Kent Fısıltıları

Eğer havalar sürekli açıp kapamasa, olmadık zamanlarda yağmur, hatta dolu yağmasa, yahut yıldırım düşmese herhalde İstanbul gece...

Eğer havalar sürekli açıp kapamasa, olmadık zamanlarda yağmur, hatta dolu yağmasa, yahut yıldırım düşmese herhalde İstanbul gece hayatı bu yaz çok daha erken hareketli olurdu. Artık tüm umudumuz güzel temmuz ayından! Şöyle bir gelenek var kulüplerde: Temmuza kadar geçen yazın bütün şarkılarını çalıyorlar, yeni şarkılara geç uyum sağlıyorlar. Temmuz yazın tam anlamıyla hissedildiği bir aydır.
Bu ayın ilk gecesi pazartesiye denk geliyordu. Gece hayatı için ölü bir geceye yani. Pazartesi hiçbir yer dolmaz; ne yaz, ne kış.
Ama Laila inanılmaz bir kalabalığa ev sahipliği yapıyordu bu sefer. Ortam her ne kadar erkek egemen görünse de, Boğaz'dan gelen serin rüzgârların arasında bu
'ufak' detay da kayboldu.
Cinsiyet bakımından olmasa da, kültürel bakımdan heterojen bir Laila nüfusu vardı aslında. Bir yandan da "Kimi ararsanız
orada," denen gecelerden biri... Kaslarını gizleyen beyaz uzun kollu ama ince bir sweat'le bara dayanmış, suratındaki o masumane ifadeyi koruyan basketçi Kerem Tunçeri. Hani geçen yazın 12 Dev Adam'ının en talihsizi. Ama herkesin âşık olduğu, şimdinin billboard çocuğu. Efes Pilsen'li basketbolcu, iyice toparlandığı bu senenin ardından NBA'e gitmeye hazırlanıyor.
"Bakalım," diyordu...
Serdar Ortaç da her zamanki erkek grubuyla bir başka bar taburesindeydi. Albümünü tamamlayıp önümüzdeki hafta piyasaya verecek olmanın rahatlığı vardı belli ki. Biraz ileride ise adeta kanlı bıçaklı olduğu, birbirleri hakkında konuşmaları mahkemece yasaklanan Arto vardı. Müzik dünyasının kısaca 'Baykal Bey' diye tanıdığı Güneydoğulu
popçu menajeriyle gecenin keyfini çıkarıyordu.
Bu gibi ortamlarda görmeye alışık olmadığımız
Emrah Uyar bile Laila'daydı. Herhalde gözlem amaçlı gelmişti!
Derin terzi Canan Yaka ise kendini eğlenceye iyiden iyiye kaptırmıştı...
Gecenin sürprizi ise İlhan Mansız'dı. Aniden ışıklar yandı, bir heyecan oluştu ve "İlhan Mansız aramızda!" diye bir anons herkesi DJ kabinine yöneltti. Oradaydı,
evet (Ve yine en 'freak' haliyle). Gençliğe hitap etti işte: Başarıdan, milletten, birlikten söz etti. (Bu arada Selin Denizli'den ayrılan yıldız futbolcunun sabah müsli'sini kim hazırlıyor acaba?)
* * *
Gelelim Perihan Mağden'e... Bazı okurlar her hafta Perihan Mağden ve Murathan Mungan'la ilgili haber olmayınca tepkilerini dile getiriyor. Önce Mağden cephesi: Bir yıllık Fransa vizesi alan yazar, bugünlerde sık sık yurtdışına gidip gelmeye hazırlanıyor. Çok da hayırlı bir vesile: Kitapları Fransızcaya çevriliyor ve çok kısa süre içinde orada da basılacak. Yayım takvimine göre Haberci Çocuk Cinayetleri eylülde, Refakatçi aralıkta
ve İki Genç Kızın Romanı da seneye mart ayında basılıyor. Bu arada Mağden, önümüzdeki
hafta İstanbul 'daki Cake konseri için biletini de aldı.
* * *
Murathan Mungan ise Eskişehir, Kuşadası, Konya ve aklınıza gelebilecek her yeri gezdikten sonra nihayet İstanbul'da. Arkadaşlarına dönmeden önce "Beni 3 Temmuz'dan sonra arayın," diyen şair, öncelikle Danimarka'da sahnelenecek oyununu tamamlamak için evde çalıştı. 2002'nin ikinci yarısı için de yüklü bir programı var. Bol bol yurtdışı görünüyor. Şimdilik bir tanesini, detaylarını sonra vermek kaydıyla açıklayalım: Ekimde New York City'ye hareket var. Tiyatro oyunu vesilesiyle, tam kadro. Nihat Odabaşı da ekipte olacak. Şairin tatil programı ise belirsiz. Büyük ihtimalle bu yaz pek trendy olan Santorini olacak.
* * *
Ve kentin en güzel kadını Nilgül Utku. Yaklaşık bir aydır sürekli planlanan ve her defasında hava koşulları yüzünden ertelenen 8-10 arkadaşına NuTeras'ta vereceği yemek bir kez daha gerçekleşmedi. Bu yaz olacak ama ne zaman?
NuTeras'ın büyülü Haliç manzarasına karşı, Utku'yla yemek elbette büyük zevk. Ama bir an önce gerçekleşse... Bir de ne olur, bu yazın gözdesi votkalı jöle shot'ları da eksik olmasın!