'Kısa'dan hisse

On dakika arası olmayan, koltuğunuzun
ısınmasına fırsat kalmadan son bulan kısacık ömürlü film...
Haber: MELİS DANİŞMEND / Arşivi

On dakika arası olmayan, koltuğunuzun
ısınmasına fırsat kalmadan son bulan kısacık ömürlü film: Kısa film. Uzun metrajlı filmler kadar salon sahibi olmayan bu filmler, 1. AFM Uluslararası Bağımsız Film Festivali'nde ücretsiz olarak gösterime giriyor. Genç sinemacıları teşvik etmek ve tanınmalarını sağlamak amacıyla oluşturulan bu bölüm için, 75 film arasından seçilen sekiz film "Türkiye'de son iki yılda yapılmış en başarılı kısa filmlerden bir seçki" olarak tanımlanıyor. Filmlerle ilgili nihai kararı verecek olan ise sizsiniz. Çünkü, 'En Çok Sevilen Kısa Film' seyircinin
oylamasıyla seçilecek ve festivalin son günü ödül töreni gerçekleşecek. Bilinçli bir jüri üyeliği yapmak istiyorsanız, yönetmenler ve filmleriyle ilgili bilgi edinmenizde fayda var.
Berlin'de yaşayan ve Berlin Teknik Üniversitesi'nde felsefe yüksek lisansı yapan Aslı Özge, 26 yaşında ve Marmara Ünv. GSF Sinema-TV Bölümü mezunu. Bir metro istasyonunda değişik insanların aklından geçenler konulu 20 dakikalık filmi Capital C ile festivale katılan Özge, şu sıralar ilk uzun metraj çalışması Biraz Nisan ile ilgileniyor.
'Keşke ben çekseydim' diyecek kadar beğendiğiniz film: "Beğendiğim filmler var ama 'Keşke ben çekseydim,' demiyorum, Çünkü film senaryo, oyuncu, görüntü yönetmeni gibi pek çok parçadan oluşuyor. Yani bunlardan biri değişse, zaten film başka bir film olur. Bu da demek ki, ben çekseydim başka bir film olurdu, o zaman da o kadar beğenir miydim bilmiyorum. Çünkü bence önemli olan fikirden çok, o fikri sizin nasıl anlattığınız, yani nasıl gördüğünüz."
Kısa filmle uzun metrajlı filmin en önemli farkı nedir?: "Öncelikle kısa film, uzun metrajlı filmin özeti değil. Yapıları ve biçimleri çok farklı. Kısa filmde daha vurucu olmak zorundasınız ve bir defada anlatmak istediğinizi ortaya koymak zorundasınız. Tekrarlama şansınız yok, anları iyi değerlendirmek gerekiyor. Uzun metraj filmde ise söylemek istediğiniz şeyi, karakterlerinizle birlikte yaşatma şansınız var."
Ödül: 12. Ankara Kısa Film Yarışması, Kurmaca-Video Dalı Birincilik Ödülü 22. İFSAK Kısa Film Yarışması, En İyi Kurmaca Video Film Ödülü.
Günlük hayatlarında kamerayla karşılaşan insanlar neden aniden bir tuhaf olur? 25+ Kısa Film Atölyesi'nden Emrah Dönmez, Dumpiller'de bu sorunun yanıtını arıyor.
Merak ettiğiniz için mi, 'Ben daha iyisini çekerim' dediğiniz için mi, yoksa tesadüfen mi kısa film çekmeye başladınız?: "90'da, 20 yaşında ve gelecekte ne iş yapacağını bilmeyen bir adam olarak dolanırken, festivalde izlediğim kısa filmler beni gaza getirmişti. Çok kötüydü Türk kısaları."
Kısa film yönetmeni, uzun film izlerken sıkılır mı?: "Bütün kısacıları bilmem ama ben, çok az uzun filme sonuna kadar tahammül edebiliyorum. Dostlarım çoğunlukla uyuduğum için benimle sinemaya gitmiyorlar. Kısa film, on dakikanın üzerine çıkınca, sıkıcı olma olasılığı artıyor. En iyi kısa film artık kırpılamayacak kadar kısaltılmış olandır." Kısa filmde sizi en çok zorlayan şey nedir?: "Önce Bill Gates... Bilgisayar teknolojisinin dijital video konusunda tam terbiye olamaması. Beni Windows delirtti. Sonra da toplum... Ankara'da hiçbir yerde çekim yapamazsınız. Her yer özel koruma altındadır. Bir de kamera gören insanlar ya sizi haberci sanıp üstünüze saldırırlar, ya da hemen poz verip çekim alanını kapatırlar."
