Kendi kendinin yankısı

Kendi kendinin yankısı
Kendi kendinin yankısı
Yeni Nine Inch Nails albümü 'Hesitation Marks', çok fazla deneme ve deneyim sonrası nereye evrileceğini tam bilememenin, bunca yıl süren krallığın ne ölçüde yıkıp yenileyeceğine emin olamamanın izlerini taşıyor.
Haber: SEDA NİĞBOLU / Arşivi

‘Hesitation Marks’ı her yerde bahsedildiği gibi Nine Inch Nails’in geri dönüş albümü olarak görmek için zamanlama pek doğru değil. Vedalarından bu yana sadece dört sene geçti ve bu zaman içerisinde Trent Reznor’dan uzak kaldığımız bir an bile olmadı. Kariyerinin en incelikli işleri olan soundtrack’leriyle Oscar’lı bir müzisyene dönüşmesini izledik, How to Destroy Angels ile NIN izinde bir electro-pop yapmaya çalışırken yanlış bir vokalle düştüğü hatalara şahit olduk, internet personasıyla ise zaten hep gündemdeydi.
Müzikal egosunu ve NIN tutkusunu bilen herkes çok geçmeden geri dönmesini zaten bekliyordu. Yine de ‘Hesitation Marks’ın bir dönüş, hatta dönüşüm olarak sunulması samimiyetiz değil çünkü albüm adının ele verdiği üzere çok fazla deneme ve deneyim sonrası nereye evrileceğini tam bilememenin, bunca yıldır yarattığı krallığı ne ölçüde yıkıp yenileyeceğine emin olamamanın izlerini taşıyor. En güçlü ve zayıf anlarını da bu çekincelerden alıyor.
Tipik bir atmosferik NIN açılışından sonra uzun yıllardır yapmadıkları bir endüstriyel/ kulüp müziği karmasıyla erken 90’ları bugünün NIN’iyle bir araya getiriyor Reznor. ‘Copy of A’ de kendi kendinin kopyası, yankısı olduğunu, söylediği her şeyin daha önce söylenmiş olduğunu öne sürüyor. Ve bu sıkışıklıktan yeni bir yönelim çıkarmayı başarıyor. Açıksözlülüğü her zaman olduğu gibi mütevazı bir acı paylaşımından ziyade ‘Hurt’te bahsettiği ‘pislik imparatorluğunu’ daha da güçlendirip yaralarını kutlamasının yansıması.
Bu mükemmelliyetçilik ve her şeyi bir anda isteme (albümün farklı şekillerde master edilmiş iki versiyonunun bulunması da buna örnek) albümün çoğunda NIN karakteristiklerinden fazla vazgeçmeden kendini tekrarlamama çabası olarak tezahür ediyor. ‘All Time Low’da ‘Closer’ın funky NIN’ini duyuyoruz, ‘I would for you’ ile Fragile dönemi, ‘Varios Methods of Escape’ ile 2000 sonları NIN’i anılıyor. Albümün tamamına hâkim olan yenilikse gitarların, gürültü/ambient anlarının yerlerini sıklıkla elektronik ve neredeyse dans edilir ritimlere bırakması ve öfkenin daha soğukkanlı şekilde dile getirilişi. Kararsızlık ve sancılar çoğunlukla albümün avantajıyken bir tek ‘Everything’in pop/punk/noise denemesi gerçekten çuvallıyor. Ancak en görkemli anlar yine klasik NIN tonlarının yakalandığı duygusal patlama anları. ‘Hesitation Marks’ nihayetinde karakterli bir NIN albümü ama öncülleri gibi teslim olunabilecek bir duygu ya da düşünce evrenini beraberinde taşımıyor. Daha çok uzun süreli fanların bir müzikal denemenin ürünü olarak beğenip analiz ederek ‘saygıda kusur etmeden’ daha fazlasının hayalini kurdukları bir albüm olarak kendine yer ediniyor.


    ETİKETLER:

    İnternet

    ,

    patlama

    ,

    Master

    ,

    klasik

    ,

    zaman

    ,

    Kulüp

    ,

    Uzak

    ,

    deneme