Kemanımla bana bir ses verebilseydim eğer

Kemanımla bana bir ses verebilseydim eğer
Kemanımla bana bir ses verebilseydim eğer
Bu, bir başarı ve umut hikâyesi: Sınıfa girdiğinde arkadaşları "Yoksa keke sen mi geldin" diye ritm tutar, o da utanarak, başı önünde sırasına geçerdi. Kekemeliğinin yarattığı stresle insanlardan uzaklaşıp, dilsiz taklidi yapmaya başladı. Üç üniversite bitirdi. Türkiye'nin en genç virtüözü oldu. Ve Muhammed Yıldırır, geçen ay dünyanın en hızlı keman sanatçısı olarak Guinness Rekorlar kitabına girdi. Hürriyet'ten İpek İzci'nin haberi...
Haber: İPEK İZCİ - iizci@hurriyet.com.tr / Arşivi

Henüz 27 yaşında: Türkiye ’nin en genç keman virtüözü oldu. Ayrıca geçen ay Guinness Rekorlar Kitabı’na giren bir rekortmen: Ünlü besteci Nikolay Rimsky-Korsakov’un kemanla çalınması en zor olan eseri ‘Yaban Arılarının Uçuşu’nu 37 saniyede çalmayı başardı. Kemana yedi yaşında başladı, ilk eserini bestelediğinde ise henüz 12 yaşındaydı.  Buraya kadar ‘alışkın’ olduğumuz  ‘başarılı genç deha’ hikâyesi… Ama onun başarı öyküsünün ardında hüzünlü bir geçmiş yatıyor.

DALGA GEÇMESİNLER DİYE DİLSİZ TAKLİDİ YAPIYORDU
İleri derecede konuşma bozukluğu olan Muhammed Yıldırır, küçükken kekemeliği yüzünden herkesin alay konusu olan bir çocuktu. Konuşma bozukluğu zaman içinde o kadar ilerledi ki, 12 yaşında dilsiz taklidi yapmaya başladı ve çevreyle iletişimini tamamen kesti. Kendi deyimiyle “kemanıyla konuşmayı tercih etti.”
Yeteneği aileden gelse de keman çalmayı kendi kendine ‘çözdü.’ ‘Öğrendi’ diyemiyoruz çünkü eline yedi yaşına kadar keman almamıştı. Ama bir gün Müzeyyen Senar, Münir Nurettin Selçuk ve Zeki Müren’in başkemancısı olan babası Ali Yıldırır’ın karşısına geçti ve tamamen kulak aşinalığıyla çalmaya başladı.
Hemen aynı zamanda müzik öğretmenliği yapan babasıyla derslere başladılar. İleri derecedeki konuşma bozukluğu insanlardan utanmasına, insanlardan utanması da daha fazla içine kapanmasına yol açtı. Günde 9 saat keman çalarak, yalnızlığını unuttu.

İLK ESERİNİ 12 YAŞINDA BESTELEDİ 
İlk eseri ‘Şeytanın Rüyası’nı bestelediğinde yaşı 12’ydi. O yaşta bir çocuk neden adına şeytan olan bir beste yapar ki? Meğer başlığın çıkış noktası,  İtalyan virtüöz Paganini’ymiş. Şöyle anlatıyor: “Onun lakabı şeytandı ve ben ona çok öykünüyordum. Yaptığım eser karışıktı, harmonisi açısından ürkütücü bir hava barındırıyordu. Eserin şeytani bir yapıya sahip olduğunu düşündüm, bu ismi koydum.”