Kısa filmle uzun metrajlı filmin en önemli farkı?: "Uzun film bir yatırımdır. Riske girerek yapılır. Kısa film keyfekederdir. Satılmayacaktır. En fazla, ödül kazanabilir."
Parlakulaş, festivale, Müebbet-i Muhabbet ve Fırtınalı Aşk adlı iki animasyon filmiyle katılıyor. 26 yaşında ve Anadolu Üniversitesi
GSF Animasyon Bölümü'nden mezun. Kısa filmi, festivallere, jüriye, büyük-küçük seyircilere
'Heeey Türkiye'de canlandırma sineması da var,' diyebilmek için çekiyor.
Sizin için en ilginç kısa film konusu nedir?:
"Bulamadım, yok. Aslında adı ne olursa olsun bence hiçbir şey önüne 'en' kelimesini alarak tanımlanmamalı; çünkü bütün 'en'ler henüz yapmadıklarımızda."
Kısa filmle uzun metrajlı film arasındaki en önemli fark nedir?: "Kısa film, yönetmenin kolundaki saatle iddiaya girmesidir bence, az zamanda çok şey anlatabilme isteği... Bir de, uzun film patlamış mısır yedirir insana, kısa filmde zaten mısır satılmaz."
Ödül: 13. Ankara Film Festivali, En İyi Animasyon
Gölge, dilin rüyasına dalar. Gölgenin içinden baktığımız resim detayları, gölgenin hareketiyle dile dönüşür. Beş dakikalık filmi Esperanto ile deneysel bir çalışmaya imza atan M. Cem Yardımcı, İTÜ Mimarlık Fakültesi'nde araştırma görevlisi. Halen rüya-sinema-mimarlık ilişkileri konulu doktora tezi üzerinde çalışan Yardımcı'nın kısa filmden para kazanıp kazanmadığı sorusuna verdiği yanıt gayet kısa: "Hayır."
Kısa filmde, konuyu toparlamak zor mudur?:
"Konu kafamda canlandıktan sonra bu fikri, düşünceyi kendi kişiliği olan bir ürüne dönüştürmeye çalışıyorum. Aklımda canlandırdığım konunun farkına vardığım zaman, zor ama bir o kadar da eğlenceli süreç başlıyor. Kendimi seyirci yerine koyup, ürünün seyircinin duygularını canlandırıp beraber bir eser üretmelerini amaçlıyorum. Hikâye, konu ve düşüncenin seyirci ile nasıl etkileşime gireceğini belirlediğim zaman konu toparlanmış oluyor."
Kısa filmle uzun metrajlı filmin en önemli farkı nedir?: "Görsel ürünün seyirci ile buluştuğu medyanın, filmin (reklam filmi, müzik filmi, kısa film, uzun metrajlı film, vizyon filmi, avangart film, deneysel film, ...) doğal şartlarını belirlediğini düşünüyorum. Hepsi seyirci karşısında kendi kişiliği olan ürünlerdir. Ama içlerinde en bağımsız olanın kısa filmler olduğunu düşünüyorum."
Dünyanın kendisi için kurulmuş bir bilgisayar programı olduğunu düşünüp programı bozmaya karar veren bir adamın hikâyesini anlatan Simulacra, Fransa'da, 24. Clermont Ferrand Kısa Film Festivali'ne de katılıyor. Canikligil, 29 yaşında ve Marmara Ünv. G.S.F. Sinema-TV Bölümü mezunu. Şu anda Bilgi Ünv. Sinema-TV Bölümü'nde ders veriyor.
Festivalde, kısa filme yer verilmesi sizi ümitlendirdi mi?: "Çok fazla ümitlendirmedi. Son on yıldır Türkiye'de gereğinden fazla kısa film festivali var ve çoğu da pek bir yere varmıyor. Film üretimi çok düşük, çoğu teknik olarak çok yetersiz. AFM iyi bir başlangıç yaptı ama sekiz tane film göstermekle henüz umutlanmak için çok erken. Daha çok ve iyi filmler üretilmeli. Bu filmlerin tanıtımlarını iyi yapmak gerek. Bu da festivallerin sorumluluğu. Yoksa 'Biz kısa filmcilerin filmlerini gösterdik. Sonra birine ödül verdik. Çok şeker oldu,' düzeyinde kalır."
Kısa film çekmeye nasıl başladınız?: "Sinema okuluna gidiyor ve film yapmayı istiyorsanız genellikle kısa filmlerle başlarsınız. Yıllar geçtikçe kısa filmin dünyada gayet saygı gören, kendi başına bir iş olduğunu anlıyorsunuz."
