Kim bu vesikalıktaki yabancı?

Kim bu vesikalıktaki yabancı?
Kim bu vesikalıktaki yabancı?
İnsanların 'resmi belgeler'deki kişi olduklarını doğrulama niyetinde olan ama görenin "Bu ben değilim" tepkisini verdiği vesikalıklar bir zorunluluk...Tamam da bu kadar kötü olmak zorundalar mı?
Haber: BURAK KURU - burak.kuru@radikal.com.tr / Arşivi

Bu dünyanın kahrını çekmekle yükümlüyseniz, yolculuğunuzun aşamaları az çok bellidir: Evvela doğarsınız, akabinde büyürsünüz, nihayetinde de ölürsünüz. Doğum-ölüm arası ise birçok görevden özellikle bir tanesi büyük mesai harcamanıza yol açar: İsminiz, davranışlarınız, işiniz-gücünüz hatta geride bıraktıklarınız vasıtasıyla ‘varlığınızı kanıtlamak’.
Tabii öncelikle ‘kayıt altında’ olmanız gerekiyor. Bunun formülü açık: Eskilerin deyimiyle her insana bir ‘kafa kâğıdı.’ Yani kimlik. Bir aşamadan sonra ise bu kafa kâğıdının sizin olduğunu ispatlamanız gerekiyor. Dedim size, hayat yolu zor.
Ve varmak istediğimiz noktaya da bu ispat anında ulaşıyoruz: Amacı insanların ‘resmi belgeler’deki kişi olduklarını doğrulamak olan ama görenin “Bu ben değilim ki ama” şeklinde tepki gösterdiği bir nesne olan vesikalık fotoğraflara... Başka bir deyişle, her ne kadar hoşnut olmasak da o kişinin bizim akrabamız olduğu gerçeğinin değişmeyeceği gibi, beğenmediğimiz ama bal gibi de ‘biz’ olan o kartlara yani.
Gülümsemeyin, çekiyoruz!
Vesikalık fotoğrafın hangi amaçla çektirdiğinize bağlı olarak kendine has kanunları var. Misal, Milli Eğitim Bakanlığı bünyesinde açılan ‘vesikalık fotoğraf’ kursu için hazırlanan bir kitapçık (http://getir.net/ui5k ) bu amaca hizmet ediyor ve merak edeni yahut bu işte esnaf olmak isteyeni A’dan Z’ye bilgilendiriyor. Kitaptan alıntıyla vesikalık tanımını yapıp özelliklere geçebiliriz: “Sözlük anlamı belgedir. ‘Vesikalık fotoğraf’ ise resmi belgelerde kullanılmak üzere tamamen rötuşsuz ve kişiyi tanımlamak için çekilen fotoğraftır.”
Sizden isteyen kuruluşa göre değişen boyutlarıyla da problem çıkarabiliyor elbette. Ülkemizde devlet dairelerinde -yani çektirmemizi zorunlu kılan kuruluşlarda- 4.5x6 cm ölçüsünde, evrensel olarak kabul edilen ölçüsü ise 3.5x4.5 cm. Evrensel ölçüye uymamamızla ilgili özeleştiriyi de az önce bahsettiğim kitapçıkta görmeniz mümkün: “3.5x4.5 cm standart kullanım kolaylığı açısından daha fonksiyoneldir. Çünkü 4.5x6 cm’lik fotoğrafı belgedeki yere yapıştırabilmek için küçültmek zorunda kalınmakta ve israf edilen kâğıt ile milli servetimiz çöpe gitmektedir...” “Peki neden?” diye sorabilirsiniz. Bir bilene danıştık ve bunun sebebinin Türkiye Emniyeti’ndeki tarayıcılarda bu ebadın kullanılabilmesi olduğunu öğrendik.
Bahsedilen 3.5x4.5 cm’lik ölçü son yıllarda hayatımıza giren ve pasaport işlemleri sırasında tüm bu ‘vesikalık stresi’ yetmezmiş gibi, kafa karıştıran bir unsur olan ‘biyometrik fotoğraf’ın ölçüsü oluyor bu arada. Biyometrik ve vesikalık farklarına gelelim. İkisi de son altı ayda çekilmiş olup, sahibinin tüm yüz hatlarının görünmesini emrediyor. Vesikalıkta yüz, fotoğrafın yüzde 50’sini kapsamak zorundayken, biyometrikte bu oran “Yüz yüksekliği fotoğrafın yüzde 70-80’i arasında olmalı” şeklinde belirtiliyor. Bunlara ilave olarak vize başvurusu için fotoğraf çektiriyorsanız boyutu 5x5 cm olmalı. Bir başka ortak nokta, bürokrasinin neden sevilmediğini özetler nitelikte: Fotoğrafta gülümseme olmamalı.
Peki gerçekten vesikalık fotoğraflar neden o kişiye hasret duyan, o fotoğrafı cüzdanda taşıyacak kadar sevgi besleyen ya da fotoğrafa bakıp iç geçirerek “Canım benimmm” diyecek kadar seven kişiler haricinde kimseyi memnun etmez? Yani özetle o fotoğraflar neden kötüdür? Uzmanların yorumu, “İşte bütün bunlar hep mevzuat” yönünde... Gururla taşıyacağınız vesikalık fotoğraflar çektirmenizi dilerken sizi uzman görüşleriyle baş başa bırakıyoruz...

