Keçeden çeyizlik afişler

Keçeden çeyizlik afişler
Keçeden çeyizlik afişler
Ezgi Genç, sevdiği filmlerin afişlerini beğenmeyince olaya el attı, keçeden üç boyutlu yenilerini dikti. 'Çeyizlik Filmler' adlı sergide 'Amelié'den 'Persepolis'e, kadar 12 filmin keçeden afişleri var. Sürprizli işler 18 Nisan'a kadar Gallery Milk'te...
Haber: ELİF TÜRKÖLMEZ - elifturkolmez@gmail.com / Arşivi

Keçe acayip bir malzeme. Joseph Beuys kullanınca postmodern, sen ben kullanınca harcıâlem olabiliyor. 22 yaşındaki genç sanatçı Ezgi Genç kullanıncaysa film afişi... Eşe dosta oyuncaklar yapmakla işe başlayan Genç, bir süredir keçeden yaptığı işleri internette sergiliyordu. Şimdi Milk Gallery&Design Store’da ilk sergisini açtı, bize de ‘Çeyizlik film afişi nasıl olur’u anlattı. 

Nereden çıktı keçeden, insanın ‘Ay, çok tatlıııııı’ diyeceği şeyler yapmak?
Bir arkadaşıma yaptığım bir hediyeden... Ona bir sürü DVD almıştım, kapaklarını hiç beğenmedim, oturdum baştan bambaşka kapaklar diktim. Üstüne hemen aklıma gelen minik şekillerle tasarımlar yaptım. Sonra herhalde kafamda yer etti bu afişleri ve DVD tasarımlarını beğenmeme işi. Çok sıkılmıştım zaten filmlerin kötü afişlerle harcanmasından. Normalde çok malzemeli, çok zengin filmlerin kızların gözleri güzel, başroldekinin saçı güzel diye pazarlama stratejisi kurbanı olmasından. Aslında bunları şöyle şöyle ne güzel yaparlar derken bir anda kafamda bir yıldız çaktı, ben neden yapmıyorum diye. Ama ben grafik sanatçısı değilim, malzemem belli, keçeyi çok seviyorum, tamamen bana özgü afişler olsun dedim. Malzeme keçe olunca da üstünde oynamak daha kolaydı, üç boyutlu afiş önceden denenmemişti, üst üste gelince fikirler çok oturdu kafamda. Sonuç da böyle oldu. İlk olarak Milk’e götürdüm işlerimi, aynı kafalarda olduğumuz için kabul ettiler.
Babanız Tan Cemal Genç, “Ben bile daha kendi kişisel sergimi açamadım ama Ezgi hızlı çıktı” diyor, nedir bu yaşta bu hız hakikaten?
Aslında çok da hızlı değil. Ben biraz zor keşfettim yapmak istediğim şeyi. Küçüklüğümden beri evde hep sanat var. Lisede plastik sanatlar okudum, şu an güzel sanatlara devam ediyorum. Babamın arkadaşları, benim arkadaşlarım soruyordu hep ‘Ezgi senin işlerini ne zaman göreceğiz’ diye, cevap veremiyordum. Bir sürü şey yapıp bir türlü memnun olmuyordum yaptıklarımdan. Lisede oyuncak tasarımı dersinde de temelini attım aslında istediğim şeyin. Arkadaşlarıma hediyelerimi kendim yapmaya başladım, çok keyif aldım. Sergi olması için de tamamen içime sinen bir şeyin gelmesi gerekiyordu aklıma, geldi ve beklemek gerekmedi. E, tabii şeyin de etkisi var, baba yanında sergi açmaktansa kendi başıma açmayı her zaman tercih ettim, babamın desteği hep yanımda olsun ama tamamen bana özgü olsun yaptığım şey. 
Hangi filmlerin afişleri var sergide?
Daha çok vaktim olsaydı aslında biraz yaşayan afişler istiyordum, mesela müzikal afişi yapıp müzik çalmasını istiyordum, olmadı. Ama yaşayan kısmı oldu biraz interaktif afişlerle. ‘Amelié’, ‘Eternal Sunshine of the Spotless Mind’, ‘Persepolis’, ‘Sevmek Zamanı’, ‘Crossing the Bridge’, ‘Endülüs Köpeği’, ‘Sinir Krizinin Eşiğindeki Kadınlar’, ‘Mavi, Beyaz, Kırmızı’, ‘Science of Sleep’, ‘Finding Nemo’, ‘Tonari no Totoro’ ve ‘Ben Bir Robotum Ama Sorun Değil’ filmlerinin afişleri var sergide.
