Kendimi Gezi'ye çok yakın hissettim

Kendimi Gezi'ye çok yakın hissettim
Kendimi Gezi'ye çok yakın hissettim
Miles Davis'in efsane albümü 'Kind of Blue'yu flamenko yorumladığı projesiyle Caz Festivali'ne konuk olan İspanyol piyanist Chano Dominguez, "Kendimi Gezi hareketine çok yakın hissettim" diyor.
Haber: HÜLYA AVTAN / Arşivi

Önceleri progressive rock’la da ilgilenmişsiniz ve aslında pek çok müzik aleti çalıyorsunuz...

Evet, 8 yaşındayken flamenko gitar çalmaya başladım. Sonra klavye, piyano... Kültürümün kökleriyle büyüdüm, flamenko kültürü... Fakat rock’ta senfonik müziğin de etkisi vardı o yıllarda. Bu yüzden Genesis, Yes ya da King Crimson da dinliyorduk. Üzerimde büyük etkileri vardı.

O zaman müziğinizde pek çok türün etkisi var diyebilir miyiz?

Evet, flamenko aslında pek çok farklı türü içinde barındıran bir müziktir. Bir tarafta ‘buleria’ gibi kalabalığın toplandığı bir parti müziği gibi bir taraftan da ölüm müziği gibi olabilir. Tango bir başka ritmidir ya da allegro bir başka türü. Flamenko, içinde pek çok ritmi ve çalma biçimini barındıran büyük bir müziktir.

Barselona Caz Festivali, size ‘Kind of Blue’ teklifi yaptığında nasıl hissettiniz?


Çok rahat hissettim, çünkü Miles, müziğini oldukça iyi bildiğim bir müzisyendi, şarkılarını da çalıyordum. Bu yüzden benim için bunu yapacak olmak ve Miles’ı kendi müziğime eklemek çok güzeldi. Flamenkoya dönüştürecektim ve şarkıların ritimlerini değiştirdim, tango, buleria, solea ritimleri koydum. Flamenko kültüründen aldıklarımı Miles’ın müziğinin içine koydum. Benim için oldukça heyecan vericiydi, kendi ritimlerimle çok rahat hissettim. Öte yandan Miles en iyi müzisyenlerden biri, bu benim müziğim için bir zevkti.

Çeviri normalde zor bir şeydir, özellikle de şiirde. Müzikte de bu oldu mu?

Evet, çok doğru. Ama ben eğer Miles’ın müziğini iyi biliyorsanız ve flamenkoyu da biliyorsanız, ikisini kolayca bir araya getirebilirsiniz diye düşünüyorum.

Peki bu süreçte kendinizle ya da Miles ile ilgili yeni bir şeyler keşfettiniz mi?

Müziğin her zaman şaşırtıcı olabileceğini keşfettim. Birlikte çaldığınız müzisyenlere, sizin hislerinize bağlı. Müzik yapmak aynı anda yaratabildiğinizde çok güzel. Miles’ta müzik bunu yapıyor, bu yüzden mükemmel.

Caz ve flamenkoyu birbirinden ayırdığımızda aslında tınıları birbirinden çok farklı. Fakat ikisi bir araya gelince daha başka bir şeye dönüşüyor, bunu nasıl tanımlarsınız?

Evet öyle ama aslında bu ikisi birbiriyle karşılaşan iki şey gibi, bu yüzden aslında birlikteler diye düşünüyorum. İkisini birbirinden ayırdığınızda birbirleri üzerindeki etkilerini keşfedemezsiniz, beraber düşünülmeli.

Son olarak Gezi Parkı olaylarını gelmeden önce duymuşsunuzdur, yaşananlar hakkında ne düşünüyorsunuz?

Tabii duydum, Taksim Meydanı’nı, oradaki tüm insanları gördükten sonra bunu yapabiliriz diye düşündüm. Başka türlü şeyler istediği için bağıran insanlar. Bu harekete kendimi çok yakın hissettim. Politik pek çok güçlük, hükümetle ilgili şeyler olsa da. Taksim’in iki sene önce gördüğüm halini seviyorum.