Kent fısıltıları...

Geçen cuma akşamından beri, İstanbul'da davetlerden, etkinlikten geçilmiyor. Yani İstanbul nasıl 'etkin' bir hafta geçirdi, anlatamam.

Geçen cuma akşamından beri, İstanbul'da davetlerden, etkinlikten geçilmiyor. Yani İstanbul nasıl 'etkin' bir hafta geçirdi, anlatamam. Sadece cuma akşamı, aynı muhitte, Harbiye civarında, Açıkhava'da biletleri yok satan Sezen Aksu konseri, Cemal Reşit Rey'de Komedi Filmleri Festivali'nin açılışı, Lütfi Kırdar'da da Minority Report / Azınlık Raporu'nun galası vardı. Ünlüler kervanından Ömer Karacan'ın da katıldığı galayı, yüzde doksanının sponsor Nokia'nın çalışanı olduğunu tahmin ettiğimiz beyaz yakalılar sarmıştı. Ortam, Matrix'teki New York simülasyonu gibiydi. Bir kırmızılı kadın eksikti. Nokia'nın yakışıklı İtalyan Genel Müdürü elinden geleni yaptığı Türkçe sunuşu coşkuyla alkışlandıktan ve de asıl sunucunun "Tom Cruise gelemedi ama mesaj gönderdi!" esprisinden sonra, bir an evvel filmi izleme konusundaki iştahımız iyice kabardı.
* * *
Asıl 'meşhurlar geçidi' ise, Milliyet Sanat'ın pazartesi akşamı Park Orman'da yapılan 30. yıl kutlamasında ortaya çıktı. Tabii daha da 'meşhurlar' aynı akşam Mumya Firarda'nın galasında boy göstermiş olsa gerek ama, tercihimizi komşum Milliyet Sanat'tan yana kullandığım için, sinemamızın bu 'en büyük, en pahalı' yapımı yine nasıl 'en'ledi bilemiyorum.
Park Orman'daki geceye dönecek olursam, elbette konukları kapıda karşılayan Milliyet Sanat ekibi ev sahibi olarak şıkır şıkırdı. Benim gibi iş çıkışı kotlu-tişörtlü kokteyle karışanların yanında şık gece kılıklarıyla salınan Milliyet Sanat'çıları burada ifşa ediyorum: Alin Taşçıyan, Filiz Aygündüz, Yasemin Bay, Aslı Onat ve Sema Aslan. Tirajını son bir yıl içinde 2 binlerden 12 binlere taşıyan Milliyet Sanat'ın yeni yüzünü yaratan isim olarak, Tuğrul Eryılmaz'ın keyfine diyecek yoktu. Zaten ortamda biraz da, Tuğrul Eryılmaz'ın doğumgünü partisi havası vardı. Müzik seçiminin Rolling Stones başta olmak üzere 'rock tarihi klasikleri' şeklinde olması da, bu 'Tuğrul Bey partisi' durumunu iyice hissettirdi. Gelelim partinin iştirakçilerine: Metin And, Şakir Eczacıbaşı, Adalet Ağaoğlu, Doğan Hızlan, Nuri Çolakoğlu, Nejat Yavaşoğulları, Filiz Ali, Mehmet Güleryüz, Kutluğ Ataman, Lale Müldür, Yıldırım Türker, Murat Çelikkan, Perihan Mağden, Atilla Dorsay, Sevin Okyay, Kemal Gökhan Gürses, Ahmet Tulgar, Ceyda Düvenci, Kanat Atkaya, Balkan Naci İslimyeli, Mete Tunçay, Cüneyt Özdemir, Rüstem Batum, Mercan Dede, Osman Kavala, Ülkü Tamer, Leyla İpekçi, Vivet Kanetti, Şebnem İşigüzel, Gencay Gürün, Dikmen Gürün, Güher Pekinel, Kerem Görsev, Oral Çalışlar, Mehmet Yılmaz, Ömer Uluç, Bedri Baykam... Yılmaz Erdoğan da, sohbet etmeye pek gerek görmediği iki genç kadınla gelmişti. Kemal Gökhan Gürses'in Obezler dizisine neden başladığı ortaya çıktı, istenmeyen kilolar vermiş bolca. Ayşegül Aldinç, her zamanki 'genç erkeklerin ergenlik aşkı' formundaydı. Kendim tanışmadığım halde, çok istekli arkadaşlarımı kendisiyle tanıştırdım. Durumun absürdlüğüne aldırmadan, kibarca sohbet etti, kırmadı kimseyi. Tan Sağtürk, eskisinden daha da uzun, daha da yapılı ve daha da sarı saçları, düğmeleri açık gömleğinden sunduğu bağrıyla teşrif etti. Gecenin kaçırılmaması gereken anı, tabii ki yine spontane biçimde gelişen Tuğrul Eryılmaz şovdu. Üzerinde, Milliyet Sanat'ın son sayısındaki kapağının tıpkısının aynısı olan pastayı, cidden kıvrak bir dans eşliğinde kesti. Hatta pastayı kesmekle kalmadı, elindeki dev bıçağı aksesuvar olarak kullandığı müthiş bir dansla pastanın etrafında tur da attı. Bu esnada, teba çılgınca alkışlamaktaydı. İlerleyen saatlerde, Naim Dilmener DJ'liğe başladı ve Ajda klasiklerinden Acemi Balık'a uzanan şarkılarla Türk popu taarruzuna geçti. Tuğrul Bey de, başarının sarhoşluğuyla, aristokrat geçmişini unutarak kendini ortaya attı. Çekirdek çete, (Türker, Çelikkan, Mağden, Ataman ve E.Y.), geceyi Taksim'de Bambi, Kaktüs ve Melek'te kapadı.