'Karşı'nın yeni sanat mekânı: Moda Sahnesi

'Karşı'nın yeni sanat mekânı: Moda Sahnesi
'Karşı'nın yeni sanat mekânı: Moda Sahnesi

Açılıştan beş gün önce kuruculardan İnan Ulaş Torun, Kemal Aydoğan, Mert Fırat ve Onur Ünsal ile Moda Sahnesi nde buluştuk. / Fotoğraf: MUHSİN AKGÜN

Sekiz aylık geri sayım bitti, İstanbul'un yeni kültür mekânı Moda Sahnesi açıldı. Tiyatro, konser, sinema ve atölyelerle dolacak üç salon ve ilk oyun 'Hamlet' hazır. Kurucu ekiple birlikteydik...
Haber: BAHAR ÇUHADAR - bahar.cuhadar@radikal.com.tr / Arşivi

Çarşamba akşamı 20.30. Kadıköy, Bahariye’deki eski Moda Sineması’nın bulunduğu pasajın önü kalabalık. Konuklar oyunu beklerken giriş kapısını, camı, duvarları, trabzanları falan inceliyor. Birazdan sahnelecek olan ‘Hamlet’ten daha da çok merak edilen ve heyecan uyandıran şeyin, aylardır beklenen mekânın içindeler zira artık: Sekiz aydır süren inşaat ve geri sayım bitmiş, Moda Sahnesi başta mahalleli olmak üzere tüm İstanbul ahalisini içeri buyur etmeye hazır.
‘Hamlet’in prömiyerinden ve dolayısıyla sahnenin açılmasından beş gün önce, kurucu ekipten yönetmen Kemal Aydoğan ve oyuncular Mert Fırat, Onur Ünsal, İnan Ulaş Torun ile büyük salonda buluşmuştuk. Yaz boyu ara ara uğradığım mekân neredeyse hazırdı ama yerler muşambalarla, ortalık inşaat malzemeleriyle kaplıydı. Sohbete başladığımızda fonda ince inşaat işlerinin sesleri sürüyordu. Prömiyere beş gün kalmışken “Nasıl yetişecek burası?” paniği beni bile sarmıştı da, bir yandan inşaatta çalışıp son aylarda da burada prova alan ekip üyeleri sakin görünüyordu. Neticede Moda Sahnesi önceki akşam, eklenecek küçük rötuşlar dışında pırıl pırıl bir mekân olarak çıktı karşımıza.
Kıştan yaza uzanan zaman boyunca mekânı inşa etmekte olan ekibin başı hiç boş kalmamıştı; sanat, sinema , tiyatro çevresinden bir dolu insan, öğrenciler, mahalleliler sürekli gelip gitti. Arada uğradığım vakitlerde birilerinin gelip aşağıyı gezmek istemesine, “Ne yapabilirim sizin için?” diye sormasına sık şahit oldum. Anlayacağınız , Kadıköy’e ‘yeni bir sahne açılıyor’dan öteye, henüz mekân hazır değilken bile çoktan geçmişti zaten... Moda Sahnesi daha açılmadan, çok sayıda insanın ucundan tutmak istediği, kültür hayatına dahil olmasını hevesle beklediği bir alan oldu. 

‘Patronsuz’ tiyatro

Duymamış olanlar için özet geçelim: Moda Sahnesi geçen sezonun başlarında -yine Moda’daki- Oyun Atölyesi’nden ayrılan deneyimli ekip tarafından kuruldu. 80’li ve 90’lı yıllarda Anadolu Yakası’nın verimli kültür-sanat adreslerinden olan ancak son yıllarını bakımsız ve yalnız bir halde geçiren Moda Sineması’nın bulunduğu alanı dönüştürmek üzere kolları sıvadıklarında tarih 15 Ocak 2013’tü.
Kurucu ekip yönetmen Kemal Aydoğan, tiyatro yöneticisi Selçuk Aydoğan, sahne tasarımcısı Bengi Günay, ışık tasarımcısı İrfan Varlı, oyuncular Onur Ünsal, Mert Fırat, İnan Ulaş Torun, Timur Acar, sahne amiri Erdal Çiftçi, fuaye sorumlusu Orhan Tozkoparan, gişe sorumlusu Barış Yaman ve sinemacı İlksen Başarır’dan oluşuyor. İnşaatın belli kalemleri için belediyeden ve bazı firmalardan aldıkları malzeme sponsorluğu –ve ödeme kolaylığı- desteği dışında, 1 buçuk milyon lira tutan maliyeti kurucu ekip kendi imkânlarıyla karşıladı. İnşaatın işçilik kısmında kendileri de çalıştı, yönetmen Kemal Aydoğan’ın verdiği bilgiye göre bu şekilde 3 milyonluk toplam maliyet 1 buçuk milyon TL ile sınırlı kalabildi. Patronsuz, hiyerarşisiz bir tiyatro modeli peşindeler. 

