Kısa filmin büyük başarısı

İlker Canikligil'in iki yıl önce çektiği Simulacra, festivalden festivale koşuyor.
Haber: MEHMET TEZ / Arşivi

İlker Canikligil'in iki yıl önce çektiği Simulacra, festivalden festivale koşuyor. 130 bin kişinin izlediği Fransa'daki Clermont-Ferrand Kısa Film Festivali'nde gösterilen ve çok beğenilen film şimdi de 7. Manchester Kısa Film Festivali'nde En İyi Film ödülünü aldı.
Ödül alacağınızı tahmin ediyor muydunuz?
Pek değil. Aslına bakarsanız yurt dışında bu tip işlerde genellikle yerel özelliklere önem veriyorlar. Yani Türkiye'den gelen filmde Türk motifleri bekliyor adam. Simulacra zaten adından başlayarak öyle bir film değil.
Bir insan nasıl kısa film yönetmeni olur?
Kimse ben kısa film yönetmeni olacağım diye başlamaz. En başta gelir getirmeyen bir iş bir kere. Bir de kısa film, bugünkü Türkiye'nin durumundan çok uzak bir yerde. Herkesin derdi bir film çekeyim, klip yapayım, reklam çekeyim filan. Sen maddi getirisi olmayan bir işle uğraşıyorsun.
Uzununu çekemeyen kısasını mı çekiyor yani?
Bu yanlış bir görüş. Mesela Hollywood, Fransız kısa film yönetmeni Chris Marker'ın bir filminden yola çıkarak (La Jetee) 12 Monkeys filmini yaptı. Ama Türkiye'de böyle değil tabii. Daha çok öğrencilerin elinde kalmış, referans malzemesi gibi bir şey. "Ben şu kısa filmi çekmiştim, şimdi de şöyle bir projem var, destekleyin," gibi.
Kısa filme müşteri bulmak zor olmalı...
Clermont-Ferrand'daki festivalde Simulacra'yı satın almak istediler ancak adam Türkiye'den birkaç film almak istiyor. Filmler zaten kısa, toplu halde almazsa tek bir filmi hiçbir yerde gösteremez. Mesela İran filmleri vardı 10-15 tane. Onlar satıldı. Dünyada 16 veya 35 mm yılda 500 kısa film çekiliyor. Türkiye'de üçü beşi geçmez.
Uzun metrajlı film projeniz var mı?
Var ama yakınlarda pek görünmüyor. Türkiye'de film çekmenin bir formülü oldu. İşte flaş senaryo, medyatik oyuncular vs. Bunların dışında film yapmak zor gibi. Bu yüzden yakınlarda değil diyorum. Benim kafamdaki, hiç tanınmamış oyuncularla evde kendi kendine, artık ne ekipmanın varsa film yapmak gibi bir durum. Nuri Bilge Ceylan, Zeki Demirkubuz bu tarzda işler yapıyorlar.
Bu kadar net mi sizce?
Valla görünen o ki iki tür film var. Ya çok popüler olmaya aday filmler var, yani kötü anlamda söylemiyorum, ya da çok içine kapalı marjinal
filmler. İkisi de garip geliyor bana.