Keşfe cesareti olanlara...

Keşfe cesareti olanlara...
Keşfe cesareti olanlara...

Can Bonomo, Eurovision macerasını promosyon malzemesi olarak kullanmamasıyla da dikkat çekiyor.

İlk albümü 'Meczup'a aşina bünyeler, ikinci Can Bonomo eseri 'Aşktan ve Gariplikten'e alışmakta güçlük çekmeyecekler kuşkusuz. Zira müzisyen, referansta sınır tanımadığı bu yeni 'sound'un tadını daha da çıkaracakmış gibi...
Haber: SARP DAKNİ / Arşivi

Albümün adı beni hızla 2007’ye götürdü. Bugüne kadar izlediğim en hüzünlü aşk hikâyelerinden ‘Lars and the Real Girl’e... Ryan Gosling’in son derece tuhaf bir karakter olan Lars’a dönüştüğü bu filmde, internetten sipariş ettiği ‘real doll’ olarak tabir edilen ve ilk bakışta gerçek bir genç hanımefendiden hiçbir farkı olmayan bir seks bebeğine âşık olan genç bir adamın öyküsü. Böylesine çılgın bir hikâye ancak ‘aşktan ve gariplikten’ doğabilirdi... Yanlış anlamayın! Can Bonomo’nun yeni albümündeki şarkıların hiçbirinin bu ‘tuhaf’ hikaye ile zerre kadar ilgisi yok. Basit bir kelime çağrışımı, hepsi bu.
Can’ın müziğini ‘’Şudur, budur...’’ diye tanımlamak pek (hatta hiç) mümkün değil. Şarkılarını yazarken beslendiği, değiştirdiği, dönüştürdüğü referansların haddi hesabı yok gibi. Bu hınzırca başarı onu kendi kulvarında rakipsiz bir konuma getiriyor. İlk albümü ‘Meczup’la hiç zorlanmadan hepimizin dikkatini tek tek toplayıp sepetine dolduran Bonomo, bizzat onun bile bahsetmekten sıkıldığını tahmin ettiğim Eurovision (yazmadan olmadı, elimde değil) macerasını bile kariyeri için avantaja dönüştürmeyi başarabilecek kadar akıllı bir müzisyen. Hatta öyle ki, bu şarkıyı yeni albümünde promosyon malzemesi olarak kullanmayacak kadar da kendine güvenen biri o.
İlk albüm ‘Meczup’a aşina olanlar ‘Aşktan ve Gariplikten’e alışmakta güçlük çekmeyecekler kuşkusuz. Zira Can, yarattığı bu yeni ‘sound’un tadını bir süre daha çıkaracakmış gibi görünüyor. Hakkıdır. Albümün lokomotifi olarak kabul edebileceğimiz, aynı zamanda açılışı da yapan ‘ Başkan ’, ‘Love Me Back’in teyzesinin oğlu gibi tınlıyor. Formülleri hemen hemen aynı. Dolayısıyla, akustik gitardan curaya, synthesizer’dan hammond’a kadar sayısız enstrüman kullanılarak kaydedilen albümün enerjisi de düzenlemeleri kadar güçlü ve yüksek. Pek sevdiğimiz Fransız deha Mirwais’in parmağı var iddiasında bulunabileceğimiz kadar dijital ama bir o kadar oryantal olmayı beceren ‘Basması Pembe’, ‘Defol’ ve ‘Ali Baba’ gibi çok doğru şarkılar peşpeşe keyifle dinleniyor. Yer yer heavy metal’e göz kırpan ‘Abla’ ve bizzat kendi yazdığı ilk türkü olan ‘Veysel’ ise hazmetmesi pek kolay olmasa da doğrusu ilginç birer sürpriz olmuş. ‘Aşktan ve Gariplikten’, İstanbul ’u yaşayan, uzaktan da olsa seven herkesin içinde bir şeyler bulabileceği, keşiflere açık bir albüm. Kısacası, cesaretinizi toplayıp dinlemeniz şiddetle tavsiye edilir!

Can Bonomo
Aşktan ve Gariplikten
We Play