Komple kitabevi

Kitap âşığı birçok kişi, genelde kitapçıları sadece kitap satın almak için dolaşmaz. Kitabın kokusu ve raflardaki lezzetli görüntüsü çeker onu vitrinden içeriye.
Haber: MELİS ÇELEBİ / Arşivi

Kitap âşığı birçok kişi, genelde kitapçıları sadece kitap satın almak için dolaşmaz. Kitabın kokusu ve raflardaki lezzetli görüntüsü çeker onu vitrinden içeriye. Bu tipler bir kitaptan diğerine atlayarak saatlerini geçirebilirler buralarda. Ama ne yazık ki Türkiye'de, öyle her aradığınızı bulacağınız, dolaşarak saatlerinizi geçireceğiniz kitapçılardan pek yok. İstiklal Caddesi 133 numarada.
Nisan ayında açılan Literatür, bu anlamda bir ilke imza attı. Burası rahatça dolaşıp kendi başınıza kalabileceğiniz bir ortam.
Bankerden yayımcıya
Literatür 1898'de inşa edilen ve bir zamanlar eski Galata bankerlerinden Kamondolar'a ait olan bir binanın dört katına yayılmış. Bugüne kadar özellikle eğitim kitaplarıyla adından söz ettiren Literatür Yayıncılık, önceden bu binanın birinci katındaydı. Şimdi ise 700 metrekarelik bir alanda hizmet veriyor.
Kitabevinin kurucu ortaklarından Kenan Kocatürk, "Türkiye'de tekiz," diyecek kadar iddialı. Burası onun 13 yıllık hayalinin ürünü. İlk olarak 1989 yılında yurtdışına çıktığında, gördüğü kitabevleri onu büyülemiş. "Neden Türkiye'de böylesi yok ki?" diye hayıflanıp durmuş. Binanın giriş katındaki mağaza kapanıp mekân tamamen kullanılabilir bir hal alınca da, Kocatürk ve yayınevinin diğer çalışanları, 150 okurla uzun sohbetler edip burayı şekillendirmişler. Burayı açarken biraz endişe duyduklarını söylüyorlar. Ne de olsa Beyoğlu'nda dürümcü kadar kitapçı bolluğu da var.
Sadece kitapçı
Burada gürültülü müzik şöyle dursun, çalan klasik müziği duymak için bile kulak kesilmeniz gerekiyor. CD ve kaset satışına ise asla girmemeye ve 'sadece bir kitapçı' olarak kalmaya kararlılar.
Literatür'de müşteriye yardımcı olmak için ölüp biten, eteğinde el pençe divan dolaşan satış elemanlarından da yok (Tanrıya şükür!). Kocatürk'ün dediğine göre, buranın elemanları müşteriyi rahatsız etmemekle beraber, o bir şey soracak olduğunda, gözüne bakıp ne istediğini anlıyorlar. Zehir gibiler kısacası.
Aslında müşteriler buraya kitap almaya geldikleri kadar, bakınmak için de uğruyorlar. Bazen de sadece etrafa serpiştirilmiş koltuk ve sandalyelerde oturup hoşlarına giden kitaplara göz gezdiriyorlar.
Arkeoloji, mitoloji, felsefe, psikoloji, parapsikoloji, sosyoloji, görsel sanatlar, tasarım, iç mimari, hukuk, tarih, iletişim, mühendislikler, finans, ekonomi, bilgisayar, kimya, pazarlama, edebiyat, astronomi, yemek ve müzik, Literatür'de yer alan kategorilerden bazıları. Bunların da çoğu, kendi içinde farklı başlıklara ayrılıyor. 300 raflı mekânda, 13 bini İngilizce olmak üzere yaklaşık 30 bin kitap elinizin altında. Yani aradığınız her neyse, bulamamanız küçük bir ihtimal. Ama olur da bulamazsanız, yardımcı olacak bir araştırma servisi de var. Aradığınızı söylüyorsunuz, onlar da bulup getiriyorlar. Kitabın elinize ne kadar çabuk geçmesini istiyorsanız, ona göre bir ücret ödüyorsunuz.
Ateş ile barut
Böyle büyük kitapçılarda insanın gözü ister istemez bir kafe arıyor. Ancak yayınevi çalışanları burayı kahve satarak para kazanacakları bir yere dönüştürmek istemiyor. "Kitabın ve kitap okurunun atmosferini bozacak her türlü yapıya karşıyız," diyen Kocatürk, "Kahve ile kitap bir araya gelmez, ikisi ateşle barut gibidir," diyen müşterilerinin olduğundan bahsediyor. Yurtdışındaki kitapçılarda kafe sisteminin düzgün bir şekilde yürüdüğünü belirten Kocatürk'e göre, Türkiye'de bu durumun dejenere edilme olasılığı büyük.
Tüm ısrarlara rağmen burada imza günü yapılmıyor. 'Farklı' olarak anılmaktan hoşlanan ve daha da farklılaşmak çabasında olan kitabevi, alışılmış uygulamalardansa sade, sakin ve her okuyucunun dikkate aldığı yöntemlere başvuruyor. Tematik uygulamalar başı çekiyor. Mesela yaz dönemi süresince sırasıyla Perihan Mağden, Murathan Mungan ve Buket Uzuner olmak üzere, her ay bir yazarın seçtiği yaz okumaları, kitabevinin vitrinini süsledi. Yazarların seçtiği kitaplar, normalde çok fazla satmadığı halde bu uygulamayla tekrar gündeme gelmiş. Kocatürk insanların "Siz bize listesini verin, paramız oldukça alırız," dediğini söylüyor. Farklı uygulamaları hayata geçirmeye bakan kitabevi, internette seçtiği kitabın içini görmek isteyenler için 'eve ve işe servis' adında bir bölüm açmayı planlıyor.
'Çok satan' çok satmıyor!
Genelde en çok satan kitaplar diye bildiğimiz, kitapçılarda böyle bir levha altında sergilenen kitaplar oluyor. Ancak Kocatürk'ün dediğine göre insanlar sadece edebiyatla ilgilenmiyor. Çiçek, fal, parapsikoloji, reiki, motor, yemek ve çocuk konulu kitaplar da oldukça rağbet görüyor. Çok satan sadece bir-iki kategori olmadığını söyleyen Kocatürk, satışta ciddi bir dağılım olduğunu belirtiyor.
Literatür ağır topların yanında bir sürü yeni yayıncının, yeni yazarın ve yeni kitapların da sergilendiği, buluşma noktası sayılabilecek nitelikte bir yer. Ne de olsa kitabın da ciddi düşünülerek tasarlanmış bir vitrine ve iyi mekânlara ihtiyacı olduğunu savunan kişilerce kurulmuş. Bir müşterinin yorum defterine yazdığı cümle burayı anlatmaya yetiyor:
"Literatür olması gerektiği gibi bir kitabevi..."