Kent Fısıltıları

Haftalardır, hatta aylardır gazetelerde Marianne Faithfull haberleri, yorumları okuyorsunuz.

Haftalardır, hatta aylardır gazetelerde Marianne Faithfull haberleri, yorumları okuyorsunuz. Kissin Time'dan İstanbul konserine uzanan aylar süren bir süreç bu. Ve bu bombardımanın ardında da kimin olduğunu tahmin etmek güç değil. İflah olmaz bir Stones hayranı olan Tuğrul Eryılmaz, kendisini aşarak bir kadın hakkında bu kadar kısa süre içinde bir sürü yazı kaleme alma başarısını gösterdi. Son olarak konserin kulisinde de Faithfull'la tanıştı ya, keyfine diyecek yok.
Eryılmaz'ın bilgisayarında ise bugünlerde ilginç bir resim duruyor. TRT haber merkezindeki eski arkadaşları, bir gençlik fotoğrafını bulup Faithfull'la Eryılmaz'ı aynı karede montajlamışlar. O ortada gördüğünüz bıyıklı ve gözlüklü genç gazeteci, 30'lu yaşlarındaki Tuğrul Eryılmaz. Evet, onun da bir zamanlar bıyığı varmış... Sayın Eryılmaz, inbox'unuza girdiğimiz için kızmadınız değil mi?
* * *
Tuğrul Eryılmaz'dan daha şöhretli kişiliklere geçelim... Mesela Hasan Cemal... Ya da Murathan Mungan... Ya da Cüneyt Özdemir... Ya da Perihan Mağden...
Haftalardır merakla beklenen, kentin en güzel kadını Nilgül Utku'nun NuTeras'taki yemeği geçen hafta çarşamba günü gerçekleşti. Aşırı sıcaklardan bunalıp kendisini sokağa atan ve terasta serinleyen kalabalığın arasında Murathan Mungan, Barbaros Altuğ, Oray Eğin şeftalili daiquiri'leriyle serinliyorlardı. Serra Yılmaz'ın gelmesini bekledik, gelemedi. Emrah Uyar da şehir dışında olduğundan katılamadı.
Mehmet Gürs'ün hazırladığı Downtown mönüsünden masaya önce, et yemeyen Mungan için meze tabağı geldi. Roka salatası, sarmısaklı kalamar da diğer başlangıçlar arasındaydı. Ana yemek olarak rezene yatağında somon tercih edildi. Nilgül Utku, başka bir balık yedi. Mungan ise fettucini'yle yetindi. Tatlı olaraksa créme brulée ve profiterol...
O gece Hasan Cemal de NuTeras'ta kızıyla yemekteydi. Eşi Ayşe Sözeri, İngiltere seyahatindeyken, baba-kız hava kararmadan barda oturmayı tercih etti.
Uzun süre "Acaba o mu?" diye bakılan bir kişi ise İzzet Yıldızhan'dı. Genellikle Aksaray ve Şişli'deki kenar köşe kebapçılarını mesken tutan (kendisi de eski bir kebap ustası) Yıldızhan karma bir grupla yemek yiyordu. Bir ara el salladı, hal hatır sordu...
Utku'nun yemeğinin sonlarına doğru bu hafta CNN Türk'te BeşNBirK'sı yeniden başlayacak olan Cüneyt Özdemir uğradı. O da Perihan Mağden'le röportaj için Bodrum'a gidecekmiş. Malum, beklenen yazar nihayet hayırlısıyla dönüyor ya, bu vesileyle Özdemir de programda yakın arkadaşını konuk ediyor. Mağden'in konuk olduğu BeşNBirK, salı günü Türkbükü'nden yayınlanıyor...
NuTeras'ın yeni cazibe merkezi ise Menderes Utku'nun yeni anlaştığı saksofoncu. Fransız müzisyen tam bir İlhan Mansız güzeli. Yani, daha güzeli! Müziğin üzerine canlı saksofon çalıyor. Barın üstüne çıktı, arkada ay, önde kendisi, gerçekten harikaydı...
Hürriyet'in üst yönetimi ise aynı gece Reina'nın içindeki Safran'da yemekteydi.
* * *
NuTeras'ın yakışıklı erkeklerini bir başka açıdan görmek içinse Gümüşdere'deki BURÇ Beach'e gitmeniz gerek... Mehmet Gürs ve Menderes Utku sabahtan akşama kadar güzel vücutlarını sergileyip beach volley falan oynuyorlar. Plajın girişinde bir sürü sorun yaşanıyor ama kendinizi içeri attığınızda bir tür California havası yakalamanız kaçınılmaz... Zaten İngilizce anonslar yapılıp Amerikan rock'ının güzide örnekleri çalınıyor.
Geçen hafta kiteboard yarışları vardı. Teoman'ın dediği gibi ortalığı "Güzel vücutlar hoş suratlar" kaplamıştı. Düşünün, Utku ve Gürs bile sporcuların yanında sönük kaldı.
* * *
Sabancı'nın Atlı Köşk'te verdiği davet ise yılın en sönük akşamıydı herhalde. Sakıp Sabancı karikatür kitabının tanıdıldığı geceye katılanlar, muazzam manzaranın ve koca açık büfenin yanında pek silik kaldı... Hasan Özdemir, İzzet Günay, Sezen Cumhur Önal falan... Neydi öyle? Bu arada, Posta'nın acar paparazzi'si Raşit Altun o gömleği çok aramış mıydı acaba?
Bir ara Hürriyet'ten İhsan Yılmaz ve CNN Türk'ten Baki Koşar sohbet ediyordu. Yılmaz kültür-sanat dünyasından Kent Fısıltıları'nda
dahli olduğu yönünde tepkiler geldiğinden yakınıyordu. "Üzerime kaldı adeta, halbuki herkes biliyor kimin yazdığını," diyordu. Hiç alakası yok, sahiden de!