Kent Fısıltıları

Los Angeles'a gidenler uçaktan iner inmez, kente yaklaşmaya başladıkça adım başı birtakım adamların ellerinde birtakım kâğıtları salladıklarını, sattıklarını fark
eder.

Los Angeles'a gidenler uçaktan iner inmez, kente yaklaşmaya başladıkça adım başı birtakım adamların ellerinde birtakım kâğıtları salladıklarını, sattıklarını fark
eder. Her köşebaşına yerleşen bu sokak satıcılarının ellerindeki kâğıtlar aslında bir hazine haritası gibidir. Los Angeles'a gidilmesinin belki de asli sebebi, onların ellerindeki kâğıtlarda gizlidir. Harita satarlar: Ünlülerin evlerini gösteren haritalardır bunlar. Bir kısmı yanlıştır ama çoğu da doğrudur. Hangi ünlüyü görmek istiyorsanız evinin önüne gidip beklemenizi sağlar bu haritalar; tabii bu arada mahremiyete duyarlı komşulardan ispiyon gelmez ya da güvenlik tarafından ensenizden tutulmazsanız. Amerika'da artık bakmak bile taciz zaten.
İngiltere'nin 'Trainspotting', yani varoşlarda trenleri izleyen gençleri varsa, her yaz 30 milyon civarında turistin akın ettiği Los Angeles'ın 'Celebrity spotting' geleneği var. Ünlüleri görmek, yakınından geçmek, imza almak bu kentin oyunudur (Bkz: Sharon Stone'a teğet geçtim).
Bir 'dünya kenti' olduğu iddialarına karşın, henüz sokaklarında uluslararası celebrity konusunda kısır olan İstanbul'da ise yerel şöhretleri görmek için haritaya gerek yok (Cameron Diaz falan gelince de haberimiz oluyor zaten). Birincisi burada herkes ünlü! İkincisi bu şöhretler birbirini tanıyor ve birbirinin olduğu yerlere gidiyor.
Şehrimizin bohem-burjuva olarak adlandıracağımız entelektüel zenginleri ise hafta sonunu The Marmara civarında geçirdi: Herkes ama herkes bu masonik locaya mensuptu! Olay, Tiyatro Festivali'nin açılışıydı. Sokak gösterileri Bo-Bo'ları bir araya getirdi.
The Marmara'nın kafesi iki gün boyunca
'tribün' oldu. Yer kapanlar ilk gün Açık Radyo'dan Şerif Erol ve Derya Alabora'nın sokak kavgasını izledi. Kibarlığıyla bir efsaneye dönüşen ve bu sabah programındaki ses tonuna da yansıyan Erol'u şiddet düşkünü koca rolünde görmek şaşırtıcıydı. O ne oyunculuktu! Derya Alabora'nın en yakın destekçileri, Safran'dan arkadaşlarıydı: Aslı Altan, Güllü Aybar, Ülkü Duru ve kentin en güzel ve şık kadınlarından Nilgün Utku. Ayrıca Cüneyt Özdemir, Derviş Zaim, Deniz Pulaş da oradaydı. Demir Özlü ve Orhan Duru ise sokak tiyatrosuna pek ilgisizdi.
Ertesi gün baykuş balonlarının gösterisi ise inanılmazdı: The Marmara'da bir ara Yıldırım Mayruk'la Murathan Mungan sohbet etmiyor muydu? Mungan'ın caddede sarılarak yürüdüğü kişi ise her zaman güzel kalmayı bilen akıllı kadınlarımızdan Figen Batur muydu? Peki kızıyla el ele yürüyen Serdar Erener, acaba Görgün Taner'le mi buluşacaktı? Nilgün Utku yine sanat aşkına bir banka yerleşmişti.
Yazgülü Aldoğan, Hami Çağdaş, İhsan Yılmaz, Hilmi Yavuz vs. Adlarını not almayı ihmal ettiğimiz için hatırlayamadığımız onca insan Taksim meydanındaydı.
* * *
Tiyatro Festivali yeni aşklara da vesile olmuşa benziyor. Açılış civarında, ya da bir-iki gün öncesinde yeni bir edebiyat-medya aşkı konuşulur oldu. Türk edebiyatının medyadan pek hoşlanmayan, hatta fotoğraf çektirmeyen, güzel yüzlü, güzel gözlü kadın yazarıyla televizyonda kültür sanat programı sunan bir gazetecinin birlikteliği doğru mu acaba?
* * *
Perşembe günü Ada Kitapevi'nde imza günü düzenleyen, bugün de Diyarbakır'da konuşmacı olan Murathan Mungan, geçen hafta pazartesi önemli bir anlaşmaya imza attı. Danimarka'da sergilenmek üzere bir oyun yazıyor. Bir İngiliz tarafından yönetilecek oyun, aralıkta Kopenhag'da perde açacak. Mungan'ın Geyikler Lanetler oyunu da yurtdışında perde açmıştı, ancak ilk kez yurtdışı için özel olarak bir oyun yazıyor.
* * *
Bir başka çok satan yazar, Ahmet Altan ise Amerika'dan dönüşte yeni yayınevine imza atacağa benziyor. Can Yayınları'yla kesin olarak bağları koparan Altan, düşük telif ücretlerini ve yayınevinin korsan konusundaki
duyarsızlığını gerekçe göstermiş. Ahmet Altan'a birçok yayınevi talip. E, her yayınevi bir çoksatar yazar ister. Ancak bu aşamadan sonra onun gibi birini almak için de pamuk elleri cebe atmak gerekiyor. Ne de olsa, Türkiye'de artık kitaptan da para kazanılıyor. Paraya kıyıp Ahmet Altan'ı transfer edecek yayınevi henüz belli değil; yazarın ABD dönüşü netleşecek.