Kent Fısıltıları

Pazar lanetliydi. Öğleden sonra hepimiz LALE MÜLDÜR'ün hastaneye kaldırıldığı haberiyle sarsıldık. Beyin kanaması geçirmişti.

Pazar lanetliydi. Öğleden sonra hepimiz LALE MÜLDÜR'ün hastaneye kaldırıldığı haberiyle sarsıldık. Beyin kanaması geçirmişti. Ama o midesi bulandığı, kendini kötü hissettiği için hastaneye gitmişti. Neyse ki yalnız değildi, yanında bir arkadaşı da vardı ve onu yalnız bırakmadı.
Takip eden günlerde onu yalnız bırakmayan arkadaşları gibi. Pazartesi günü Çapa'da ondan iyi bir haber bekleyen arkadaşları yanı başındaydı. Ameliyata gerek kalmamıştı, bu iyi haberdi.
Uzak Fırtına'nın, Kuzey Defterleri'nin, Saatler / Geyikler'in yazarı, Türkçe'nin en zorlu kadın şairlerinden, Radikal İki yazarı Lale Müldür bir savaşçıydı. Kazınan saçlarıyla ayrı bir güzeldi, gözleri yine parlıyordu. Ve arkadaşlarını tanımaya başlamıştı. Onu hiç yalnız bırakmayan PERİHAN MAĞDEN'e, YILDIRIM TÜRKER'e el sallıyordu, bir şeyler anlatmaya çalışıyordu, sedyeden bile selam gönderiyordu. Hikâyeleri bitmemişti ne de olsa.
Cuma günü dimdik ayaktaydı mesela. Smyrna'da karşılaşmıştık, her zamanki gibiydi.
Ondan evvel de TUĞRUL ERYILMAZ yolda herkesin Kaktüs'te olduğunu söyleyerek, onun da adını saymıştı. SERDAR ERENER'in, NİL KARAİBRAHİMGİL'in, ÜMİT ÜNAL'ın olduğu bir masada Perihan Mağden'i bekliyordu. Birlikte Safran'a gideceklerdi.
O açılış gecesinde nasıl da mutluydu, ne danslar etti geç saatlere kadar. Yorulmadan, enerjisi eksilmeden. Yine gelecek tabii ki, yine ayağa kalktığında ne danslar edecek.
Geçen yaz TRT'nin bir belgesel çekimi için onun bir şiirini canlandırmışlar, helikopterle ona Boğaz turu attırmışlardı. Karaya inince yeniden, çok sevdiği Roll dergisine gitti, arkadaşı MERVE EROL'un yanına oturdu ve SEVİNÇ YEŞİLTAŞ'a adadığı bir şiir yazdı... Hiç yayımlanmadı, ta yazdan beri bekliyor. Şimdi zamanı belki de:
"Bir turuncu bulut"
ilk aşkın yeniden başladığı gün
sen ilk kara benziyordun
ben hızla kayan turuncu bir motora
helikopterdeydim ve ilk defa
havada şiir yazıyordum
kameramanlarla ve gazetecilerle
çevriliydim
işte çok değişmiştim
aşkımızın çimlerde ilk başladığı
o günden
öğrenciydik o zaman, habersizdik
geleceğimizden
hangisi daha iyi bilmiyorum ama
seninle helikopterde Mercan Dede
dinlemek isterdim şimdi
yoğurt ve şeker gibi
ilk aşkın yeniden başladığı gün
sen Topkapı'ya benziyordun
ben Ayasofya'ya
çok yakından geçtik ikisinden de
ilk aşkın çok yakınından
geçer gibi...
* * *
Televizyon dünyasından bir haber: Show TV'de yılbaşından sonra Kurtlar Vadisi diye bir dizi başlıyor. Deli Yürek efsanesini yaratan OSMAN SINAV'ın yeni projesinin başında ise danışman olarak gazeteci SONER YALÇIN var. Derin devleti anlatan diziye Yalçın'dan daha iyi bir danışman bulunamazdı doğrusu. Yeraltı ilişkilerini bunca zaman kitaplarında aydınlatan Yalçın, şimdi de bugüne kadar söyleyemediklerini, yazamadıklarını diziye dökmüş. "Sanki belgesel oldu," diyor.
Bu arada dizinin basın toplantısı da Swissotel'de salı günü yapılacak. Yönetmen Osman Sınav burada basına yeni bir 'kahraman' tanıtacak. Hatırlarsanız, Deli Yürek dizisi için de Sınav'ın sihirli değneğini değdirdiği KENAN İMİRZALIOĞLU yıldız olmuştu. Bu hafta da Türkiye yeni bir esmer erkek güzeliyle tanışacak.
* * *
Safran'ın açılışından sonra İstanbul gece hayatı da oraya yöneldi. Cumartesi gecesi hiç masa yoktu, rezervasyonlar da günler öncesinden dolmuştu. Hatta meşhur mozaik masa bile donatılmıştı.
Göze çarpan konuklar arasında Derishow'un sahibi FATOŞ AHUNBAY, Vatan'ın beyin takımı ZAFER MUTLU, ERCAN ARIKLI ve SELAHATTİN DUMAN da vardı.
Bu arada Arıklı'nın üç yeni dergi çıkarmaya hazırlandığı konuşuluyor.