Klarnet artık Sesler'siz

Klarnet artık Sesler'siz
Klarnet artık Sesler'siz
Roman müziğinin en önemli isimlerinden Selim Sesler, önceki akşam hayata veda etti. Bir süredir kalp nakli için sıra bekleyen Sesler, kimilerine göre 'dünyanın en iyi üç klarnetçisinden biri'ydi.
Haber: MUHSİN TOPYILDIZ / Arşivi

“Benim işim gücüm klarnet” diyordu kendisini anlatan belgeselde kameraya karşı bakıp. İşi zaten klarnet çalmak, işten arta kalan zamanlarda da klarnetle ilgileniyormuş. Bir süredir kalp rahatsızlığı ile boğuşan Selim Sesler hayatını kaybetti. Hayatının son yıllarını ne acıdır ki klarnetine dokunamadan kalp nakli bekleyerek geçiren büyük klarnet ustası hastalığı sürecinde umudunu hiç tüketmemişti.
Dünyanın en iyi klarnetçileri arasında gösterilen Selim Sesler, 1957’nin martında Edirne’nin Keşan ilçesinde gözlerini açmıştı. Göç etmeden evvel Drama’da profesyonel zurnacılık yapan bir ailenin çocuğuydu. Gözlerini açar açmaz zurna ile ilgilenmeye başlaması hiç kimse için şaşılacak bir şey değildi. Zurna sesinin eksik olmadığı bir evden çıkıp askere giden babasının bando takımında klarnet öğrenmesi babasının hayatını değiştirmese de onun dünyaca tanınmış bir sanatçı olmasının yolunu açan ilk adım olmuştu. Zira artık düğünlerde insanlar davul ve zurna gibi ‘kaba saz’lardansa cümbüş, keman ve klarnet gibi ‘ince saz’ları talep ediyordu. Düğünlerde durmaksızın klarnet çalıyordu. Öyle ki bazen dudakları kanıyordu klarnete üflemekten.
Bilirsiniz Romanlarda çalgıcılık genetik aktarımlarla ilerler. Sesler için de aksini söylemek mümkün değil. Klarnet çalmayı öğrendiği yılları anlatırken “Kimseden ders almadık, feyz aldık” diyen Sesler askere gidip geldikten sonra ilk İstanbul ’a yerleşmişti. İstanbul’da müzikal yeteneğini geliştirmek ve daha fazla alanda çalabilmek için musiki derneklerine gidiyordu. Beyoğlu’nda bulunan Müzisyenler Kahvesi’ne gelen bir adam sezonluk bir iş için klarnet çalacak birine ihtiyaç duyunca Selim Sesler tavsiye ediliyor. O gün Selim Sesler öyle bir taksim çalıyordu ki, bırakın müşterileri saz arkadaşları bile “Bravo köylü” diye bağıra bağıra alkışlıyorlardı. Fakat onun kafasındaki plan başkaydı. Uluslararası bir müzisyen olmak istiyor ve solistlerin arkasında çalmayı bırakıyordu.

Fatih Akın’dan sonra

Stüdyoya ilk girişi 1998 yılına denk geliyor Selim Sesler’in. Kanadalı sanatçı Brenna MacCrimmon albümünde Sesler’in klarnet çalmasını istiyordu. Selim Sesler’in cevabı Türk müziğinin en nevişahsına münhasır ve en kıymetli albümlerinden birinin yolunu açıyordu: “Size çalmayacağız da kime çalacağız.” Bu albüm ile birlikte Selim Sesler müziğini birçok farklı alanda dinletmeye başlamış ve uluslararası alanda tanınan bir sanatçı olmaya başlamıştı. Aynı zamanda Ferhan Şensoy’un tiyatrosunda da klarnet çalıyordu. Şensoy ile çalışmaya başlamadan evvel hiç tiyatro oyunu izlememiş de olsa orada çalmak hoşuna gidiyordu. Tek sıkıntısı oyunlara hep son dakika gitmesiydi. Tam da bu dönemlerde unutulmak üzere olan Roman şarkılarını tekrar ortaya çıkaran ‘Keşan’a Giden Yollar’ albümünü çıkarmıştı. Onu dünyaya tanıtan asıl olay ise Fatih Akın ile bir araya gelip ‘Duvara Karşı’ ve Türkçeye ‘İstanbul Hatırası: Köprüyü Geçmek’ ismiyle çevrilen ‘Crossing the Bridge: The Sound of İstanbul’da yer almasıydı. Fatih Akın, Sesler’in Brenna MacCrimmon ile kaydettiği albüme bayılıyor ve ‘Duvara Karşı’ filminde ona kesinlikle yer vermek istiyordu. Hemen ardından da ‘İstanbul Hatırası’ belgeseli geliyordu. Sesler, bu iki filmle birlikte müzikal anlamda en parlak dönemini yaşamaya başlıyordu.
Balkan kökenli sanatçı özünden hiç uzak kalmamış ve kendine özgü çalış biçimi ile Balkan müziklerini birbirinden çok farklı alanlarda insanlara ulaştırmıştı. “Atalarımız oradan geldiği için öylesi hoşuma gidiyor. O tarafa doğru çalıyorum klarneti” diyordu klarnet ile ilişkisini aktarırken. Roman kültürünü yaşatmak içindi her şey. “Benim sinemam, her şeyim klarnetim” diyordu bir başka röportajında. Oldukça da zordu klarnet çalmak. Kendi deyişiyle ‘ erkek gibi çalınacak saz’dı. Falso kabul etmezdi.

Ustalara özgü mahcubiyet

Hayatının son yıllarında yaşadığı kalp rahatsızlığı onu klarnetinden ayrı düşürecek, onu klarneti yerine kalp cihazlarını yanında taşımaya mecbur edecekti. Kalbine ilk stent takıldığı zaman çok ciddiye almayacak, sigarayı ve alkolü hiç azaltmayacaktı. “Söylenen her şeyin tersini yaptım, kalp nakline kadar geldik” diyecekti hastalığı sırasında verdiği bir röportajda. Yine de hayata dair umudu hep var olacak, yeni albümlerini planlayacaktı. Maalesef ki Roman müziğinin en büyük isimlerinden biri olan Selim Sesler bu hastalığın üstesinden gelemedi. Bugüne dek sayesinde öğrendiğimiz kaybolmaya yüz tutmuş Roman eserleri bize mirası oldu. Selim Sesler hep ustalara özgü o mahcubiyetiyle hatırlanacak.