Kent Fısıltıları

Anadolu turnesinden fırsat buldukça Istanbul'da arkadaşlarıyla buluşan Murathan Mungan ise geçen salı Naim Dilmener ve...

Anadolu turnesinden fırsat buldukça Istanbul'da arkadaşlarıyla buluşan Murathan Mungan ise geçen salı Naim Dilmener ve Barbaros Ferdağ Altuğ'la birlikte Zencefil'de
yemek yiyordu.(İstanbul'un yazılışında bir problem yok, Mungan hep I ile yazar ya,
ona uygun olsun diye Istanbul yazdık). Mungan, önümüzdeki günlerde Mardin'e, yani memleketine de uğrayacak. Mardin'deki sıra arkadaşı, Radikal'in eski kırkbeşlikler yazarı Naim Dilmener ise ona oradan arabayla Gaziantep'e geçmesi gerektiğini öğütlüyordu.
Bu arada Naim Dilmener'in her cumartesi Açık Radyo'da yaptığı programı kaçırmayın: 94.9 frekansında, saat 12.00'de!
Barbaros Altuğ'un da günleri yazarlarıyla yemek yiyerek geçiyor belli ki. Mungan'la buluşmasından bir gün önce de İki Genç Kızın Romanı'nı bitiren Perihan Mağden'le oturmuş, şarap içiyordu.
* * *
Bugünlerde kadın yazarlar arasında bir Seymen Ağa tartışması var, biliyorsunuz. Hakiki Seymen Ağa, yani Roll ve Post Express yazarı Serkan Seymen ise bugünlerde Melek'te DJ'lik yapıyor. Çarşamba ve cumartesi geceleri, sabahın erken saatlerine kadar Seymen'in 'deneysel' müziğiyle keyfinize keyif katabilir, hatta isterseniz çiçek bile götürebilirsiniz.
* * *
Bir haber de Roll tayfasından: Çeşitli sebeplerden dolayı (deprem, kriz, savaş) sahalardan ayrı kaldığı beş yılın sonunda Meşin Yuvarlak dergisi yeniden çimlerle buluşmak üzere. Kadroya pek takviye yok ama hatırladığımız takım zaten bir efsaneydi! Mayıs sonunda, Dünya Kupası'na yetişecek şekilde Meşin Yuvarlak'ı bayilerde bulabilirsiniz. Formaları yine sarı-beyaz.
* * *
Eskiden, yani hayatlarımızı ekonomik krize göre düzenlemediğimiz günlerde sık sık hafta sonu tatillerine çıkar, hele yazın neredeyse her tatili Bodrum'da geçirmez miydik? Cuma akşam ya da öğleden sonra uçağa atlanır ve pazartesi sabahı erkenden işin başına dönülürdü. Yer bulmak imkansızken, gidenler hep birbirini tanırdı. Batı metropollerindeki
bir metro seyahati gibiydi Bodrum uçakları. Bu uçuşların bir başka özelliği de medya üst düzeyinin, şirket patronlarının, CEO'ların her defasında VIP uçmaları, halka yani
'economy class'a bulaşmamalarıydı.
Krizin herkesi birden vurduğu doğru: Eskiden fazla fiyat farkı da olmayan VIP koltukları neredeyse boş, herkes huzur ve eşitlik içinde
'economy class'ta. Bir zamanlar burnundan kıl aldırmayan medya ünlüleri bile... Ama daha da ilginci, uçaktan iner inmez telefonu açan ve "Baba, tatil için çok teşekkür ederim. Anne, size de," diye ya kendisinin, ya eşinin ailesiyle konuşan Metin Şen'di. Koskoca Ali Şen'in oğlu da economy class uçuyorsa...
* * *
Geçtiğimiz hafta sonu Trabzon-Beşikdüzü'nde iki günlük bir festival vardı. Hayli 'low profile' olan organizasyonun ünlüleri de artık televizyon kamerasını unutmuş insanlardı. Pazartesi 9.40 uçağıyla bir kısmı İstanbul'a geldi. Memleketine gelen Kamil Sönmez uçağa binmeden önce de, uçuş boyunca da esprilerini ve coşkusunu esirgemedi. Hüner Coşkuner'in ise o koca hasır şapkayı kafasından ne zaman çıkaracağı merak ediliyordu. Coşkuner, İstanbul'a yaklaşırken şapka asistanın kucağına kondu ama güneş gözlükleri bir an olsun kıpırdamadı.
Kamil Sönmez ve Hüner Coşkuner, İstanbul'a inildiğinde hemen uçakta vedalaştılar. Coşkuner, "Arkadaşım, lütfen görüşelim," derken bir yandan da elindeki koca tereyağı ve mısır unu poşetleri, yeniden başına geçirdiği geniş hasır şapkayla THY'nin dar uçak koridorlarında ilerlemeye çalışıyordu.
Belirtmeye gerek var mı; elbette economy class'ta oturuyorlardı!