Kent Fısıltıları

Bol kameralı, medyatik bir davete katılırsanız gözünüzü Erkan Özerman'dan ayırmayın.

Edebiyat dünyası Paris'te karıştı
Bol kameralı, medyatik bir davete katılırsanız gözünüzü Erkan Özerman'dan ayırmayın. İzleyin, çok eğleneceksiniz. Geçenlerde Faruk Saraç'ın defilesine bir zamanların Lady'si Güngör Bayrak'la gelen Özerman müthiş bir enerji sarf etti: Oradan
oraya kameraların kadrajlarına girmek için koşturdu. Baktı, mikrofon kime uzanıyorsa onun yanına gitti, demeçler vermeye başladı.
Özerman bu aralar Best Model yarışmasını organize ettiği için kendini iyice moda kritikeri kimliğine büründürdü. Her yerde engin görüşlerini anlatıyor...
Sadece o değil ama. Defilelere pek ilgili olan bir başkası da Osman Çetintaş. Onu Vatikan 1. Müsteşarlığı'ndan tanımıyor kamuoyu. Zaten şimdi Ankara'da Dışişleri Bakanlığı'nda görevli. Onun asıl şöhreti birkaç ay önce Ajda Pekkan'ın olduğu bir yerde "Ben sadece gerçek hanımefendiler için ayağa kalkarım" deyip şimşekleri üzerine çekmesinden geliyor. Çetintaş önce Yıldırım Mayruk, ardından da Faruk Saraç defilesi için Swissôtel'e yerleşmişti. Her iki defilede de yanında, medyada belli bir kesimin çok desteklediği genç bir tiyatrocu vardı.
* * *
Moda dünyasının merkezi Paris ise geçenlerde büyük bir kitap fuarına ev sahipliği yaptı ama gelen haberler yeni çıkan kitaplardan çok, iki Türk yazar arasında yaşanan atışma hakkındaydı daha çok. Yıllardır Paris'te yaşayan edebiyatımızın başkaldıran yazarıyla Türkiye'de feminizmin öncülerinden, çok satan kitapların sahibi kadın gazeteci asansörde yan yana geliyorlar. Paris'te yaşayan yakışıklı yazar, Fransız romantizminin bir jesti olacak, feminist yazara bir öpücük konduruyor. Buna karşılık da hiç beklemediği bir tepki alıyor. Hiç de erkek düşmanı olmayan feminist yazardan okkalı bir tokat yiyor. Asansörden indiklerinde de kadın yazarımızın bağırmalarına maruz kalıyor. Etrafta onları görenler şaşkınlıklarını gizleyemiyor, merak etmeden de edemiyor. Paris'te yaşayan boğazkesen yazarımız yaptığı jeste pişman oluyor, feminist yazar ise sosyal kimliğine uygun olarak konuyu herhalde taciz diye yorumladığından gururla gözden kayboluyor...
* * *
Paris'teki yazarlar meseleyi kendi aralarında hallededursun, İstanbul'da da hayli renkli gelişmeler var. İlhan Mansız için yazdığı şiiri bitiren ve dinlenmeye bırakan küçük İskender, bu arada Queen barda erkek güzellik yarışmasının jürisine katılmış. Beş kişilik jürinin en medyatik üyesi olan İskender'in favorisi ise 'Sempati Güzeli' seçilmiş. Bir bardaki ilk erkek güzellik yarışmanın finaline 12 finalist kaldı. Tıklım tıklım Queen'de Bülent Ersoy animasyonu yapıldı, finalistler önce takım elbiseyle, ardından sırayla peştemal ve mayoyla yarıştılar. Yarışma saat 01.30 gibi başlayıp, yaklaşık iki saat sürdü. Birinci olan esmer delikanlıya ise içinde kozmetik ve iç çamaşırı olan kocaman bir paket armağan edildi.