Kent Fısıltıları

Nefeslerinizi tuttuysanız hiç bekletmeden açıklayalım: TORI AMOS İstanbul yolunda.

Nefeslerinizi tuttuysanız hiç bekletmeden açıklayalım: TORI AMOS İstanbul yolunda. Scarlet's Walk albümü bugünlerde piyasaya çıkan ve yaklaşık 10 senedir kadın vokalistler arasında kendine haklı bir yer edinen, sözleriyle ve piyanosuyla ardında koskocaman bir takipçi kitlesi barındıran Amos'un yeni turnesine İstanbul'a katması an meselesi. Her sene dedikodusu çıkan ama bir türlü hayata geçirilmeyen bu konser için, İstanbul Kültür ve Sanat Vakfı Başkanı GÖRGÜN TANER büyük çaba içinde. Anlaşmada çok az bir pürüz kalmış, o da halledilecek gibiymiş. Böylece Caz Festivali kapsamında Temmuz ayında -tarihi de belli- Amos'u izleyebileceğiz. Yaşasın!
Vakfın üzerinde durduğu bir başka isimse DAVID BOWIE. Henüz sadece gelmesi isteniyor ama bakarsınız, bu yaz bir de onu izleriz.
TUĞRUL ERYILMAZ'ın festivalde görmek istediği kişi ise NINA SIMONE'muş.
* * *
İş dünyasını sarsacak ve son günlerde İstanbul'daki lüks otel çevrelerinde sıkça dolaşan bir dedikodu var. Henüz kesin değil ama Gökkafes binasında açılan Ritz Carlton otelinin İstanbul'u terk etmeye hazırlandığı söyleniyor. Günlük cirosu 10 bin dolar olan otel, masraflarını karşılayamadığı gibi Gökkafes'in imaj problemiyle de boğuşmak zorunda kalmıştı. Başka otel müşterilerine göz diken ancak şehir merkezine yakınlığı nedeniyle söz gelimi çoğu futbol takımının güvenlik nedeniyle tercih etmediği otel, hesap ettiği karlılıktan uzak günler geçiriyor. Ritz Carlton'dan boşalacak yere ise en yakın aday olarak Marriott oteller zinciri gösteriliyor.
Bu arada Hilton da İstanbul'da Harbiye ve Maçka'dan sonra üçüncü otelini açmaya karar vermiş ve yer düşünülüyor. Anadolu yakası mı yoksa havaalanı civarı mı, henüz karar verilmemiş ama kısa sürede üçüncü Hilton'un inşaatına da başlanacak gibi görünüyor.
* * *
İstanbul'da gerçekleşen The CRANBERRIES konseri tam bir hayal kırıklığıydı. Ataköy'deki CNR fuar merkezine akın eden binlerce kişi, hem mekâna girmek hem de çıkmak için harcadıkları enerjinin bile karşılığını alamadı. Yağmurun TEM yolunu kapatmasıyla beraber mekâna stres içinde ulaşan sürücüler, bir de otoparkta bir buçuk saat harcayınca iyiden iyiye bunaldılar.
Ses düzeni ise tam anlamıyla bir felaketti. Belli ki açık hava alanlar için hazırlanmıştı hoparlörler ancak kapalı salonda tavana vurup gürültü olarak geri döndü ve dinleyicileri yordu. Bu yüzden de konserden erkenden ayrılanlar vardı: MURATHAN MUNGAN ve BARBAROS ALTUĞ gibi. Ön sıralara giden BUKET UZUNER ise bir göründü, bir kayboldu. Bir konser klasiği olan Mungan'ın Gucci Rush parfümü de yine uçuşuyordu. Bir Cranberries şarkısı gibi: Linger.
* * *
Seçimlerin hemen ertesi günü LEVENT KIRCA'nın televizyon kanalı açıldı ve davetin ardından konuklar geceyi uzatmak için Swissotel'e geldi. Kanalın başındaki CAN ATAKLI, Şamdan o saatte kapandığı için oraya geldiklerini söylüyordu. Bir süre sonra da MEHMET BARLAS ve eşi CANAN BARLAS da gruba katıldı.
Bu arada Canan Barlas'ın eşinin birlikte program yaptığı DENİZ AKKAYA'dan hiç haz etmediği de konuşuluyor. Sürekli olarak Mehmet Barlas'ın başının etini yiyormuş.
* * *
Aralık ayında gazete çıkartmayı hedefleyen Habertürk, bir yandan da atılımını sürdürüyor. UFUK GÜLDEMİR hafta içinde MURAT BİRSEL'le görüştü ve onu kendi televizyon kanalında ana haber bültenine çıkması için ikna etmeye çalıştı. Öte yandan Birsel bir yandan da Vatan gazetesinin teklifini düşünüyor.
Murat Birsel'in başarılı eşi GÜLSE BİRSEL'in ise Sabah grubundaki pozisyonunda hiçbir değişiklik yok. Dergisinin, programının ve köşesinin başında. Sadece kocasının yokluğu yüzünden morali bozuk.