Korkularımızın mimarı 114 yaşında

Korkularımızın mimarı 114 yaşında
Korkularımızın mimarı 114 yaşında

Hitchcock, başyapıtı 'Kuşlar' için "Yaptığım en kötü filmlerden biri olabilirdi" demişti.

50 yıl boyunca yönetmen koltuğunda oturan Alfred Hitchcock, sinemanın dönüm noktası kabul edilen geçiş dönemlerine ve değişen çehresine hem tanıklık hem de öncülük etti. Hitchcock, bugün 114 yaşında!
Haber: GÖKÇE GÖKÇEER / Arşivi

Korku filmi izlemek, ortalama sinema izleyicisi için çoğunlukla hafife alınan bir etkinliktir ve 'düşük' bir zevk olarak görülür. Gerilim ve korku türleri ise tüm türler arasında en az saygı görenlerdir belki de... 1960'lı yıllarda, Amerikalı eleştirmenlerin Hitchcock için beslediği hisler, bu yaklaşımdan çok da uzak değildi. Avrupa'da saygı gören ve hayranlıkla takip edilen Hitchcock, ABD'de biraz da 'şakacı' üslubu nedeniyle neredeyse dalga konusuydu. Fransız Yeni Dalga akımının öncülerinden François Truffaut ve Claude Chabrol bu durumdan duydukları üzüntü ve şaşkınlığı sık sık dile getirmiş, hatta Truffaut bu sebeple bir kitap bile yayımlamıştı. Ancak Truffaut'nun kitabın önsözünde söylediği gibi ' Zaman ona arka çıkmış ve en dikkafalı eleştirmenleri bile yıpratmıştır. Kazanan Hitchcock olmuştur.' Bir telgraf şirketinde çalışırken reklam birimine atanan Hitchcock'un sinemayla ilk tanışıklığı hazırladığı kısa reklamlarla başladı. Burada yaptığı çizimler, daha sonra Paramount Famous Players-Lasky stüdyolarında yapacağı iş için iyi bir referanstı. Hitchcock artık sessiz filmlerin ara yazılarını yazıyor ve illüstrasyonlarını çiziyordu. Mühendislik eğitiminin yanında aldığı sanat dersleri en büyük yardımcısı oldu. Senaryo yazarlığı, yönetmen yardımcılığı, sanat yönetmenliği derken, ilk yönetmenlik deneyimi 'The Pleasure Garden'la geldi. Bu filmle başlayan Hitchcock'un sessiz film dönemi, ilk sesli filmi olan 'Blackmail'le sona erdi. Tamamen sesli ilk İngiliz filmi unvanını taşıyan film, sadece Hitchcock sinemasında değil, sinema tarihinde de bir dönemin sonunu işaret ediyordu. 'The Man Who Knew Too Much' ve 'The 39 Steps' gibi, kariyerinin en önemli filmlerine imza attıktan sonra İngiltere dönemini kapatıp Hollywood'a geldi. Daphne du Maurier'nin romanında uyarladığı 'Rebecca' ile gerçek bir Hollywood başarısı yakaladı. Bunu kaçırmayan Akademi, filmi 9 dalda Oscar'a aday gösterdi. Ama bu adaylıklar arasında En İyi Yönetmen yoktu. Hitchcock, sessiz film döneminden sonra siyah-beyaz film dönemine de yavaş yavaş veda etmeye hazırlanıyordu. 'Rope', ilk renkli filmi olarak filmografisinde yer aldı. Hemen her yıl bir film çeken Hitchcock; Marlene Dietrich'in Christian Dior kostümleriyle boy gösterdiği 'Stage Fright', en sevdiği oyuncuları olduğunu saklama gereği duymadığı James Stewart ve Grace Kelly'nin rol aldığı 'Rear Window', Amerikan Film Enstitüsü'nün tüm zamanların en iyi 9'uncu filmi unvanı verdiği 'Vertigo', 26 yıl sonra yeniden çektiği 'The Man Who Knew Too Much', Cary Grant'in hayali bir ajana dönüştüğü 'North by Northwest', makas sahnesiyle hafızalara kazınan 'Dial M for Murder' gibi başyapıtlara imza attı. Artık, sinema tarihinin en 'acınası' seri katiliyle tanışma vakti gelmişti! Norman Bates karakterine hayat veren Anthony Perkins, Hitchcock hayranlarının hafızalarından hiç silinmeyecek muhteşem bir performans sergiledi. Robert Bloch'un aynı adlı romanından sinemaya uyarlanan filmde, Janet Leigh'in bıçaklandığı sahnenin çekimi yedi gün sürdü ve Hitchcock'un küvet deliğinden akan kan görüntüsü için erimiş çikolata kullandığını açıklaması şaşkınlık yarattı. Hitchcock sinemasının en belirgin özelliklerinden biri, soğuk-sarışın kadın oyuncuların filmlerde sıklıkla yer almasıydı. Kim Novak, Grace Kelly, Ingrid Bergman, Janet Leigh, Vera Miles, Julie Andrews, Eva Marie Saint, Tippi Hedren, Carole Lombard ve Joan Fontaine Hitchcock'un bu tercihini netlikle yansıtıyordu. Hitchcock, en büyük favorisi olan Grace Kelly'nin sinema kariyerine devam etmemesi ve daha sonra Tippi Hedren'e başrolünü verdiği 'Marnie' filminde oynamaması sebebiyle duyduğu kızgınlığı ve hayal kırıklığını her zaman dile getirdi. Tippi Hedren, Marnie'de Grace Kelly'nin yedeği olarak devreye girdiyse de, öncesinde çekilen 'The Birds'le birlikte Hitchcock filmografisinde hatırı sayılır bir yer edindi. Çekimlere büyük hayallerle başlayan ve hep daha iyisini isteyen Hitchcock, yıllar sonra filmi için şöyle diyecekti: "'The Birds', yaptığım en korkunç film olabilirdi." 1976'da çektiği 'Family Plot'la sinemaya, 1980'de de hayata veda eden Hitchcock bugün 114 yaşında. Gelmiş geçmiş en büyük yönetmenlerden biri kabul edilen Hitchcock'un filmleri ve sinema anlayışı bugün okul niteliği taşıyor. Bunda hiç şüphesiz ince zekası, gerilime ustalıkla yedirdiği mizah anlayışı ve korkudan ne anladığı etkili oldu! Babasının baskı ve korkuyla büyüttüğü, çocukken Cizvit okuluna gönderdiği "ışık saçmayan küçük lamba"sı, büyüdüğünde o yılların izlerini bilinçaltında taşıyacak ve kendi korkularıyla bizi korkutacaktı. Filmlerinde birkaç saniye göründüğü ve nereden çıkacak diye heyecanla beklediğimiz 'cameo'ları ise, Hitchcock'un geride bıraktığı en güzel ve özgün miraslardan biri olarak sinema tarihine geçti.