'Kaygılıyız çünkü...'

'Kaygılıyız çünkü...'
'Kaygılıyız çünkü...'
Türkiye'de Gezi protestoları sonrasında toplumun kutuplaştırılması nedeniyle endişelerini dile getirmek isteyen sanatçılar gazetelere 'Kaygılıyız' başlıklı bir ilan verdi. İlana imza atan sanatçılardan Levent Üzümcü, "Öldürülen sanatçılara, gazetecilere bakarsanız, sayılarının ne kadar çok olduklarını görürsünüz ve bu, bizim neden kaygılı olduğumuz konusunda yeterince bilgi verici" derken Feryal Öney Kardeş Türküler olarak, Gezi eylemleri sürecinde iktidar sahiplerinin kullandığı ötekileştirici, kutuplaştırıcı, manipüle eden ve hedef gösteren dilin derhal bırakılması gerektiğini düşündüğükleri için bu metne imza verdiklerini anlattı. Yazar Emrah Serbes ise "Kaygılanmaya dün başlamadım, altı yaşından beri kaygılıyım. Kimseden çekincem yok, kapımın önünde zulüm varken evde oturup kitap yazamam" dedi.
Haber: İPEK İZCİ - ipek.izci@radikal.com.tr / Arşivi

Türkiye 'de Gezi protestoları sonrasında gerginleşen ortam ve toplumun kutuplaştırılması nedeniyle hassasiyetlerini ve endişelerini dile getirmek isteyen sanatçılar gazetelere ‘Kaygılıyız’ başlıklı bir ilan verdi.

Yaşar Kemal’den Nuri Bilge Ceylan'a, Ferzan Özpetek'ten Bejan Matur'a farklı sanat dallarından ve siyasi görüşten sanatçının altına imza attığı ilan metninde, “Sanat, hayatımızı diri tutan, bizi acılarımızdan arındıran, soluk almamızı sağlayan nefes borumuzdur. Bu ülkenin toplumsal değerlerine, acılarına her zaman yakın durmuş, sorunlarını gözlemlemiş, bu çabaları sayesinde toplumca ödüllendirilmiş veya bu uğurda acılar çekmiş sanatçılar olarak diyoruz ki: Ortada yine bir öfke ve nefret kokusu var. Sanatı ve sanatçıyı değersizleştirme, hedef gösterme, itibarsızlaştırma, suçlama, baskı altına alma girişimleri olanca hızıyla sürüp gidiyor. 'Ayaklar baş oldu' sözünü sakınmadan söyleyen dil, topluma nefret tohumları ekiyor. 'Siz ve biz' söylemi, toplumsal kutuplaşmayı keskinleştiriyor. Biz aşağıda imzası olanlar toplumda yeni mağduriyetler yaşanmaması için nefret dilinin sona ermesini, sanatçıların ve sanat eserlerinin hedef gösterilmemesini ve toplum üzerindeki baskıların kaldırılmasını istiyoruz” ifadeleri yer alıyordu.

Sanatçılar ilanla duyurdu: Kaygılıyız


İlana imza atan isimlerden tiyatro Levent Üzümcü, Gezi direnişinin en başından beri, ilana imza atmış sanatçıların çoğuyla bir araya gelip olayların nasıl sonlandırılacağı üzerine kafa yorduklarını anlattı. “Her iki tarafla yani hem direnişçiler hem de devlet yetkilileriyle görüşüldü, bu görüşmeleri olabildiğince taze, sıcak tutmaya çalıştık. Barışçıl yolları denedik” diyen Üzümcü sözlerini şöyle sürdürdü: “Bakın size şunu söyleyeyim, biz Türkiye’de sanatla uğraşan insanlar göz önünde olduğumuz için kalabalıkmışız gibi algılanıyor ama aslında çok azız. Bu bildiri sadece (Yönetmenliğini yaptığı 'Mi Minör' oyunu nedeniyle, hem Yeni Şafak gazetesinin hem de Başbakan'ın hedef gösterdiği ) Memet Ali Alabora için değil, hedef gösterilen, iktidarsızlaştırılmaya çalışılan herkes için aynı zamanda... Sanatçılar çok açıkça tehdit ediliyor, olayları eleştirdikleri için hem hükümet hem de belli çıkar çevreleri tarafından hedef gösteriliyor ama bu durum devlet kurumları tarafından kınanmıyor bile... Öldürülen sanatçılara, gazetecilere bakarsanız, sayılarının ne kadar çok olduklarını görürsünüz ve bu, bizim neden kaygılı olduğumuz konusunda yeterince bilgi verici.”

İlana imza atan Kardeş Türküler adına konuşan Feryal Öney ise Kardeş Türküler olarak, Gezi eylemleri sürecinde iktidar sahiplerinin kullandığı ötekileştirici, kutuplaştırıcı, manipüle eden ve hedef gösteren dilin derhal bırakılması gerektiğini düşündüğükleri için bu metne imza verdiklerini anlattı. Öney'in açıklamaları şöyle: "Metin gazetelere gönderildikten sonra, Lice olayı yaşandı.. Yukarıda söylediklerime ek olarak, içinde yer aldığım Boğaziçi Gösteri Sanatları Topluluğu'nun bugün yaptığı açıklamadan birkaç cümle eklemek isterim: "Türkiye toplumunun her kesiminden gelen büyük barış arzusuna, ülkemizin demokratikleşmesi eşlik etmeli. Kalıcı barışın yolu Demokratik Türkiye'den, yani demokratik bir anayasadan geçiyor! Demokratik haklarını kullanmak isteyen Türkiye halklarının üzerine polis ve jandarmayı saldırtarak, insanların ölmesine ve yaralanmalarına neden olarak, Kürt illerini karakol ve kalekollarla donatarak, halka şiddet uygulayan görevlileri koruyarak, ne barışa ne de demokratik bir Türkiye’ye ulaşabiliriz."

İlana imza atan yazar Emrah Serbes de "Metni ilk okuduğumda biraz çekingen bulduğumu söyledim, yani bu direnişi haftalardır alanlarda parklarda sürdüren, polis şiddetine maruz kalmış gençlere doğrudan bir destek içerseydi daha yerinde olurdu. Ama ortak payda buysa bunu da kabul ettiğimi söyledim. Sonuçta sanatçılar daha nazik, efendi insanlardır. Bu da güzel bir şey. Son kertede başbakanın kullandığı ayrımcı dile güzel bir cevap olduğunu düşünüyorum" dedikten sonra şöyle devam etti: "Kaygılanmaya dün başlamadım, altı yaşından beri kaygılıyım. Kimseden çekincem yok, kapımın önünde zulüm varken evde oturup kitap yazamam."