Kent Fısıltıları

Yazla birlikte kulüpler de kapılarını açtı.

Yazla birlikte kulüpler de kapılarını açtı. Önce Buz-Anjelique. Kışın iki popüler işletmesinin ortaklığı bu sene tabiri caizse malı götürecek gibi görünüyor. Ercan Arıklı da böyle düşünüyor! Onun gözü bir yeri tutarsa, orası iş yapar.
Nitekim herkes Buz-Anjelique'te. Habertürk'ün patronu Ufuk Güldemir, Sabah Yayın Grubu Başkanı Zafer Mutlu, gece hayatını çok seven BJK Başkanı Serdar Bilgili...
Serdar Bilgili'ye "Bu sene Lucescu yüzünden entelektüeller arasında Beşiktaşlı olmak çok trendy," deyince kahkahalarla güldü...
"Lucescu yüzünden yani, benim değil, öyle mi?" diyordu.
Sahiden de Etyen Mahçupyan'dan Ali Bayramoğlu'na birçok 'ikinci cumhuriyetçi' sivil ve politik çarka bulaşmamasından dolayı bu sene Lucescu'nun Beşiktaş'ını destekliyor.
* * *
Laila ise açılış gecesinde tıklım tıklımdı. Ancak Lounge'un sahibi Esra Çavuşoğlu'nun heyecanı kursağında kaldı galiba. Çavuşoğlu o kadar büyük emekle hazırlanmıştı ki Laila'ya, hatta Yıldırım Mayruk'a kıyafet bile diktirmişti. Ama açılış gecesi saat 00.30'da evinde uyuyordu bile! Neden acaba?
* * *
Yıldırım Mayruk'un defilesindeki olaylı Asena kıyafeti de alıcı buldu. Özlem Önal, Cannes'da AIDS yararına düzenlenen bir partide bu kıyafeti giydi ve Hollywood starı gibi karşılandı. Tabii ancak yarım şişe votkadan sonra cesaret edebilmişti! Naomi Campbell, Elizabeth Taylor gibi isimler de Önal'ı tebrik etti.
Mayruk'un terzi yamağı Barbaros Şansal da geçen hafta bir günlüğüne gittiği Paris'ten döndü. Beraberinde Kamerun Fahri Konsolosluğu
getirdi. Evet, o artık bir tür diplomat! Şimdi de Mayruk'la birlikte İtalya'da tatilde...
* * *
Sabah grubunun evlatlarından Ergun Babahan, nihayet yuvaya döndü. Akşam'ın Ankara temsilciliğini yaptığı dönemde çok mutsuz olan, ayrılmaya da istifasından bir ay önce karar veren Babahan, dergi grubunun başına geçti. Babahan'ın Akşam'ın aşırı sağ ve milliyetçi yayın politikasından bunaldığı söyleniyor.
* * *
Orhan Pamuk yeni romanı için çalışmaya başladı. Harita metot defterine tükenmez kalemle yazdığı ve sadece Sim Campbell ile Hüsnü Abbas'ın çözebildiği el yazısıyla hemen hemen 20 sayfa yazmış.
Roman tıpkı Kar gibi günümüzde geçiyor ve değişen Orhan Pamuk'tan izler taşıyacağı tahmin ediliyor. Bu Kar'da biraz ortaya çıkan aşk ve cinsellik temalarının kullanılacağı anlamına gelebilir. Zira Cevdet Bey ve Oğulları'ndaki sıfır cinsellikle kuşaklar boyu üremişti, Kar'da ise sevişmeleri anlatmaktan çekinmemişti Pamuk.
Orhan Pamuk'un romanlarını yazdığı defterler ise tarihi belli olmayan, gelecekteki çok
özel, kişisel bir ayinsel an için tavan
arasında bekliyor. Her kitap için harcadığı 10-12 defteri kutulara kaldırıp her bir kutuya da kitabın adını yazarak saklıyormuş.
* * *
Artık kimi ararsanız havaalanında. Metin Uca bir günlüğüne Ankara'ya gidiyordu. Pazar gecesi de Mayadrom'da şöhretlerin uğradığı Pelin Eczanesi'nin sahibi Pelin Doğan'ın nikahına yetişecekti elbette (Kentin güzel bekârlarından Pelin Doğan, nihayet evlendi ve balayı için Maldiv'e gitti).
Havaalanındakiler arasında şair Yılmaz Odabaşı da vardı. Daha dağıtılmamışken, yayınevinden Perihan Mağden'in İki Genç Kızın Romanı'nı almış, nispet yapıyordu.
Mesut Yılmaz'ın yeğeni, finansçı Mehmet Kutman da gelmişti.
Bir köşede şöhret yoğunluğunu uzaktan izleyen
ise Murathan Mungan ve Oray Eğin'di.
THY kontuarında ise İzzet Yıldızhan bekliyordu. Havaalanı bir demokrasi mabedi işte: Ünlü de ünsüz de, kentli de arabesk de bir arada!
Tatil mevsimi olduğundan ertesi gün Cengiz Çandar ve eşi Tuba Çandar, ufak bir hafta sonu gezisine çıkmak için Diyarbakır'a gitti. Nemrut'u gezmeyi planlıyorlardı.