Kızılırmak Deltası'nı mandalar kurtaracak

Kızılırmak Deltası'nı mandalar kurtaracak
Kızılırmak Deltası'nı mandalar kurtaracak
Doğal yaşam için Türkiye'nin uluslararası öneme sahip en önemli sulak alanlarından Kızılırmak Deltası'nın kaderi mandalara bağlı. Evet, yanlış okumadınız. Damakların vazgeçilmez tatları arasında yer alan sütü, yoğurdu, kaymağı ve lokumuyla meşhur mandalar, kurtarmak için deltaya dönüyor
Haber: YÜCEL SÖNMEZ - yucel.sonmez@dogadernegi.org / Arşivi

Hikaye ilginç… Doğal yaşamın nasıl birbirine bağlı olduğunun, zincirdeki bir halkanın eksi kliğin dengeleri nasıl altüst ettiğinin adeta canlı kanıtı mandalar. Deltalar, yeryüzünde yağmur ormanlarından sonra biyolojik çeşitlilik açısından dünyanın en zengin alanlarını oluşturuyor. Aynı zamanda yeryüzünün en verimli tarım arazileri olan deltalar, insan nüfusunun da yoğunlaştığı alanlar olarak öne çıkıyor. Öyle ki, akarsuların taşıdığı alüvyonlarla zenginleşen deltalardan yılda beş defa ürün almak mümkün.
Samsun’un Bafra ilçesindeki Kızılırmak Deltası da 57 bin hektarlık bir alana yayılıyor. Burada irili ufaklı 22 göl, toplam 12 bin hektar sulak alan bulunuyor. Türkiye ’nin uluslararası öneme sahip sulak alanlarından Kızılırmak Deltası, aynı zamanda bir kuş cenneti. Türkiye’de yaşayan 465 kuş türünün 328’ini deltada görmek mümkün.
Verimli tarım arazileri nedeniyle Türkiye’nin, kışlık sebze tarımının önemli bir bölümü de Kızılırmak Deltası’nda gerçekleştiriliyor. Bunun yanı sıra alanda sülük, salyangoz ve kurbağa toplanıp satılıyor. İlaç yapımında kullanılan göl soğanı ihraç ediliyor. Saz kesimi de önemli bir gelir kapısı.
Deltanın bir diğer önemli özelliğiyse ev sahipliği yaptığı mandalar. Ancak ne var ki son yıllarda manda nüfusu önemli ölçüde azalmış durumda. 1990 sayımlarında sayıları 10 bini bulan mandalar, birkaç yıl öncesine kadar 2000’lere kadar gerilemiş. Bunun en önemli nedeniyse manda ürünlerinin deltada yaşayanlar için ekonomik değerini yitirmiş olması. 



Yokluğunun faturası ağır
Manda sayısının hızla azalmasının delta açısından faturası da oldukça ağır. Her şeyden önce mandaların deltadan çekilmesiyle birlikte sulak alanların üzerindeki insan baskısı da artıyor. Manda sahipleri için de değerini yitiren sulak alanlar, zamanla kurutularak tarlaya dönüşüyor. Birçok canlının yaşam alanının yok olması anlamına gelen bu süreç, aynı zamanda tarımda kullanılan ilaçlar nedeniyle, deltanın her geçen gün biraz daha kirlenmesine neden oluyor.
Mandaların yokluğunun faturası bununla da bitmiyor. Doğası gereği suyun içinde yaşamak zorunda olan mandaların ayak izlerine balıklar ve kurbağalar yumurta bırakıyor. Sağlıklı bir sulak alan ekosisteminin ayrılmaz parçalarından biri olan manda, birçok sulak alan bitkisinin dağılışını da kontrol ediyor. Başta kuşlar olmak üzere deltada yaşayan diğer canlıların yuva yapması için korunaklı alanlar oluşturan mandaların deltadaki varlığını devam ettirmesi bu nedenle kritik önem taşıyor. 

Sayıları yeniden artıyor
Mandacılığın temel sorunlarının giderilmesi, aynı zamanda deltadaki sulak alan ekosisteminin sorunlarının çözümünde de önemli rol oynayacak. Mandacılığın yaşatılması sulak alanın ve deltadaki yaşam kültürünün sürdürülmesi açısından da büyük önem taşıyor.
Bu nedenle Doğa Derneği iki yıl önce Samsun Valiliği, Ondokuz Mayıs Üniversitesi, Samsun Damızlık Manda Yetiştiricileri Birliği’nin işbirliği ve Birleşmiş Milletler GEF Küçük Destek Programı’nın desteğiyle iki yıl önce ‘Kızılırmak Deltası’nda Mandacılığın Geliştirilmesi Projesi’ni başlattı.
Doğa Derneği öncülüğünde yürütülen ‘Kızılırmak Deltası’nda Manda Sevdası’ projesi kapsamında yöre halkı manda yetiştiriciliği konusunda yeniden teşvik edilirken, son teknolojiler ve ürünlerin pazarlaması konusunda eğitimler veriliyor ve manda ürünlerine yönelik çeşitli tanıtım materyalleri hazırlanıyor.
Dünyada önemli bir ekonomiye sahip olan mandanın et ve süt ürünlerinin yanı sıra yine manda sütünden yapılan Kızılırmak Deltası’na özgü manda lokumu, manda yetiştiriciliğinin yeniden önem kazanmasında etkili bir rol oynuyor. Bütün bu çalışmalar sonucunda deltadaki manda sayısı 3 bini geçmiş durumda. Önümüzdeki yıllarda bu sayının daha yukarılara çıkarılması hedefleniyor.


    ETİKETLER:

    Türkiye

    ,

    Cunda