da, teorinin alanına girmeyen her olayın
'tarihsel bir kaza' olarak görülmesiydi. Fukuyama'ya göre Hitler ve Stalin rejimleri, sosyal düzen alternatifleri olmaktan çok, tarih yolunun çıkmaz yan sokaklarıydı. Dünya savaşlarının yol açtığı yıkıma ve faşistlerin
zulmüne neden olan bu 'evrensel tarihe' ne kadar güvenebiliriz ki? Kimball, her iki Dünya Savaşı'nı da özgürlük yolundaki minik pürüzler olarak değerlendiren bu teorinin tekrar gözden geçirilmesi taraftarı.
Reagan ve Bush iktidardayken, eyalet departmanında görev alan Fukuyama, yakın zamanda Başkan W. Bush'un 'bioethics commitee / biyoetik komitesi'ne de katıldı. ABD liderlerinin onu bu derece tutmasına bakılırsa kapitalizm, Fukuyama'nın
teorisinin vardığı nokta olmaktan çok, durduğu siyasi nokta.