Kısa filmle uzun metrajlı filmin en önemli farkı nedir?: "Kısa film, uzun film, video
klip, reklam filmi, belgesel... Hepsi değişik üretim şekilleri ve temelde aynı dili kullanıyor. Ama uzun film sonuçta ticari bir ürün. Neden 'uzun filmler' uzundur? Cevap çok basit: Çünkü insanlar para veriyorlar ve bu paranın karşılığında 80-90 dakikalık bir eğlence satın alıyorlar. Kısa filmin böyle bir derdi yok."
Ödül: 4. Ulusal Cine5 Kısa Film Yarışması, En İyi Kurmaca Film Deneysel filmi Exorcise ile delilik, epilepsi, histeri gibi hastalıkların mistik tedavisini anlatan Uluçay, kısa filme kafasındaki uzun metrajlarını yapmak için başlamış. İlk uzun metraj filmi Karpuz Kabuklarından Gemiler'i de eylül ayında tamamladı.
Keşke ben çekseydim diyecek kadar beğendiğiniz kısa film?: "İngiliz kısa filmci David Christopher Anderson'ın Times of Angels adlı filmi."
Festivalde kısa filme yer verilmesi sizi ümitlendirdi mi?: "Tabii. Kısa filme önem veren Ankara Film Festivali vardı, şimdi iki oldu. Uzun ömürler diliyorum."
Kısa metraj ile uzun metrajın en önemli farkı nedir?: "Fark, metraj (uzunluksal) değil. Kısa metraj, kavramsal bir olgu. İki saatlik de kısa film olabileceğine inanıyorum."
Ödül: 2000 Cine5 Kısa Film Yarışması, En İyi Film
Boğaz'da yüzen çocukların oynadığı, 17 dakika 30 saniyelik filmi Dalgalar ile, deniz korkusu ve Boğaz'da yüzmek konularını işleyen Söylemez, sinema, reklam ve TV sektörlerinde, yönetmen yardımcısı, metin yazarı, yapımcı ve kurgucu olarak çalışmış.
'Keşke ben çekseydim' diyecek kadar beğendiğiniz film: "Jane Campion Passionless Moments. Karanlık ve ince bir mizah, çok iyi bir fikir üzerine kurulmuş."
Festivale katılan kısa filmleri izlediniz mi?: "Çoğunu izlemiştim. En beğendiğim kısa film, Aslı Özge'nin Capital C'si"
Kısa filmle uzun metrajlı filmin en önemli farkı nedir?: "Ticari kaygınız yoksa,
sadece zaman farkı!"
Ödül: 2001 Cine5 Kısa Film Yarışması, En İyi Film
PINAR BEŞİKÇİ(Yarışma dışı)
Festivalde sekiz mm film formatı kabul edilmediği için yarışma dışı bırakılan ama jüri tarafından çok sevildiği için gösterime katılan Erkekler Tuvaleti, Saint Joseph Lisesi son sınıf öğrencisi olan ve sinema çalışmalarına Bilgi Üniversitesi Film Atölyesi'nde başlayan 19 yaşındaki Pınar Beşikçi'nin filmi.
Festivale katılan en genç kısa film yönetmeni olmak sizi cesaretlendirdi mi? "Tabii ki. Hatta üniversitede okumak istediğim 'görsel iletişim tasarımı',
'grafik dizayn' gibi bölümleri düşünmez oldum. Bütün yollar sinemaya çıkıyor. Diğer yönetmenlerin ve filmlerin arasında olmak beni ve ailemi çok gururlandırdı."
Kısa film çekmeye nasıl başladınız?
"Bu kısa filmi çekerken, kendimi kendime kanıtlama çabası vardı işin içinde ve insanlara kendimi kanıtlayacağım aklımın ucundan geçmedi. Sinemayı merak ediyordum; seti, montajı, oyunculuğu... Merakımı üniversiteye kadar bastıramayacağımı anlayıp bir kursa başladım."
'Keşke ben çekseydim': "Dumpiller. Anlatılması güç bir konu gayet başarılı bir şekilde yansıtılmış."
İlerisi için planlarınız?: "İlk planım şu liseyi bitirip üniversiteye girmek ve sinema okumak; insanlara kendi dünyamı, gördüğüm ve göstermek istediğim olayları sunmak. Planlara, hayalleri de dahil edersem, yaşlandığım zaman Latin Amerika'da yaşamak isterdim. Setten sete koşturamayacak yaşa gelince de kitap yazmak ve dünya barışını hedef alan bir öğrenci değişim programı düzenlemek."