@ErkanAktug

Kimse endişe etmesin

Kimse endişe etmesin
Kimse endişe etmesin
Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi Rektörü Prof. Yalçın Karayağız'a inşaatı süren Resim Heykel Müzesi'yle ilgili merak edilenleri sorduk. Müzenin tamamlanan galerilerinde 15 Şubat'ta Türk resminin başyapıtlarının yer alacağı bir sergi açılıyor.
Haber: ERKAN AKTUĞ - erkan.aktug@radikal.com.tr / Arşivi

Bir süredir İstanbul Modern’in hemen yanı başındaki 5 No’lu Antrepo’da hummalı bir inşaat sürüyor. Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi’nin (MSGSÜ) yeni Resim Heykel Müzesi binası burası... Türkiye sanatının belleği olarak nitelendirilen benzersiz bir koleksiyonu bulunan MSGSÜ, yakın bir zamanda nihayet dört başı mamur çağdaş bir müze binasına kavuşacak. Yenileme projesi ünlü mimar Emre Arolat’ın imzasını taşıyan müzeyle ilgili sanat dünyasının beklentileri hayli yüksek. Fakat kaygılar da var: Nasıl bir müze olacak? Üniversite bürokrasisi içinde burası çağdaş bir müze gibi yönetilebilecek mi? Üniversite, müzecilik gibi yüksek maliyetli bir işin altından kalkabilecek mi?
İşte MSGSÜ, kaygıları gidermek adına inşaat sürerken 15 Şubat Cumartesi günü ‘Elvan-ı Nakşiye’den Günümüze: MSGSÜ Resim Heykel Müzesi Koleksiyonundan Seçkiler 1’ başlıklı bir sergiyle izleyici karşısına çıkmaya hazırlanıyor. Müzenin cadde üzerindeki tamamlanan galerilerinde açılacak sergide, bu topraklarda açılan ilk sergi ‘Elvan-ı Nakşiye’den bugüne müze koleksiyonundaki başyapıtlar yer alacak. Osman Hamdi Bey’den Halil Paşa’ya, Şeker Ahmet Paşa’dan İbrahim Çallı’ya, Feyhaman Duran’dan Neşet Günal’a yok yok sergide. Bu vesileyle biz de merak edilenleri MSGSÜ Rektörü Prof. Yalçın Karayağız’a sorduk.
“Herkes rahat olsun, kimse endişe etmesin” diyor Karayağız, “Bu sergiyle insanlar bizim burada neler yapacağımızı görecek. Antrepo binası bize şubat 2012’de verildi. Evrakların tamamlanması, proje, izinler derken ancak temmuzda başlayabildik. İnşaat sürüyor, geciktiğimizin farkındayız ama zamanı boş geçirmedik. Müzenin caddeye bakan tarafındaki üç galeriyi tamamladık ve sergilere başlıyoruz. İnşaat sürerken galeriler çalışacak. Müze koleksiyonundaki 80’e yakın başyapıtın yer alacağı bir sergi olacak. O galeriler Türkiye’nin en güvenilir galeri şu anda. 104 kamerayla gece gündüz izleniyor. Ben cep telefonumdan bile bütün kameraları anında izleyebiliyorum. Ayrıca polis noktası var.” Bu sırada Karayağız, telefonunu çıkarıp müzenin kamera sistemine bağlanıyor. Heykel deposu, resim deposu, restorasyon ve çerçeve atölyesi, hepsini tek tek gösteriyor...
Prof. Karayağız’a göre müzenin çağdaş bir anlayışla yönetilmesiyle ilgili endişeler yersiz. Dünyayı takip eden, hızlı hareket eden bir yönetimin olacağını belirten Karayağız, endişeleri maksatlı buluyor: “Bazıları endişeyle karışık kendine bir pozisyon yaratmaya çalışıyor. Network’üm güçlüdür, danışmanlık yaparım beklentisi içinde olanlar boşuna çabalamasın. Bu kurumun onlara ihtiyacı yok. Her şeyin kökü burada, aslı burada.”