Fuaye


Neticede ortaya çıkan da sadece bir tiyatro salonu değil. Burası biri sinema, söyleşiler, atölye çalışmaları, diğer ikisi tiyatro amacıyla kullanılacak üç salondan oluşan ferah bir kültür mekânı. Büyük salondaki oturma tribünleri ve sahne platformu tamamen hareketli, farklı sahneleme biçimlerine açık. Oturarak 248, ayakta 600 kişilik bir kapasiteye sahip olan salonda oyunların yanı sıra konserler de (Büyük Ev Ablukada, Gevende, İnce Saz gibi ekipleri konuk etmeyi planlıyorlar) olacak. Stüdyo Sahne 50 kişilik bir deneme sahnesi işlevini görecek. 54 kişilik sinema salonu ise bağımsız filmlerin yeni adreslerinden biri. 

‘Hamlet’in sarkastik dili hepimize tanıdık’ 

‘Hamlet’in çevirisi, oyuncu Onur Ünsal ve çevirmen Emre Adıyaman’ın kaleminden. Aynı zamanda oyunun ‘Hamlet’i olan Ünsal, çeviriyi kendilerinin yapmasının nedenini şöyle anlatıyor: “Bir metni anlamak için daha iyi bir şey yapamazsınız. Metinle canınız çıkana kadar ilgileniyorsunuz. Bütün çevirileri tam olarak oynanabilir halde bulmuyoruz. En iyi çeviriyi yaptığımızı iddia etmiyoruz; sadece oynanabilir bir çeviri yapıyoruz.”

Moda Sahnesi’nin ‘Hamlet’i iki saatlik, rahat takip edilebilir bir dille, sade bir reji ve güncel kostümlerle sahneye taşınmış bir oyun olmuş neticede. Onur Ünsal’ın -kimi yerde kadronun geri kalanını geride bırakacak derecede- yüksek bir enerjiyle sahneyi doldurduğu bir oyundu, çarşamba gecesi izlediğimiz. Shakespeare’in nüktedanlığını günümüz seyircisine geçirmekte zorlanmayan; göndermelerini, esprilerini, vurgularını dozunda bırakmış bir dili var, Aydoğan’ın yorumunun. Ekip, söyleşide yorumlarındaki ağırlığın metindeki ‘iktidarla mücadele etme biçimlerine’ dair olacağını anlatmıştı. Hamlet’in intikam hissiyle dünyayı/sistemi/insan doğasını eleştirme biçimleri de sahneye, delilikle flört eden o tavrıyla birlikte yansımış.
Ünsal metne yaklaşımlarını şu cümlelerle özetliyor: “Temelde çıkış noktamız şunlar oldu: İktidarla mücadele etmenin yöntemi, delirme, delirmeye olan övgü, bu dünyayı bozmaya olan niyet ama bunu devirerek yapmak. Yıkıcı olmak... Özellikle yazın yaşadığımız hadise üzerine, -daha önce karar vermiştik oyunu yapmaya- inanılmaz denk geldi. Gezi Parkı’nda üretilen o sarkastik dil aslında Hamlet’in dili. Shakespeare’in neredeyse 450-500 yıl önce önerdiği dil bu. Şimdi insanlar çok daha fazla aşina o dile, tabii bunu Gezi’ye falan kaydırmıyoruz. Fakat oradan çok fazla referans alabileceği yerler oluyor. Sadece Gezi’yle ilgili değil, iktidarla mücadele etmenin bir yöntemi, başka bir aklı var. Bu aklı üreten bir adam Hamlet.”
Kadro; Onur Ünsal, Esra Kızıldoğan, Kübra Kip, Murat Tüzün, Timur Acar, İnan Ulaş Torun, Çağlar Yalçınkaya, Alper Baytekin, Hasan Demirtaş’tan oluşuyor. 