İsminde ‘çeyizlik’ sözcüğünün geçmesi biraz ironik olmuş. Sanki ‘Evlenecek yaşa geldik ama böyle işlerle uğraşıyoruz, çeyizimiz de bunlar’ der gibi. Var mı öyle bir şey?
(Gülüyor) Hiç böyle düşünmemiştim. Aslında şöyle; bu filmler çeyizlik benim için, yıllarca izlemek istediğim, arkadaşlarıma, ileride çocuklarıma izletmek istediğim filmler. E, tamamen el yapımı olunca daha da oturdu isim. Eğlenceli de olsun istedim bir yandan. Bir de çeyizde ‘el emeği göz nuru’ dışına çıkabileceğimiz kelimeler de olsun istedim. Mükemmel düğünler yapıyorlar mesela şu aralar, bol oyuncaklı, bizim limonata-pasta olayımızdan çok daha uzak, tamamen kişiye özel. Ben çok önem veriyorum her şeyin bana bir şey katmasından, dünya kocaman. Bir sürü öğrenecek şey var. Çeyizler de film olabilir pekâlâ. ‘Kocaman kadın oldun, hâlâ oyuncak dikiyorsun’u çok duydum aslında, bu mantık da çok güzelmiş.
Sürprizler de var. Mesela ‘Persepolis’te karakterin üzerindeki keçeyi kaldırınca başka bir halini görüyoruz. Bütün işlerde var mı?
Birkaç işte daha var o. Ben detayları çok seviyorum. Küçük şeyler benim hayatımda büyük. Bazı afişler o yüzden interaktif olsun istedim. Öyle olmayan filmlerde de küçük detaylar gizli. Mesela ‘Eternal Sunshine’ın ve ‘Amelié’nin bilerek yüzlerini koymadım. ‘Nemo’da Nemo’yu bulmak gerekiyor mesela. Filmlerle bağdaştırılabilir şeyler olsun istedim.
Neden özellikle bunları seçtiniz? Nesini seversiniz bu filmlerin?
Boşuna çeyizlik değil, hepsi çok sevdiğim filmler. Başta 50 film vardı listemde. Giderek eledim hepsini; zengin, renkli, farklı filmler, keçeye uyarlayabileceğim şeyler olsun istedim. Aklıma gelen fikirlerle de elendi zaten çoğu. Arada ‘Endülüs Köpeği’ gibi kült filmler de var ama ‘Totoro’ gibi eğlenceli filmler de var. Genelde bende bir şey bırakan filmler hepsi.
‘le petit yubbié’ adlı sitede zaten bir süredir sipariş usulü keçe işler yapıyordunuz. Onlara ilgi nasıl, daha çok neler sipariş ediliyor?
İlgi fena değil, sergi varken durdurdum biraz sipariş almayı ama devam edeceğim artık. Sevgilim kâğıt kısmımızla ilgili oyuncaklara devam ediyor hâlâ orada. Bir yandan benim tasarımlarım sürecek, bir yandan da yine siparişler. Genelde insanlar sevgililerine ya da çok yakın arkadaşlarına bir şeyler almak istiyor. Tam olarak istediğim şey buydu aslında, hayatınızdaki çok özel insanlara yine tamamen size
özel hediyeler vermek. Aynen benim oyuncak yapmaya başlama sebebim gibi.  

Oyuncak âşığıyım hem de her türlüsüne’
Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi Geleneksel Türk Sanatları’nda öğrenci Ezgi Genç. Radikal Cumartesi okurlarının yakından tanıdığı çizer Tan Cemal Genç’in kızı.
Kendisini şöyle anlatıyor: “Dikmeyi seven biriyim ben. Kişisel şeyleri çok seviyorum. Alışkanlıklarıma çok bağlıyım. Gezmeyi, görmeyi çok seviyorum. miyum.blogspot.com diye bir blogum var, farklı sanatçıların yaptığı el yapımı her şeyi orada yazıyorum. İnternete bayılıyorum, çoğu mecrada yer almaya çalışıyorum. Geleneksel Türk Sanatları’nda hat okuyorum ve beni çok beslediğine inanıyorum. Elime çok büyük bir titizlik katıyor. Renkli şeylerden çok hoşlanıyorum, oyuncak âşığıyım, hem de her türlüsüne...”