Kent Fısıltıları

Kalp krizinin ardından artık kendini dünyevi halet-i ruhiyeye teslim etmemekte kararlı olan ve yaşadığı her günden daha fazla zevk...

Kalp krizinin ardından artık kendini dünyevi halet-i ruhiyeye teslim etmemekte kararlı olan ve yaşadığı her günden daha fazla zevk alan Metin Münir, bir aylığına Avusturya'ya ufak bir köye gitti. Geçmişte de ailece sık sık buraya huzur bulmak için tatile giden Münir, gitmeden önce bir kere, Sabah gazetesindeki yazılarını haftada beş günden üçe indirdi. Ardından bir süre telefon-internet gibi modern iletişim yöntemleriyle kendisine ulaşmak mümkün olmayacağından yazı stokladı.
Münir önümüzdeki ay Türkiye'ye hayırlısıyla elinde bir kitapla dönecek. Yıllar önce
"Evet, gazete yazıları yazabiliyorum ama kitap gibi bir konu hakkında sonu başı belli,
bütünlüğü olan bir şeyin altından kalkabilir miyim?" diye Zafer Mutlu'nun önerdiği Sabah Olayı kitabına girişmişti. O işin altından alnının akıyla çıkan usta gazeteci, şimdi de kendi hayat tecrübesini kitaplaştıracak: Kalp krizi, geçici ölüm, hayata dönüş,
arada yaşananlar, beyninde oluşan imajlar ve hayallerini kaleme alıyor.
İstanbul'dan ayrılmadan önce Münir'in lap-top'ında kitabın yirmi bin kelimesi vardı. Sabah erken kalkmayı alışkanlık haline getiren yazar, Avusturya yeşilliğinin içinde yeni kelimeler üretmek için çalışıyor...
Sahi, edebiyat ajanı Barbaros Altuğ neden Münir'e döndükten sonra telefon açmasın ki?
* * *
Cake grubu, sahnede kalış sürelerinin yarattığı hayal kırıklığını örtmek için geçen pazar Maslak Venue'de 'Türk'e Türk propagandası' yapmayı tercih etti. Kalabalığa "İstanbul'un güzel sesleri," diye seslenen grup, baktı ki istediği tepkiyi alamadı, bu sefer de "Siz bir İmparatorluğun çocuklarısınız!" diye gaz verdi.
Ancak dinleyenler grubun sadece bilinen parçalarında kendilerini gösterdi: Never There, Perhaps Perhaps Perhaps ve I Will Survive'a kelimesi kelimesine eşlik edildi. Açıkçası aşırı sıcakta otoparktan konser alanına yürüme mesafesine bile değmedi sayılır konser.
Ara ara esen rüzgâr Murathan Mungan'ın Gucci Rush parfümünü de etrafa yaymasa hiç çekilir tarafı olmayacaktı gecenin...
Yine de İstanbul entelijansiyası ve bohem burjuvazinin önemli bir bölümü Venue'deydi: Perihan Mağden, İstanbul Bilgi Üniversitesi'nden Yiğit Ekmekçi, CNN Türk'ten Arzu Yüksel, Nur Çintay ve Emre Aköz çifti, Emrah Uyar...
Çok kişi ilk bis'in ardından kalabalıktan kaçmak için konser alanını terk etti, arada ufak mide sorunları da yaşanmadı değil: Biri tam kontrol merkezinin arkasına denk gelen yerde kustu mesela... Neyse, geçti gitti sonuçta...
Öte yandan, konser bittikten sonra 'Never There' olmayı dileyenler de çoğunluktaydı galiba...
* * *
Vizyon'un bu ayki sayısında uzun uzun
'Bebek'in İnsanları' bölümü var. İstanbul'un bu küçük semti, yeniden gözde oluyor demek ki... Sahiden de son zamanlarda bir başka hareketlilik var orada. Öncelikle dünyanın Puma giyen tek manavı Konyalı Manav caddenin karşısındaki yeni yerine taşındı... Özsüt semte yeni bir hareketlilik getirdi kesinlikle. Oturup yoldan geçenleri izlemek için uygun bir yer.
Ama kentin iki cazibe merkezi var: Poseidon balık lokantası bugünlerde İstanbul'un en iyilerinden biri olarak anılıyor. Muazzam deniz ürünlerini harika bir atmosferde, deniz kıyısındaki masalarda keyifle tüketmek mümkün... Hava tam kararmamışken balık - şarap olayına girmek için ideal.
Küçük Bebek Yokuşu'nun hemen başında ise Cumhuriyet Sucukları açıldı ve şimdiden semt sakinlerinin ve dışarıdan gelenlerin gözde kahvaltı mekânı oldu. Değişik sucuk tabaklarının yanı sıra bal-kaymağı da denemeye değer.
Bir de mutlaka Babe's Pizza'ya gidin. Her ne kadar yaz aylarında bir apartmanın giriş katında ve kapalı alan da olsa, İstanbul'un en iyi 'affordable', yani kesenizi zorlamayacak başarılı pizzası burada yapılıyor. Semt, hatta kent ortalamasının çok altında bir hesap geliyor.
Babe's'e bir aya kadar projeksiyon perdesi de konuyor. Bugüne kadar arşivden seçtiğiniz filmleri televizyon ekranlarında izleyebiliyordunuz, şimdi de daha da iyi olacak.
* * *
Moda dünyasının şüphesiz en başarılı ismi Yıldırım Mayruk'un yarın doğumgünü. Paris'ten yeni gelen hayat ve iş ortağı Barbaros Şansal ona, adına yakışır bir parti düzenliyor.
Bir de, kentin en güzel kadını Nilgül Utku'nun NuTeras'taki yemeği nihayet gerçekleşiyor gibi... Bakalım...