'Kim bu berber Allah aşkına'

'Kim bu berber Allah aşkına'
'Kim bu berber Allah aşkına'
Justin Bieber geldi, geçti. Gençler için unutulmaz bir konser olmuş olabilir. Peki ya onları konsere götürmek zorunda kalan anne-babalar. Sıkı bir Fenerbahçe taraftarı olan Oktay Özdabakoğlu, oğlunu Bieber götürmek zorunda kaldığı için Avrupa Kupası yarı final maçını izleyemedi. Özdabakoğlu'nden anne-babaların konseri
Haber: OKTAY ÖZDABAKOĞLU / Arşivi

Bundan yaklaşık 1.5 ay önce 12 yaşımdaki oğlum yanıma gelip, ‘Baba Justin Türkiye ’ye geliyor muş. Ben de gitmek istiyorum’ dediğinde başıma bunların geleceğini nereden bilebirdim ki...
Bu konserin bana ilk darbesi, sıkı bir taraftarı olduğum Fenerbahçe ’nin tarihinde ilk defa final oynama şansını yakaladığı Avrupa kupası yarı final maçını izleyememek olmuştu. Fener tur atlasaydı buna da katlanabilirdim ama evden çıktıktan sonra yaşadıklarımız anlatılır gibi değil. Beylikdüzü’nden saat 16.30’da çıkıp, saat 19.35’de İTÜ’nün Maslak Kampüsü’ne ulaştık. Oğlumla konser sonrasında bir buluşma noktası belirledikten sonra, çocuğu adeta askere uğurlar gibi uğurlayıp konser alanına gönderdim.
İşte asıl macera ondan sonra başladı. Saat 19.30’da başlayacağı ilan edilen konser, 20.00, derken 20.30 sularında halen başlamamıştı. Bu arada benim gibi yüzlerce anne-baba, stad dışında ve stadı tepeden gören bir yerde çocuğunu bekliyordu. Havanın kararmasıyla birlikte soğuk şiddetini arttırırken, beklediğim yerde titremeye bile başladım. Bu arada konser hâlâ başlamamıştı. Saat 20.45 olduğunda konser alanından birçok çocuğun daha fazla beklemeyip konseri terk ettiğine de tanıklık ettik. Zira biz saat 19.35’te geldik ama çocukların önemli bir bölümü saat 18’de konser alanını doldurmuştu.
Ailelerle birlikte beklerken, yaşanan diyaloglar da çarpıcıydı. Birçok anne-baba isyan eder haldeydi. Saatlerce beklenmiş, hava soğumuş ve öğlen sıcağına aldanan çocuklar şort ve tişörtlerle bekliyordu. İnanılmaz bir telefon trafiği yaşanıyordu konser alanı ile bekleme yeri arasında. Devamlı çocuklarını arayan ebeveylerin önemli bir bölümü, ‘İstersen bekleme daha fazla, gel gidelim’ telkininde bulunuyordu.
En ilginci de Bursa’dan gelen bir aileydi. Feribotla İstanbul ’a torununu getirmiş olan bir babaanne bana dönüp, ‘Kim bu berber Allah aşkına, nedir bu delilik’ diyordu. Saatlerce beklendikten sonra, Saat 21.10’de ekranda 10 dakikalık geri sayımı gösteren sayaç belirince çocuklar adeta çılgına döndü. Bu arada ben Fenerbahçe maçının ne olacağını düşünürken, saat 21.20’de yani, bilette belirtilen saate göre 2 saat gecikme ile Justin sahnedeydi. Arada sırada çocukların çığlıkları yükselirken, bir de ne göreyim. Justin, sahne atılan bir oyuncak yüzünden küsüp geri gitmez mi...
Bu arada bazı çocukların yuhalamaları da duyulurken, Justin tekrar sahneye çıktı. Saat 22.30’u geçmişken devamlı telefon görüşmesi yapıp Fener maçının sonucunu öğreniyordum ki, konser alanında oğlum telefon açıp, ‘geliyorum ben’ deyince nasıl sevindiğimi anlatamam. Oğlum yanıma gelince ‘neden sonunu beklemedim’ diye sordum. Aldığım yanıt ilginçti. Çok şımarıkmış...
Neyse arabaya binip radyoyu açtık. Maçı dinliyorduk ve inanılmız bir trafik içerisinde Beylikdüzü seferine başlamıştık.