‘Bütün Çılgınlar…


17’sinde prömiyer yapacak ‘Bütün Çılgınlar Sever Beni’, Bulgar yazar Stefan Tsanev imzalı ‘Bütün Çılgınlar Sever Beni.’ Kadroda Mert Fırat, Volkan Yosunlu ve Aslı Tandoğan var. Mitolojik göndermeler ve insan ilişkileri üzerinden akan yalın bir tekst. Bir komedi. Mert Fırat’tan dinliyoruz: “Bir kadını kimse baştan çıkartmaya çalışmamışsa o kadının kocasına sadık kalmaktan başka çaresi yoktur, diyor bir yerde. Temeldeki mesele o: Bir insanı kimse baştan çıkarmaya çalışmamışsa o insanın ideolojisine sadık kalmaktan başka şansı yoktur. Bu bir önerme değil, ironi. Paranoyayı, iktidarı ciddi şekilde eleştiriyor. Mutlak iktidarın içinde var olduğunda yükselmenin bazı bedelleri olduğunun altını çiziyor.”
Yolda bir de çocuk oyunu var: Friedrich Karl Weachter imzalı ‘Palyançolar Okulu’. Prömiyer, 26 Ekim’de.
Ekibin sık tekrarladığı bir şey var: Burasının seyircinin bilet alıp oyun izleyip çıkıp gittiği bir yer olması değil, bekledikleri. Seyircinin organik bir bağ kurduğu, çevredeki esnafın, sakinlerin içinde bir kültürel yaşam yarattığı bir mekân olmak niyetindeler. Bilet fiyatlarını da piyasaya oranla ucuz tutmuşlar. Şu andaki indirimli satışta 20 lira olan biletler, sonrasında öğrenci 25, tam 35 TL’ye sabitlenecek.
Yolları açık ve uzun, gelenleri gidenleri bol olsun diyelim.
Oyun tarihleri hakkında detaylı bilgi: www.modasahnesi.com

ESİK MODA SİNAMASI'NIN RUHUNU YAŞATACAĞIZ...

İlksen Başarır: Sinema salonu DCP kopya oynatabilen, alternatif bir salon. Burası kendine daha kolay yer bulan ana akım filmler dışında kalan bağımsız filmlerin salonu olacak. Az kopyayla kısa süre vizyonda kalan yerli ve yabancı filmler daha uzun süre bu salonda oynayarak seyirciyle buluşacak. Salonumuz alternatif bir dağıtım ağı olarak kurulan M3 bünyesinde yer alacak. Filmlerin yönetmenlerini, oyuncularını da Moda Sahnesi’nde ağırlayarak seyircisiyle buluşturup, film üzerine tartışıp konuşma olanağı yaratacağız. M3, resmi olarak 1 Kasım’da Onur Ünlü’nün İstanbul Film Festivali’nde ödül alan ‘Sen Aydınlatırsın Geceyi’ filmiyle açılış yapacak. Program önümüzdeki hafta resmi olarak sitemizde açıklanacak. Sinemayla ilgili atölyeler de Moda Sahnesi’nde yapılacak. Yapım ve senaryo atölyesiyle başlayacağız. Bu atölyeler sayesinde de sinema konuşulan, sinema tartışılan bir ortam yaratarak eski Moda Sineması’nın da ruhunu yaşatmaya çalışacağız.

MODALILARLA DA TİYATRO YAPMAK İSTİYORUZ

Kemal Aydoğan: Mahallelinin burasıyla ilişkileniyor olması çok moral verici. Bir sürecin içine giriyoruz; hem mekânın, hem seyircinin diyecekleri olacak... Sadece oyun oynamak değil, Modalılarla da tiyatro yapalım istiyoruz. Daha önce tiyatro yapmamış birileri sahneye çıkarsa tiyatroyu birinci elden tanıyor olacak. Bunun için de projelerimiz var. Schaubühne Berlin Tiyatrosu yan sokağında futbol turnuvası düzenliyormuş. Bence tiyatronun yapması gereken işlerden biri o; gençlerle futbol turnuvası ya da bir gençlik partisi… Burası zor girilen, tüketmek için belli bir seviyeye ihtiyaç duyulan yer olmamalı… Yaptığın işin insanlar tarafından birebir yaşanıyor olması lazım. Yoksa ürün pazarlıyor oluyorsun.

'BAŞKA BİR SUYA GİRMEK GİBİ...'

Kuruculardan ve ‘Hamlet’te rol alan İnan Ulaş Torun: “Oyun başlıyor”un ötesinde bir heyecan var. Hem bir tiyatroya her anlamda ortak olmak, hem böyle bir yerde yaşayacak, böyle bir yeri yaşatacak olmanın garip bir merakı var üstümde... Bir yerden başka bir suya girip etrafa bakmak gibi...