Kent mutfağının sokak çocuğu

Kent mutfağının sokak çocuğu
Kent mutfağının sokak çocuğu

İyi Simidin Püf Noktaları: Simidi lezzetli yapan dört temel öğe var. Unun kalitesi, susamın kalitesi, fırında pişirme sıcaklığı ve ustalık becerisi. Su ve pekmezin temizliği de unutulmamalı. FOTOĞRAFLAR: ORHAN CEM ÇETİN

500 yıldır yaşayan, sınıf farkı tanımayan en demokratik yiyeceğimiz simidin her fırında lezzeti farklı
Haber: MÜGE AKGÜN - muge.akgun@radikal.com.tr / Arşivi

Sokağa en çok yakışan yiyeceklerin başında gelir simit. Hem sokakta besler hem sokaktan beslenir. Zengin fakir, genç yaşlı, eğitimli eğitimsiz herkesin elini uzattığı, sınıf farkı tanımayan, her kapıyı açan en demokratik yiyeceğimiz sokak simididir dersek abartmış olmayız. Hem de öğünler üstüdür. Günün hangi saati olursa olsun simit, peynir ve çay üçlüsüne kimse hayır diyemez.
Türkiye ’de günde ortalama 2.5 milyon simit tüketiliyor. Bunun 1.5 milyonu ise 1 milyonu sokakta olmak üzere İstanbul’da satılıyor. Yani camiler, boğaz, köprüler gibi İstanbul’un simgelerinden biri olması boşuna değil. Hatta en büyük Türk işi fast food zincirleri de simit sevgimiz sayesinde kuruldu. 
Ama bu kadar çok sevdiğimiz ve yediğimiz simidin geçmişi ve özellikleri hakkında pek bilgimiz olduğu söylenemez.  Bu eksiklik daha önce yemek-içme kültürümüze Süt Uyuyunca-Türkiye Peynirleri, Ölmez Ağacın Peşinde-Türkiye’de Zeytin ve Zeytinyağı, Nimet Geldi Ekine-Türkiye’nin Ekmeklerinin Öyküsü, Silivrim Kaymak-Türkiye’nin Yoğurtları kitapları ile tanıdığımız Artun Ünsal’ın simit üzerine çalışmasıyla giderildi. Gündelik hayatımızın vazgeçilmez bir ürünü daha referans kitabına kavuştu.
Ünsal “Susamlı Halkanın Tılsımı-İstanbul’da Kara Fırından Simit Saraylarına Simit, Peynir ve Çayın Türküsü” adlı kitabında simit sözcüğünün peşine takılıp merak ettiği her şeyi araştırmış. Simidi ne zaman kimin nasıl keşfettiği, nereden geldiği konusu biraz karışık olsa da Osmanlı Arşivlerinde ilk kez 1525 yılında bir mutfak defterinde karşımıza çıkıyor. Evliya Çelebi de Seyahatnamesinde semtleri tanıtırken simitçilerden de söz ediyor.
18. yüzyıl başında İstanbul’da 42 simit fırını var. Bu fırınlar da Atmeydanı, Hasköy, Ayasofya, Kumkapı, Hasköy, Hasanpaşa, Karagümrük, Fener, Balat, Karagümrük, Yenikapı , Unkapanı gibi semtlerde, mahallelerde yer alıyor. 

En iyi simit fırınları
Bugün ise İstanbul’da 300’ün üzerinde simit fırını bulunuyor. Tophane Çıtır Simit Fırını, Üsküdar Batlaş Kara Fırın, Üsküdar Sultantepe Doğuş Karadeniz Fırını, Armutlu Taş Fırın, Çengelköy Baba-Oğul Has Fırın, Tophane Tarihi Boğazkesen Fırınları ise simide saygıda kusur etmeyip lezzeti ve kalitesiyle en iyi sıfatını hakkeden fırınlar.
Bu fırınlarda ‘Simitçi Kara Fırın Soğuk Pekmezlemeli Susamlı Simit’, ‘, ‘Ekmekçi Taş Fırın Kızgın Şekerli Şerbetli Susamlı Tava Simidi’, Simitçi Karafırın Ön Haşlamalı Soğuk Pekmezli Susamsız simit” ‘Susamlı Tava Simidi’ gibi onlarca farklı simit yapılıyor.
 Artun Ünsal’a göre 500 yıldır ortalıkta olan kendini kanıtlamış gündemde kalmış bir gıda olan simit bir kent mutfağı ürünü. Çünkü sokakta gıda tüketme alışkanlığı için dinamik bir yapı gerekiyor. Günümüzün buluşu simit sarayları da zaten modern hayatın temposu sonucu ortaya çıktı.
Simit geçmişten günümüze edebiyatımıza da sıkça girmiş. Orhan Veli’nin “Kargalar sakın anneme söylemeyin! Bugün toplar atılırken evden kaçıp Harbiye nezaretine gideceğim. Söylemezseniz size macun alırım, simit alırım, horoz şekeri alırım...” diye devam eden bayram şiirini unutmak mümkün mü?

Halk inanışından rüyalara simit
Hacca gidenlere arkadaşları akrabaları yedikçe birbirlerini hatırlamak için yarım simit verir, diğer yarılarını da kendilerine ayırırlarmış. Simit horoz, koyun gibi adak olarak da adanırmış. Zamanı geldiğinde yürüyemeyen çocukların başından simit çevrilir, parçalandıktan sonra mahallenin çocuklarına dağıtılırmış. Rüyada simit görülmesi evli kişi için muhabbete, bekâr biri için dengi eşe delalet edermiş. Elinde simit olduğu halde yemediğini gören kişi ise para biriktirirmiş.


    ETİKETLER:

    Türkiye

    ,

    Yenikapı