Kelebeğin Rüyası için Radikal okuru ne dedi?

Kelebeğin Rüyası için Radikal okuru ne dedi?
Kelebeğin Rüyası için Radikal okuru ne dedi?
Fikret Bila ve Akif Beki'nin Kelebeğin Rüyası eleştirilerini sorduk Radikal okuru yanıtladı...

Radikal.com.tr – Kelebeğin Rüyası filmi için bugün Fikret Bila ve Akif Beki’nin yazılarında yer alan eleştirileri değerlendiren okuyucularımızın yorumları şöyle:

 

 

 


Filmi izlemedim ama aynı şeyi ben de düşünmüştüm Erdoğan'ın komediden dramaya geçme çabaları gibi geliyor bana. / Ali Karataş
Yedi ya da sekiz yıl da üzerine çalışılan bir senaryo, yapımmış "Kelebeğin Rüyası" sinemada derinlik klip, fotoğraf, kartpostal kareleriyle olmaz, olmuyor. anlatımdaki derinlik dönemin ironisiyle olmaz, olmuyor. Herkesin Cumhuriyet'e, Cumhuriyet ideolojisine saldırdığı bir dönemde Yılmaz Erdoğan da fonda ondan beklenileni yapmış. Umarım bu eleştiri ile yapacağı diğer yapımlara da kaynak bulur. Ben anlatıda da, sinema dili olarak da filmi yüzeysel buldum. Olmamış, olmuyor, "Bir Yılmaz Erdoğan filmi..." / leka



Oldukça güzel bir hikaye çok düz ve sıradan anlatılmış. Aslında Yılmaz Erdoğan filmin anlatımından çok sanat yönüne ağırlık vermiş gibi görünüyor. Yılmaz Erdoğan sanki bir Nuri Bilge olmak istiyor. Ancak bunu yaparken kararlı olmalı. Yoksa filmleri Kelebeğin Rüyası gibi nereye gittiği belli olmaz. / Tugay Sarıkaya 


Açıkçası her eleştirinin içinde mutlaka doğruluk payı olduğuna inanıyorum. Ama "Kelebeğin Rüyası"nı "ucuz" bir film olarak görmek hata olur. / M.M. 


Filmi izledikten sonra aklımda kalan tek şey film bitince bütün sorunlar da bitti. Şairlerin geride ne hayalleri ne de sevgilileri kaldı. ‘Keşke’ cümlesi hiç kullanılmadı. Sinemadan çıkınca film üzerine konuşacak hiç bir şey bulamadım eşimle. Tek şey hariç… Eşim verem hastalığı tedavisi görmüş askerdeyken ve o hastane günlerini filmi izlerken tekrar tekrar yaşadı, biz de onun üzerine konuştuk. Kelebeğin Rüyasını izlemesek rüya olarak kalsa bizim için daha iyi olacakmış. / Emine AKIN

Çok güzel bir film. Türk sinemasında kilometre taşı… / Günhan Sarıoğlu

Güzel bir film olmuş. Suzan’ı inandırıcı bulmadım. Beni bayağı rahatsız etti. Rolüne göre çok yaşlı görünüyor. Akif Deki ağır bulmuş galiba, bunu hiç anlamadım. Su gibi akıp giden bir film oysa ki. Zonguldaklı kömür işçilerini de böylece öğrenmiş olduk. F. Bila yeterli bulmamış gerçi ama filmin derdi günün politikasını anlatmak, bu kadarı tam dozunda bence. Tebrikler. / H.T.

Sn. Fikret Bila’nın film hakkındaki eleştirileri filmin yaşanan aşklardan ziyade o zamanın kömür ocaklarında yaşanan insan trajedilerini yansıtması yönünde ama kömür ocaklarına ağırlık verilseydi bence bu sefer de şairler gölgede kalabilirdi. Çünkü kömür ocaklarının yansıtıldığı bir kaç sahne bile insanı derinden etkiliyor. Sn. Akif Beki’nin eleştirileri ise çok klasik. / mutercan 

Öncelikle, ben filmi bir izleyici olarak pek beğenmedim… Kopuk bir kurgu, sıkıcı ilerleyiş (sanki uzun bir dizi film gibi), özensiz replikler...Güzel yanları ise, iyi müzikler, iyi oyunculuklar ve hoş sahneler… Son olarak, Yılmaz Erdoğan da liberal ve gerici tayfaya uyup, tek parti dönemini adeta NAZİ Almanya’sı ile bir tutmuş! Ayıptır, günahtır Yılmaz Erdoğan! / remurisat 

Kelebeğin Rüyası, son derece başarılı, her yönüyle istediğini aktarmayı başaran bir film! Oyuncuların tümü işlerini hakkıyla yerine getiriyorlar... Diyaloglar çok güzel, özellikle esprili olanlar ayrı bir lezzet katıyor... İki genç şairin dramatik hayatları, yaratılan melankolik atmosferle başarıyla aktarılıyor... Bir parça uzun olması dışında (ki bunun bile haklı sebepleri olabilir) herhangi bir olumsuz eleştiriyi haketmiyor! Akif Beki'ye gelince… “Şuna benziyor”, “bunun gibi olmuş” diye sözde eleştiri yapmak pek bir ucuz kaçıyor.. Tarkovsky yada Ceylan'a benzemesin diye böylesi hayatları şen şakrak göbek atarak anlatacak hali yoktu Yılmaz Erdoğan'ın… Kaldı ki diyaloglardaki ince mizah kendisine has üslubunu aktardığını gösteriyor... Kısacası Beki’nin sözlerinin ciddiye alınacak bir yönü yok! / r11 

Ben ne mi diyorum? Hiçbir şey... Böyle ciddi bir gazetenin "manşet üstünde" böyle bir "film reklamı" haberinin yer almasının nedeni ne ola ki, diyorum sadece... / Clear 

Bu ülkede sinemanın olmadığını bu yorumlardan anlayabilirsiniz. Sinema yazarıyım diye geçinen gazete yazarlarından geçilmiyor bu ülkede. Haberde adı geçen yazarlardan ilki Zonguldak işçi sınıfının haline resim olarak yaklaşmakla suçlamış Erdoğan'ı ki bu eleştirinin neresinden tutsan film eleştirisiyle uzaktan yakından alakası yok! İkincisine gelirsek, o da Erdoğan'ı Nuri Bilge gibi film çekmekle suçlamış ki bu daha da talihsiz bir açıklama. Yahu filmi izlemedim, sadece fragmanını gördüm ama fragmanından bile Nuri Bilge'nin filmlerine ne kadar uzak bir film olduğunu anlamak için çok zeki olmaya gerek yok. Film, bildiğin Hollywood tarzında çekilmiş bir film. Gişe de bunu kanıtlayacaktır zaten. Ama bir şey söyleyeyim mi: Böyle gişe için film çekersen bu yazarım diye geçinenlerin saçma sapan yorumlarını da hak ediyorsun demektir! / tabelayabakalim