'Komiklik kadının seksapelinden götürebilir'

'Komiklik kadının seksapelinden götürebilir'
'Komiklik kadının seksapelinden götürebilir'
Yeni dizisi 'Yalan Dünya' ile ekranlara dönmeye hazırlanan Gülse Birsel, InStyle dergisi için Nil Karaibrahimgil'in sorularını yanıtladı.

Sen Nişantaşı’nda bir apartmanda yaşıyor ve yazıyorsun… Ama ülkendeki insanları çok iyi tanıyor olmalısın ki Türkiye ’de bu kadar sevilen, geniş yelpazeye hitap eden işlere imza atabiliyorsun. Demek ki bu biraz da senin sözünü ettiğin sürecin etkisi…
Evet, bana en çok sorulan şey; “Nerden tanıyorsunuz bu insanları?” Aslında hepimiz tanıyoruz bu insanları. İstanbul gibi bir yerde steril yaşama imkânın yok ki. Gazetecilik, dergicilik sadece insanları daha yakından tanımak için iyi bir fırsat oldu benim için. Bu işe yarayacağını bilmiyordum ama iyi oldu.

“Ben de bunu yapabilirim, ben de bunu yapmak istiyorum” fikri aklına ilk ne zaman geldi, aklına bunu getiren insan kimdi?
Önce Amerika’ya gittim senaryo okudum orada iyi bir öğrenci olduğumu söylüyorlardı. Orada oldu, “Ben bu işi kıvıracağım galiba” dedim. Ama dönüp Türkiye’de gazetecilik yapmaya devam ettim. Televizyonla ilgili bir hevesim yoktu, sinema okuduğum için, “Belki sinema filmleri yazarım bir gün” diyordum. Sonra ATV habere girdim. Birinci haftada şöyle bir şanssızlık oldu: Sabah kahvaltısı haberlerinin dış haberler editörü işten ayrıldı. “Sen en iyisi sabah kahvaltısı haberlerinin dış haberler editörü ol” dediler. Üç ay boyunca akşam 9, sabah 9 çalıştım. Enteresan bir tecrübeydi ama vücut olarak bittiğim bir dönemdi. Tekrar dergilere döneyim dedim, hayatım dergilerde devam edecek zannediyordum. Tamamen tesadüf oldu.

Komik kadın sence nasıl bir kadın? Dikkat çeker mi, cazip olur mu, seksi olur mu o kadın? Mesela erkekler ona âşık olur mu?
Valla cazibe ve seksapelle ilgili bir avantaj olduğunu pek sanmıyorum. Erkekte değil ama kadında belki dezavantaj bile olabilir. Komiklik hatta kadının seksapelinden bile götürebilir.

Peki arkadaşlarına, “Gülse komik mi” diye sorsak cevapları nasıl olur?
Büyük ihtimalle, “Evet” derler. Hatta birçok arkadaşım, “Televizyondan daha komiksin gerçekte” diyor.

Hem yazıyorsun, hem oynuyorsun hem de sonuç çok başarılı oluyor. Diğer yandan güzel, bakımlı, fit bir kadınsın. Peki ya senin özel hayatın?
En büyük avantajım şu: İnsanlar yazmanın daha çok vakit aldığını düşünüyorlar. Çoğu insan için çok vakit alabilir ama ben 19 yaşından beri yazdığım için, söylemesi ayıp, -Burada çok para aldığım bütün yapımcılardan özür diliyorum- çok hızlı ve çok kolay yazıyorum aslında. Hayatta meslek olarak en kolay yaptığın işi yapacaksın bence. En güzeli o. Günde 8-9 saatten daha fazla çalışmıyorum, dolayısıyla her şeye ayıracak zamanım oluyor. Bir sahneye çıkıp tek bir şarkı söyleyebilmek için yıllarca çalışmak gerekir gibi geliyor. Tek bir şarkı bile bana çok zorken, senin için ne kolay.

Birkaç tane film senaryosu yazdığını biliyorum. Ne aşamadasın bu konuda?
Maalesef dikkatim çok çabuk dağılıyor; film yazmak o yüzden biraz zor. Bir-iki ay içerisinde oturup yazdım, yazdım yoksa o fikirden sıkılıyorum yarısında. Sabah kalkayım 1-2 sayfa yazayım diyebilen biri değilim. Hikâyeye dair heyecanımı hemen kaybedebiliyorum. Kaldı ki düşünüp başladığım iki senaryoda da öyle oldu, muhtemelen yepyeni bir şey yazacağım. Film yapmak istiyorum. Yazmaya başlayıp yarım bıraktıklarım bile benim için inanılmaz egzersizler oluyor, bir sürü şey öğreniyorum.

Ve ocak ayında başlayacak yeni diziye gelecek olursak, adı Yalan Dünya . Cihangir’i merkez alıyor! Şimdi Cihangir’de de bir ofis tuttun. Nereden çıktı olayın geçtiği yerde konuşlanmak?
Aslında önce başka bir hikâye vardı aklımda, bir kadın-erkek hikâyesi düşünüyordum. Ne yaşarsan onu yazarsın aslında. Onun için Avrupa Yakası’nda dergi vardı. Ben 4-5 yılımı hep bu taraflarda geçirdim. Belki onun için de ‘Yalan Dünya’da hikâyeyi oyuncu çevresi, Cihangir oluşturuyor. O kafamdaki çifti, kadın erkek ilişkisini böyle bir şeyin içine taşımak aklıma geldi. Cihangir’de bir ofis edineyim, böyle bir şeye ihtiyacım var derken burada dolanıp ev bakarken tanıştığım insanlar, emlakçılar, ev sahipleri falan her şey bir araya geldi. Oturup yazıya dökmeye başladım. Bir günde hızlı hızlı yazdım ve o gün ne çıktıysa (dekorlar, karakterler, çatışmaları not almışım), şu anda dizi o. Oyunculuk yapan karakterler var, bu dünyayla çok alakasız karakterler de var. Oyuncular; Altan Erkekli, Füsun Demirel, Beyazıt Öztürk, Olgun Şimşek, Hasibe Eren, Öner Erkan, Sarp Apak, Nihal Yalçın, Bartu Küçükçağlayan. 4-5 genç oyuncumuz daha var, bir de ben oynuyorum.
Röportajın tamamı InStyle Aralık sayısında...