Devlet 50 milyon verdi

Malum, müzecilik masraflı bir . Arkasında devlet ya da güçlü bir sermaye olmadan üniversitenin kısıtlı olanaklarıyla sürdürülebilirlik çok zor. Peki nasıl olacak? Antrepo binasının yanı sıra devletin müze inşaatı için 50 milyon lira verdiğini anlatan Karayağız, “Resim Heykel Müzesi tarihinde müzenin üniversiteden ayrı kendi bütçe kalemi var artık. Daha önce hep üniversite yönetiminin arttırdığı paralardan müzeye harcama yapılıyordu. Şimdi kendi hesabı var. Şu anda sembolik bir miktar ama ilerleyen yıllarda artacak bu. Müzenin kendi içinde bir döner sermayesi de olacak. Kafeterya, restoran, kitapçı ve hediyelik eşya dükkânından gelecek gelirler müze için kullanılacak. Hiçbir şekilde rektörlük müzenin parasını alıp da kendi keyfine kullanamayacak” diye konuşuyor.
Güvenlikten ilkimlendirmeye müzenin her şeyiyle son sistem olacağını anlatan Prof. Karayağız, koleksiyonla ilgili şu bilgileri veriyor: “Envanteri tamamen çıkardık. Toplam 11 bin eser var, bunların 6 bine yakını yağlıboya. Bu, Türkiye’deki en büyük koleksiyon. Hepsi elden geçmiş, tehlike altında bir şey yok, güvenli bir şekilde geçici depolarda. Müze bitince hepsi kalıcı depolara yerleştirilecek. 1000 derece ısıya ve 8 şiddetinde depreme dayanıklı depolar bunlar. Koleksiyonumuz bağışlarla büyüyor. En son Altan Adalı’nın yaklaşık 70 eseri geldi bize. Pek çok sanatçıyla konuştuk, hepsi gönüllü bağış yapmak için müzenin bitmesini bekliyorlar. Müze açıldıktan sonra çok ciddi bir güncel sanat koleksiyonu oluşacak. Ayrıca biliyorsunuz Türkiye’nin tek resim laboratuvarı bizde, İş Bankası’nın desteğiyle kuruldu. Şu anda Hollanda’daki ünlü Rijk Museum’dan Cumhurbaşkanlığı makamının resim ve eserlerinin restorasyonu da burada yapılıyor. Bununla ilgili bir bölüm kurduk. Şu anda Rijks Museum’dan bir ekiple bizim uzmanlarımız, Cumhurbaşkanlığı makamına ait eseleri restore ediyor orada. Sizin bu kadar gücünüz, laboratuvarınız, kalifiye elemanınız varsa nasıl bir şüpheye mahal olabilir ki. Kimse endişe etmesin.”
Endişe etmiyoruz, bekliyoruz...

Miro skandalı istifa getirdi
MSGSÜ, kısa süre önce sahte Miro sergisi vesilesiyle gündeme gelmişti. Zira üniversitenin mekân sponsoru olarak destek verdiği Tophane-i Amire’de açılan ‘Miro İstanbul’da’ sergisindeki Miro imzalarının sahte olduğu Barcelona’daki Miro Vakfı tarafından tespit edilmiş ve sergi kapatılmıştı. Miro skandalı, rektör yardımcısı Prof. Caner Karavit’in istifasına yol açtı. Miro skandalıyla ilgili uzun süre sessiz kalan Rektör Karayağız, “Konuşmadım, çünkü işin sorumluları konuşsun diye bekledim. Ben sergi için olumsuz görüş belirtmiştim. Ama üniversite kurullarının kendi işleyişine müdahale etmemek için engel olmadım. Olsaydım o zaman da antidemokratik rektör diye eleştirilirdim. Birine sorumluluk veriliyorsa sorumluluğunu bilecek. Biz uyarımızı yaparız. Buna sebep olan kişinin çıkıp özür dilemesi gerekirdi. O kişi istifa etti. Konuştuk, ‘Ben ayrılayım’ dedi, ‘Peki’ dedik. Bunu bahane ederek üniversitenin karalanmasına üzülüyoruz” diyor.



4468 adet Sabri Berkel bizde
28 Ocak’ta Radikal’de yayımlanan ‘Akıllara durgunluk veren sahte tablo olayı’ başlıklı haberde görüşüne başvurduğumuz Galeri Nev’in sahibi Haldun Dostoğlu, piyasada dolaşan pek çok sahte Sabri Berkel tablosuyla ilgili koleksiyonerleri uyarmış ve “Sabri Berkel öldüğünde her şeyini Mimar Sinan’da çalıştığı odaya kilitlediler. Yıllarca kilitli kaldı o oda. O eserlerin akıbetini bilmiyoruz” demişti. Rektörlüğün özel kaleminde bulunan Sabri Berkel’in ‘Mimar Sinan’ tablosu önünde poz veren Prof. Yalçın Karayağız, “Haldun Bey rahat olsun. Sabri Berkel emin ellerde” diyor ve ekliyor: “Sabri Berkel’in toplam 4468 eseri envanterimizde kayıtlı. 1500’e yakını yağlıboya, geriye kalanı gravür, özgün baskı, serigrafi ve kâğıt üzerine boyayla yaptığı işler... Hepsi boyutlarına kadar kayıt altında. Sabri Berkel’in ailesi yoktu, onun ailesi Mimar Sinan’dı. Sabri Berkel’in piyasada çok az tablosu olduğu doğru. Çünkü, tablo satmayı hiç sevmezdi. Son derece ketum biri kişiliği vardı. Tipini beğenmediği, güvenmediği, eserinin emin ellerde olacağını düşünmediği hiç kimseye, dünyanın parasını verse bile eser satmazdı. Pek çok öyle anekdot vardır. Sabri Berkel’in fiyat konusunda bile anlaştığı, ancak ilgili kişinin söylediği bir cümleden dolayı ‘Benim sana satacak eserim yok’ diyerek reddettiği çok kişi vardır.”