Kiefer'in dönüşü Hilal'le oldu

Kiefer'in dönüşü Hilal'le oldu
Kiefer'in dönüşü Hilal'le oldu

Verimli Hilal tablosu Almanya nın en önemli sanatçılarından biri olarak kabul edilen Kiefer in temalarının karanlık bir özeti gibi.

Alman resminin büyük ustası Anselm Kiefer'in ilk defa Anvers'de sergilenen yeni tablosu Verimli Hilal, Türkiye'nin doğusundan Irak, Suriye ve İsrail'e uzanan bölgedeki çatışmalar ve anlaşmazlıkları konu alıyor
Haber: KAYA GENÇ / Arşivi

İkinci Dünya Savaşı sonrası Alman resminin en önemli sanatçılarından Anselm Kiefer’in yeni tablosu ‘Verimli Hilal’ (Der fruchtbare Halbmond), Anvers Güzel Sanatlar Müzesi’nde (KMSKA) seyirci önüne çıktı. İlk defa sergilenen 2010 tarihli tablo, Freiburg Üniversitesi’nde edebiyat ve dilbilim eğitimi aldıktan sonra Joseph Beuys’le tanışan, kısa sürede savaş sonrası ‘Yeni Almanya’nın en önemli sanatçılarından biri olarak kabul edilen Kiefer’in temalarının karanlık bir özeti. 

Karanlık yıkıntılar
Efsaneye göre Tanrı, kendisini inşa edenlerin anlaşmazlıkları yüzünden Babil Kulesi’ni yıkmıştı ve Ortadoğu ’daki siyasi çatışmalar, Kiefer’e göre benzer bir yıkımla bağlantılı. ‘Verimli Hilal’, adını arkeolog James Henry Breasted’den alıyor; Türkiye ’nin doğu bölgelerinden Irak, Suriye ve İsrail’e uzanan hilal şeklindeki bölgeyi işaret eden bir ifade bu. Anvers Güzel Sanatlar Müzesi’nde son 30 yıla yayılan işleri sergilenen Kiefer, Kabalacı görsel motiflerden aşkınlık ve çatışma görüntülerine, dini ve mitolojik yıkım efsanelerine meraklı bir sanatçı.
Kiefer’in 11 Eylül’den 10 yıl önce yaptığı ve adını Yahudi mitolojisinde Adem’in ilk karısından alan ‘Lilith’ tablosu, adeta Dünya Ticaret Merkezi’nin karanlık yıkıntılarını resmediyor. Tablonun ortasında duran ve yıkımı gerçekleştiren kişiye aitmiş gibi görünen saç yığını, ötekileştirilmiş ‘kara sakallı terörist’lerden ‘deli kadınlar’a pek çok çağrışım yapıyor. Tate Modern koleksiyonunda bulunan bu tekinsiz tablodan daha da çarpıcı olanı ise, adını Hindistan’da dünyanın taştan yapılmış en büyük gözlem istasyonunun bulunduğu Jaipur şehrinden alan, neredeyse 100 metrekarelik bir büyüklüğe yayılan ‘Jaipur’ isimli çalışma. Gözlemciler için hazırlanmış merdivenlerin ötesinde uzanan gezegenler, NASA koordinatlarıyla değil, Nazilerin toplama kamplarındaki mahkûmların kollarına dağladıkları numaralarla birbirlerine bağlanıyor. Seyirciyi gökyüzünün olağanüstü derinliklerine çağıran ve tablonun bir köşesinde duran Yves Klein mavisi ise tarihsel suçları geleceğe yönelik olasılıklarla dengeliyor. 

Zirvelerle dolu karabasan
Türkiye’deki Hafriyat ekibi kendi ulusal tarihlerini ve milli kahramanlarını sorunsallaştıran resimler yaparken yalnız değiller. Kiefer’in ‘Wege der Weltsweisheit (Dünyevi Bilgelik Yolları) tablosunda Alman tarihi, baş döndürücü zirvelerle dolu bir karabasan olarak beliriyor. Kant, Heidegger, Hegel gibi düşünürlerle Nazi liderlerini, Alman ve Prusya tarihinin katil generalleriyle büyük düşünürlerini bir araya getiren bu dev çalışma, gravür tekniğiyle yapılmış. Adını bir Ingeborg Bachmann şirinden alan ‘Grosse Fracht’da (Büyük Taşıt) Kiefer, Köln Katedrali’nin çatısından aldığı kurşunla kurumuş ayçiçeklerini birleştirmiş; Holocaust şairi Paul Celan’ın şiirinden esinlenerek yapılmış en ürpertici tablosu ‘Schwarze Flocken’da (Kara Karlar) ise buz gibi bir kış manzarasını bölen bir kitaptan Celan’ın dizeleri çevreye yayılıyor. Nazilerin ‘Ateşle kurban etmek’ anlamına gelen Holocaust’ta kullandıkları sembolizmi inceleyen tablo, Alman tarihinin karanlık bir yorumu. 

Pamuk’un sevdiği ressam
Orhan Pamuk’un hayranlık duyduğu ve İletişim Yayınları için editörlüğünü yaptığı Dostoyevski kitaplarının kapaklarına resimlerini koyduğu bir sanatçı Kiefer. Sanatçının edebiyatla ilişkisi ve Avrupa tarihini girift bir üslupla okuma çabası, Louis-Ferdinand Celine’e gönderme yaptığı ‘Voyage Au Bout de la Nuit’ (Gecenin Sonuna Yolculuk) tablosunda seyirciyi deniz muharebelerine ait teknik hesaplamalarla karşılaştırıyor. Sonsuz dairelere dönüşen sayılar, hayatın anlamı üzerine Nietzsche’ci bir perspektif sunuyor.
Mezapotamya’da insan uygarlığının doğuşundan kendi çocukluğunun geçtiği Almanya’ya uzanan uygarlık serüvenimizin karanlıklarını yansıtan ‘Verimli Hilal’ ve Kiefer’in diğer 21 işi, Ocak sonuna kadar Anvers KMSKA müzesinde sergilenecek. 

İstanbul Modern’de sergi açacak
Anselm Kiefer, iki yıl önce çocuğunun doğum gününü kutlamak için geldiği İstanbul’da tabii ki modern sanat müzesini de gezer. Burada tanıştığı müzenin şef küratörü Levent Çalıkoğlu, hemen kendisine bir sergi teklif eder. Tabii bir Anselm Kiefer sergisi kolay olmuyor. En son geçen yıl sanatçının atölyesini gezen Levent Çalıkoğlu, sergi için çalışmaları başlattı. Sergi bu yılki bienale yetişmedi ama bir sonraki için tarih kesinleşti. 2013 sonbaharında düzenlenecek 13. Uluslararası İstanbul Bienali’ne paralel olarak İstanbul Modern’de de bir Anselm Kifer sergisi açılacak.