Korkudan ölmek üzere olan genç

Korkudan ölmek üzere olan genç
Korkudan ölmek üzere olan genç
Tuğrul Eryılmaz'ın "Korkudan ölmek üzere olan bu genç de bizim yeni stajyerimiz" diyerek tanıştırdığı Radikal İki ekibiyle bambaşka bir mesleğe, gazeteciliğe giriş şansı yakalamam.
Haber: ERMAN ATA UNCU - erman.uncu@radikal.com.tr / Arşivi

Biraz tipik bir başlangıç olacak ama yıl 2005... Yeni mezun bir genç olarak harıl harıl aramaktayım ve belki kadrosuna alınırım diye görüşme yaptığım bir üniversitede bölüm başkanı (ismi tabii ki lazım değil) toy ve utangaç halimi görüp “Biz kabuğu sert asistanları hemen dersin ortasına atarız ki cızırdayan bir tavada biraz açılsınlar” diyor. Bölüm başkanının bilmediği ya da tahmin etmediği, birkaç ay sonra tam da o cızırdayan tavanın ortasına Radikal sayesinde düşecek olmam, Tuğrul Eryılmaz’ın “korkudan ölmek üzere olan bu genç de bizim yeni stajyerimiz” diyerek tanıştırdığı Radikal İki ekibiyle bambaşka bir mesleğe, gazeteciliğe giriş şansı yakalamam. ‘Sir’ Eryılmaz yönetiminde Nilgün Toptaş, Nazan Özcan, Zeynep Aksoy ve Cüneyt Çomoğlu’nun yanında ‘tıfıl’ bir stajyer olarak başlayan Radikal kariyerim bugün itibariyle sona ererken aradan seçilip söylenecek bir şeyler bulmak çok zor. Kültür sanat şefi Erkan Aktuğ (sadece Radikal’in değil, herkesin ‘Erkan abisi) peşinden ördek yavrusu gibi dolaştığım günlerden ‘masa arkadaşım’ Şenay Aydemir’in iğnelemelerine, Elif Ekinci’yle çalışma şansı yakalamış olmama, Bahar Çuhadar’ın heyecanına, Nazan Özcan’ın tatlı sertliğine, Cem Erciyes’in ‘ sivil haline’ ve Dilay Yalçın’ın cool’luğuna... Derviş Şentekin, Burcu Aktaş, Elif İnce, Sabriye Bakır...
Radikal’deki herkes ancak kendi başına bir yazıyla anlatılabilecekken her şeyi buraya sığdırmak zor. Bu kadar kişiselliği mazur görmeniz dileğiyle (zira Eryılmaz’ın ilk öğrettiklerinden biri, birinci tekil şahıslı cümlelerin gazetecilikte yerinin olmadığıdır) Radikal’le mesleğe atıldığım için ne kadar müteşekkirim desem az... Radikal’in artık kâğıt baskısının olmaması da sadece üzücü...