Kent Fısıltıları

Artık iktidardaki yönetim boşluğunun ayyuka çıkmasından mı, yahut Türk politikasının bitmek bilmez bir çözümsüzlüğe mahkûm...

Artık iktidardaki yönetim boşluğunun ayyuka çıkmasından mı, yahut Türk politikasının bitmek bilmez bir çözümsüzlüğe mahkûm olmasından mıdır nedir, İstanbul entelijansiyası içinde bir grup, düzenli politik toplantılara başladı. Çoktandır devam eden bir politik grubun toplantıları öncelikle internetteki e-group'larda organize oluyor. Daha sonra çeşitli bürolarda toplanıp ülkenin geleceğine ilişkin hayli ciddi konuşmalar yapıyorlar. Üstelik gayet resmi bir havada
Bir moderatör var ve konuşma sıralarını, sürelerini belirliyor, aralarda kritik müdahalelerle tartışmanın daha verimli geçmesi için çaba harcıyor. Toplantı başladığında gündem maddesi okunuyor ve alınan istihbaratlar değerlendiriliyor.
"Ankara'dan istifa sinyali gelmiyor," ya da "Derviş'in kafasında şunlar var," gibi cümleleri duymak çok mümkün.
Amerikalılar sabahtan akşama kadar politika konuşup ülke geleceği ile kafayı bozmuş bu tip insanlara 'politik canki' diyor. İşte bu cankiler şimdilerde kendi örgütlenme ağlarını
kuvvetlendirmek için parti kurmayı, yahut bir partiye katılmayı, hareket halinde mücadele etmeyi veya birkaç kişiyi Meclis'e göndermeyi düşünüyor. "Şu çocuklardan birini milletvekili yapalım," dediklerinden biri ise Tuna Bekleviç. Onu hafta içindeki gazete haberlerinden tanıyabilirsiniz. Hani, Şile'de Atilla Yeşilada'nın 'Sayın' kelimesiyle başlayan toplantının başındaki üniversite dördüncü sınıf öğrencisi.
Bildiğimiz üniversite öğrencilerine hiç benzemeyen bir görüntüsü var Bekleviç'in. Louisa May Alcott'ın yaşından büyük davranmak zorunda kalan Küçük Kadınlar'ı gibi bir küçük erkek o: Kıyafetleri, hal ve tavrı. Bekleviç'in gazetelerden öğrendiğimiz bir özelliği de Kemal Derviş'e mesaj göndererek motive etmesi. Ericsson Genel Müdürü Ersin Pamuksüzer'in hediye ettiği telefondan mesajları yollayan Bekleviç, Bakan'dan "Kemal," diye bahsediyor bu toplantılarda.
* * *
Ahmet Altan, Amerika'daki ders yılını tamamlayıp nihayet ülkesine döndü. Döner dönmez de Aldatmak adlı yeni romanını yayımlayacak bir yayıneviyle anlaşmaya koyuldu. Aldatmak romanın pilot ismi olmasına rağmen, çoksatar bir kitap olduğu hissi uyandırmıyor mu? E, bunu bilen Ahmet Altan da pazarlığı sıkı tutuyor.
Yazarın halihazırda görüştüğü iki yayınevi var şimdi: Everest ve Dost. Ama imzayı atmasındaki kriter, kağıt kalitesi ya da kapak düzeni değil elbette. Ahmet Altan gibi çoksatar, yayınevine çok kâr getiren birinin de transfer ücreti var elbette. Tam 500 bin dolar!
Eğer anlaşma sağlanırsa Ahmet Altan yayın dünyasında bir rekor kırmış olacak. Daha evvelden neredeyse bu kadar büyük bir transfer ortada kalmıştı: Yaşar Kemal bütün eserleriyle İş Bankası'na geçmek için 400 bin dolar istemişti!
Bu arada romancı Ahmet Altan'ın gazeteci kızı Sanem Altan ise bugünlerde Rumeli Hisarı'ndaki yeni evine yerleşmekle meşgul. Basınköy'de annesiyle oturan genç Altan, şimdi tek başına bir eve çıkmanın mutluluğunu yaşıyor. Altan'ın bir de ev arkadaşı var: Sabah Spor Müdürü İbrahim Seten.
* * *
Bir başka yazar, Sevgili Arsız Ölüm adlı klasiğin sahibi Latife Tekin ise bugünlerde Kore'de. Ama sadece Türkiye-Çin maçını izlemek için değil. Tekin, Çin ve Türk hükümetlerinin organize ettiği ve Kore'de gerçekleşecek 'Türk-Çin Edebiyatçıları Toplantısı' için oralara kadar gitti. Türkiye'yi temsil eden bir başka isim ise Radikal'deki mektup-zarf yazılarından tanıdığınız Haydar Ergülen.
Aslında bu toplantı için önceden bir başka isim düşünülmüştü. Ancak o, teklifi geri çevirince, Ergülen davet edildi. Her türlü uluslararası organizasyonda yer almayı seven Zülfü Livaneli, nasılsa bu teklifi reddetti!
* * *
Uzun yolculuklara başlayan bir başka yazar ise Buket Uzuner. Everest'e geçen ve kitap tasarımları baştan aşağı değişen Uzuner, günübirlik Yeni Zelanda gezilerine hazırlanıyor (Bu arada tasarımlar değişirken umalım ki Uzuner'in Remzi'den çıkan kitaplarının arkalarındaki fotoğraflar da tarihe karışır, bir daha kullanılmaz).
Buket Uzuner'in bu aralar sık sık Yeni Zelanda'ya gidiyor olmasının sebebi Gelibolu kitabının haklarının orada bir şirkete satılması, yani filme çekiliyor! Üstelik hayli büyük bir bütçe ve prodüksiyonla. Anlaşma şimdiden imzalandı. Yeni Zelanda, tıpkı Yüzüklerin Efendisi'nde olduğu gibi, bu film için de bakanlık kurmayı düşünüyor. Projenin önüne konacağı yönetmen yine Peter Jackson. Yaşlı kadın rolü içinse Dame Judi Dench düşünülüyor.
* * *
Changa'cılar mail listelerindeki müşteri ve arkadaşlarına Bodrum Türkbükü'nde açtıkları yerin fotoğraflarını yollamışlar: Nasıl cezbedici. Yolunuz düşerse mutlaka uğrayın.