ANDIMIZI YARIM SAATTE OKUYABİLDİM
Yine 12 yaşında kekemeliği onu kendi deyişiyle öyle bir komplekse sokmuştu ki dilsiz taklidi yapıp, el hareketleriyle konuşmaya başladı: “Müdürümüz böyle bir sorunum olduğunu bilmiyordu, bana Andımız’ı okuttu. ‘Tü-tü-tür-türküm’ diye başladım, bütün okul ‘Tü-tü-tür-türküm’ diye tekrarladı. Andımız, o gün yarım saatte bitti. Kürsüden indim, ağladım. Ama sonra şunu kabullendim: ‘Ben böyleyim. Neden çekiniyorum ki?’”
Kendini kabullenince, dili de yavaş yavaş çözülmeye başladı. Artık arkadaşlarından önce o kendisiyle dalga geçiyordu: “Evet, durumum komik. Ben kendime gülmeye başlayınca karşımdaki insanlar da ‘Hiç eğlenceli değilsin, hiç sinirlenmiyorsun’ demeye başladı. Artık konuyu tamamen aşmıştık.”
16’sına bastığında gündeminde sadece kemanı vardı, artık günde 18 saat çalışıyordu. ‘Meleğin Gözyaşı’ isimli bir beste yaptı. Keman çalma tekniği iyiden iyi gelişti, Muazzez Ersoy, Adnan Şenses ve Pınar Altınok gibi pek çok sanatçıya eşlik eder oldu. Ama bu, bir sene sürdü. Yine gülerek, kendisiyle dalga geçerek anlatıyor: “Bir solist sahnede ‘Söz vermiştin bana’ diye şarkısını okuyor ya, işte benim orada ‘dara riram’ yapmam gerekirken ‘dardirarararrara’ yapıyordum. Solisti kıskanıyordum, ben ön planda olmak istiyordum. Onun için de onları sabote etmeye çalışıyordum. Haliyle fazla barındırmadılar beni piyasada.”
Ufak ufak konser teklifleri geldiğinde yaşı 18 olmuştu. Kültür merkezinde konserlere, TV programlarına ana konuk olarak gitmeye başladı. Türkiye’nin pek çok yerinde konserler verdi. Türkiye’nin en genç keman virtüözü olarak anılmaya başladı. Yavaş yavaş da yurtdışı işleri başladı. ‘Muhammed Yıldırır&Ensemble’, ‘Muhammed Yıldırır ve Gençlik Orkestrası’, ‘Beyoğlu Gençlik Orkestrası’, ‘Uçan Parmaklar Grubu’ gibi birçok orkestranın şefliğini yaptı.

REKOR KIRDI AMA GUINNESS'İ ÇAĞIRACAK PARASI YOKTU
Haziran ayında Guinness Rekorlar Kitabı’na girme başarısı da bir anda gelmedi. 2008’de arkadaşlarıyla internette Virtüöz David Garret’ın ünlü besteci Nikolay Rimsky-Korsakov’un kemanla çalınması en zor eseri ‘Yaban Arılarının Uçuşu’nu 66 saniyede çalarak rekor kırdığını izledi. Hemen kemanını eline aldı ve 65 saniyede çaldı. 2013’te Ben Lee rekoru 54 saniyeye çıkardığında, o Guinness ekibini Türkiye’ye çağırabilmek için sponsor yani para bulmaya çalışıyordu: “O rekoru da kırabileceğimi biliyordum. Altı yıl uğraştım, firma firma dolaştım. Kimi konser gelirimin yüzde 70’ini istedi kimi ‘Müzik günâhtır’ dedi. En sonunda bir fitness firmasıyla anlaştım. Ve ekibi Türkiye’ye getirebildim. Ve 37 saniyeyle, yani  açık arayla rekoru kırdım”
Bir başka kırgınlığı daha var ki ona “Bir Türk, ülkesi adına bir şeyler yapmaya çalışıyor. Ama ülkesi, bir Türk için hiçbir şey yapmıyor. Ben yapmaya devam ederim” diye tweet attırdı: “Benden önceki rekortmenler Ben Lee ve David Garret, rekoru kırdıklarında ülkeleri öyle bir tanıtım yapmışlardı ki üç ülke canlı yayında bunu konuşmuştu. E ben de aynı rekoru kırdım. Ve açık ara farkla kırdım. Benim ne eksiğim var?”

ORKESTRA ŞEFLİĞİ YAPIYOR
Şu an İstanbul Üniversitesi Kompozisyon bölümünde üçüncü üniversitesini okuyor. Bir de ‘Si Majör’ orkestrasının şefliğini yapıyor. Türkiye’deki CEO’lar ve yönetim kurulu başkanlarından oluşan bu koro, bir sosyal sorumluluk projesi. Eylül-ekim gibi konserlere başlayacak, gelirini de engellilere bağışlayacaklar. Küçükken ‘dilsizliği’ nedeniyle bir kişiyle bile konuşamazken, şimdi verdiği konserlerle, binlerce kişiye sesleniyor. Halinden de memnun. Hatta kekemeliği için yardım teklifinde bulunan doktorlar olmuş ama kabul etmemiş. Çünkü o, kemanıyla konuşmayı tercih ediyor. (Hürriyet)