‘Ara sıra olunca böyle oluyor’


Merih Akoğul, Fotoğrafçı, Akademisyen: Vesikalık hep ihtiyaçtandır, keyfine gidip vesikalık çektiren yoktur. İstemeden fotoğraf çektirmiş olmanın o ruh hali de kişinin üzerinde üzerinde negatif etki bırakır ve ifadesine yansır. Yani seyrek fotoğraf çektirmeden kaynaklanan fiziksel değişim ve gönülsüz fotoğraf çektirmenin birleşimi sonuçta, büyük bir şoktur. Kasılmış, omuzları belirli bir açıya getirilmiş, gözler bir noktaya sabitlenmiş ve aynı anda iki kulağın gösterilmeye çalışıldığı bu korkunç andan ne kadar iyi fotoğraf çıkabilir ki...

‘Kusursuz vesikalık yoktur’


Muhsin Akgün, Fotoğrafçı: Durup dururken vesikalık fotoğraf çektirmeyiz. Bir amacı vardır ve o fotoğraf da o amaca uygun olarak konulan kurallar çerçevesinde çekilir. Bunun sebebi olduğunuz gibi çıkmanız ve güvenlikle ilgili olarak yaşanacak sorunlarda sorun yaşamadan eşleştirme yapılabilmesi. Öbür yandan vesikalık fotoğraf, sizin tam karşıdan bakılıncaki görüntünüzdür, başka birisi değil. Kısacası kusursuz vesikalık yoktur. Bu sebeplerle vesikalık bize biraz garip gelir.

‘Mevzuat gereği...’


Adnan Yalvaç, Zümrüt Fotoğraf Stüdyoları, Cihangir Şubesi İşletme Müdürü: Herhangi bir CV için çekilen vesikalıkla pasaport, vize için çekilen farklıdır. İnsanlar genelde vize-pasaport fotoğrafından memnun olmaz. Tamamen mevzuatla alakalı. Tek açıdan, sabit çektiğiniz bu fotoğraflarda kesinlikle oynama yapamazsınız. Oynama yaptığınız takdirde reddedilebilir. Stüdyoya gelip vesikalık çekerken gergin olan kişiyi -ki genelde acelesi olur insanların- sakinleştirmek fotoğrafçının maharetidir. Geçmiş tecrübeleriyle, gereğini yapar...

‘Kuralı vardır, sevilmez’


Engin Özendes, Fotoğraf tarihçisi, Küratör: Bu tür fotoğraf genel olarak sevilmez. Çünkü çekim kuralları vardır. Çok gülemezsiniz, özenli ışığı yoktur. Doğrudan bir aydınlatma ile çekilir. Sağa sola bakma gibi bir rahatlığınız yoktur. Çabuk ele geçirilmek istenen görüntüdür. Fotoğrafçının portre fotoğrafına verdiği önem ve gösterdiği özen bu tür fotoğraflarda olmadığı için pek çok kişi vesikalık fotoğrafına baktığında mutluluk hissetmez. Aslında adı kendi özünü yansıtıyor. Eski dilde vesika, bugünkü söyleyişle belge için kullanılan.