Katil doğmak zorunda kalanlar

Katil doğmak zorunda kalanlar
Katil doğmak zorunda kalanlar
Andrew Dominik imzalı 'Kibarca Öldürmek', 'kara film' ruhunu yeniden perdeye taşırken yasadışı dünyalara ve Amerikan ahlakının bir kez daha çöküşüne de tanıklık etme derdinde. Film, sezonun en iyilerinden.
Haber: UĞUR VARDAN / Arşivi

Bazı yönetmenlerin yolu ısrarla ‘şiddetin anatomisi’nden geçiyor. Uzak geçmişten Sam Peckinpah, yakın geçmişten Martin Scorsese, şimdiki zamandan da Andrew Dominik, sinematografik maceralarını benzer güzergâhlarda biçimlendiren isimler. Peckinpah bir estetisyendi, Scorsese öfkeli bir durum tespitçisi, Dominik ise sosyopolitik
yaklaşımcı... Öncüllerle geçmişte ilgilenmiştik, dolayısıyla odak noktamız son filmi ‘Kibarca Öldürmek’ (‘Killing
Them Softly’) bugünden itibaren gösterime giren Yeni Zelandalı Dominik’te.
Malum bazı romanlar hem dönemlerinin en iyi ifadeleri hem de sinemacılar için adeta hazır senaryo niteliğinde. Avukatlığın yanı sıra Boston Globe, Wall Street Journal gibi gazetelerde de çalışan George V. Higgins’in 1970’te yazdığı ‘The Friends of Eddie Coyle’ (ki bazı eleştirmenlerce Hemingway’in ‘The Killers’ adlı kısa öyküsünden sonra türünün en iyi etkileyici örneği kabul ediliyor) 1973’te Peter Yates tarafından sinemaya uyarlanmıştı. Dominik, tesadüf eseri Yates’in filmini TV’de izledikten sonra, “Öyküyü kim yazmış?” diye merak edince yolu Higgins’in 1974’te yayımlanan ‘Cogan’s Trade’ine kadar uzanmış ve roman, ‘Kibarca Öldürmek’ adıyla huzurlarımızda…
Bakmayın Fransızların “İlk filmler genellikle sıkıcıdır, çünkü yönetmenler kendilerini anlatırlar” demesine, 2000 yapımı ‘Chopper’, ‘Kasap’ lakaplı Mark Lead adlı efsanevi bir katilin hikâyesini alabildiğine sert ve çarpıcı bir dille anlatıyor, yönetmen Andrew Dominik’in daha ilk adımında bütün dünyaca tanınmasını da sağlıyordu. Ama Yeni Zelandalı için arkası hemen
gelmedi. Yedi yıllık bir boşluğun ardından 2007’de Western’i yeniden inşa eden ‘Ahir zaman ’ filmlerinden biriyle karşımızdaydı. ‘The Assassination of Jesse James by the Coward Robert Ford’, bir ‘Vahşi Batı’ simgesi olan Jesse James’in hikâyesine son derece analitik ve gerçekçi bakarken, tonları arasına hüznü katıyor, öte yandan karakterini doğru bir tarihi perspektif içine oturtarak sunuyordu. Yani tıpkı ‘Chopper’da olduğu gibi arka planda, isteyenler için sosyolojik okumalar bulmak mümkündü.
Peki 1974’te yazılmış bir romanı şimdiki zamanın seyircisine nasıl sunmak lazım? Malum, artık her şey öylesine hızlı ve dönüşümler o denli ani ki, aradan geçen 38 yıl bugünden bakıldığında romanı bağlamından fazlaca koparabilir ve aslına sadık bir uyarlama, gerekli etkiyi yapmayabilirdi. Nitekim Dominik, senaryosunu da kendisinin yazdığı ‘Kibarca Öldürmek’te zamanı kaydırmış ve hikâyeyi Barack Obama’nın ilk seçim kampanyası dönemine, 2008’e taşımış (bir nevi restorasyona gitmiş)…
Bu noktada kısaca öykü diyelim… İki çaylak, Frankie ve Russell kendilerine ‘zahmetsiz yoldan temiz para kaldırmak’ teklifiyle gelen orta yaşlı eski bir suçlunun önerisine uyup küçük çaplı bir kumarhaneyi basar. Soygun gerçekten de temiz geçer. Bastıkları yer Markie’nindir ve söz konusu kişi, daha önce benzer şekilde kendi kumarhanesini kendi soymuş ve uzun bir zaman sonra, bir gece yakın çevresine her şeyi itiraf etmiştir. Dolayısıyla son soygun sonrası gözler tekrar Markie’ye çevrilecektir. Nitekim öyle de olur ama peşi sıra, sistemin ayakları devreye girer ve kiralık katil olarak tuttukları Jackie Cogan’dan, iki çaylağı bulup yok etmelerini isterler…
‘Kibarca Öldürmek’, ana karakteri Cogan portresinin özellikleriyle diğer suç filmlerinden keskin bir şekilde ayrılıyor. Çünkü Cogan, profesyonelliğine zaman zaman duygusallık katan biri. Mesela adam öldürme konusunda yaklaşımlar farklı. Eylemini yüz yüze, yakın mesafeden gerçekleştirmek istemiyor; çünkü kurbanlarının aman dilemesinden, ölmeden önce ağlamaya başlamasından, sızlanmalarından nefret ediyor. O yüzden işini ya uzaktan görüyor ya da aldığı paranın daha azına bir başkasına gördürüyor. Nitekim Amerika ekonomik açıdan en zor dönemeçlerinden birini döndüğü bir zaman diliminde, biliyor ki her şeyin fiyatı gibi kiralık katillerin de fiyatı aşağı çekilmiş durumda. Bu tablo içinde o da çaylakların temizlenmesi işini, New York’tan meslektaşı Mickey’ye ihale ediyor. Ne var ki Mickey, artık eylemden çok zevk-ü sefaya daha çok önem veren biri olup çıkmıştır. Bu durumda da başa düşüyor ve Cogan, nefret ettiği şeyi bizatihi kendisi yapmak için yola koyuluyor. Andrew Dominik, sürekli Obama’nın seçim kampanyasındaki TV tartışmalarını ve radyo konuşmalarını (Bush’un konuşmaları da var) arka planına yerleştirdiği filminde ekonomik anlamda çöküşün, ahlaki anlamda çoktan çökmüş bir grup insana yansımasını anlatırken özelden genele yayılıyor ve ortaya kayda değer bir, ‘İşte Amerika budur’ hikâyesi atıyor.
Şarkılar enfes…
Film aksiyon anlamında kanlı ve gerçekçi şiddet sahneleriyle dikkat çekerken, Cogan’ın işverenlerin avukatıyla görüştüğü anlarda, felsefeye yükleniyor. Çoğu bir arabanın ön kol-
tuğundaki diyaloglarla bezeli bu sahneler, akıcı, sürükleyici ve kulak ka-bartanlar için, alabildiğine derin analizlerle dolu. ‘Kara film’lerin kendine özgü havasını üzerine geçirmeyi beceren ‘Kibarca Öldürmek’te Dominik, inandırıcı karakterlerin yanında ses bandına döşediği muhteşem şarkılarla da gönül sazımızı özel olarak titretiyor.
Ya oyunculuklar? Dominik’in bir önceki adımı ‘Korkak Robert Ford’un Jesse James Suikastı’nda da oynayan Brad Pitt, Jackie Cogan’da gayet iyi. Ama bence filmin en iyisi, yasadışı egemenlerin avukatı rolündeki Richard Jenkins. Tecrübeli oyuncu, ‘şimdiki zamanlar’ mafyasının temsilcisi karakterine özel dokunuşlar katıyor. Başka etkileyici performans da Mickey rolündeki James Gandolfini’den geliyor. Artı, başta ‘GoodFellas’ esintileri sunan Ray Liotta olmak üzere ekipteki herkes son derece başarılı.
“Amerika bir ülke değil, bir şirkettir. Şimdi şu kahrolası paramı ver” diyenlerle sosyolojik dokunuşlarını sona erdiren ve birkaç hafta önce vizyona giren ‘Katil Joe’ya uzak akraba olan ‘Kibarca Öldürmek’, sezonun en iyilerinden. Kaçırmayın…

KİBARCA ÖLDÜRMEK
Orijinal adı: Killing Them Softly
Yönetmen: Andrew Dominek Oyuncular: Brad Pitt, Scott McNairy, James Gandolfini, Richard Jeenkins, Ray Liotta, Sam Shepard Yapım: 2012- ABD , 97 dk.