Korkunun bu oyuna faydası var!

Korkunun bu oyuna faydası var!
Korkunun bu oyuna faydası var!
Kukla oyunlarına alıştığımız Ahşap Çerçeve, bu kez farklı disiplinleri bir araya getiren gerilimli oyunları 'Deccal'le karşımızda. Her gösterimine sadece 7 kişinin alındığı yönetmeni Emre Tandoğan ve tasarımcısı Çağrı Yılmaz'la konuştuk.
Haber: UĞUR YÜKSEL / Arşivi

‘Deccal’ neyi anlatıyor ve tartışıyor?

Emre Tandoğan: ‘Deccal’ genel bakışıyla kötülük kavramını sorguluyor. Ahlakın ve inancın biçimlendirmiş olduğu kötücül olanın iyilik karşısında biçimlendiriliş haline inancı ve ahlakı masaya yatırarak sorular soruyor, cevaplar arıyor.

Çağrı Yılmaz: Toplumsal yaşantıda her birey etik bir belirlenmişliğe doğuyor. Hepimizin ailede, okulda ya da mahalledeki öğrenimi doğru davranış, yanlış biçim, iyi insan, kötü kişi -genelde 3. şahıslar oluyor bunlar-, uygun ahlak, edepsiz birey vb. modellerle işlenmiş. ‘Deccal’, biraz bu ötekileştirmeye dair. Dinlerin getirdiği melek, şeytan, günahsız, azize gibi kavramlara girene kadar, önümüzde, arkamızda zaten toplumsal bir sürü belirleme var. İnsanın kendi oluşunu kabul etmesi, ‘erdem’li olup olmadığını kabul etmesinden daha önce gelir, diyoruz aslında.‘Deccal’, dinlerin dünyanın sonunda ortaya çıkmasını beklediği cisimleşmiş kötülük değil artık, her birimiz deccalimsiyiz.

Oyundan çıkanların yüzlerindeki korku da kafa karışıklığı da okunabiliyor. Kalp hastalığı ve klostrofobisi olanların performansı izlemesinin sakıncalı olabileceği uyarısını yapıyorsunuz. Bu kadar korkutucu mu oyun gerçekten de?

ÇY: Korkutucu değil belki ama tedirgin edici. Odaların bir kısmı çok küçük ve karanlık. Klostrofobisi ve kalp hastalığı olanların girmesini önermememiz de bu yüzden. Bubazen insanlara abartılı bir tanımmış gibi gelebiliyor ama aslında hastalığa sahip olmayanlar, hastalığı tam olarak ciddiye almıyorlar. Gerçekten klostrofobisi olanlar için önemli bir ibare bu. Kafa karışıklığı biraz daha oyunun formatıyla ilgili olsa gerek. Seyirci, tek bir mekânda tek bir performans izlemiyor, odalardan odalara geçerek birebir performansın süjesi olarak dolaşıyor aslında.

Farklı disiplinleri bir araya topluyor Deccal. Bu disiplinleri neye göre seçtiniz?

ÇY: Disiplinleri de odalar ve odaların öyküsü belirledi. Performans sürecinde sadece ilk odada konuşma ve son odada söz var. Sözsüz performanslarda müzik her zaman karakterize edicidir, kukla tiyatrosunun sözsüz anlatımında da çok güçlü bir karakter olarak ortaya çıkar. Belki en beklenmeyen form, oyunun sonunda izlediğimiz rap ama rap’in tam da bugünün sözünü söylediğini düşünüyoruz. Ve biz rap’i çok geç keşfetmiş bir kuşağız. 

Çağımızın geçmişten daha karanlık ve kirli olduğunu düşünüyor musunuz? ‘Deccal’ bu çağa ait bir oyun mu mesela?

ET: Çağımızın daha kirli ve karanlık olduğunu düşünmüyorum sadece bildiğimiz en uzak tarihe göre insan nüfusu sayıca kalabalık. Bu da hayatı değil-ki hayat sadece nefes almaktan ve hazlarımızdan ibaretse- ama şehri, ülkeyi, dünyayı ve inançları iğrençleştiriyor.

ÇY: Çağdan ziyade içinde yaşadığımız döneme çok denk düşen bir oyun. Bu ülkede insan hayatının bir şekilde fazla değer taşımadığını biliyorduk zaten. Hepimizin bir gün yolda yürürken “Belediyenin açtığı bir çukura düşüp ölebilirim” gibi bir genelgeçer bilgisi vardı. Ama öldürmenin bu denli fütursuz, saf nefretten örülmüş bir şey olabileceğini hiç düşünmedik, ta ki karşılaşana kadar. Sokakta kitlelerin içinde bireyler yok artık, bireyler kitleleri oluşturuyor. Bu, korkunun yok olduğu anlamına gelir. Ölçüsüz korku, korkusuzluğu getirdi. Ve yaşadığımız en karanlık dönem aslında en çok özgürleştiğimiz dönem oldu. Artaud ,Veba’yı anlatırken “Hastalığın zaten başlamış olduğu bir ülkeye, hastalık taşıyan bir gemiyi sokarsanız, virüsün doğasıyla oynar, dönüştürürsünüz” der, biz tam böyle bir dönemi yaşıyoruz.

Atölyeyi oyun alanına çevirmenin nedeni seçim mi yoksa sahnesiz bir İstanbul ’da tiyatro yapmak mı?

ÇY: Tiyatronun çok büyük bir kısmı hamallık aslında. Tabii ki son yıllarda birbiri ardına sahnelerin kapanması, var olan mekânların çoğunun küçülüp, oda tiyatrosu mantığına bürünmüş olması hem sahne bulmayı zorlaştırıyor hem de çok sınırlı bir seyirci grubuna ulaşabilmeye neden oluyor. Daha önce de mekân performansı yapmıştık ve bu zaten çok sevdiğimiz bir . Ama bu sefer biraz da, madem bu işi her şekliyle yapıyoruz, hiç değilse gerçekten istediğimiz bir işi yapalım dedik. Ve performanstaki ekip de çok büyük destek verdi projeye. Aslında bu ekip olmasaydı bu iş çıkmazdı.

7 farklı odada, 7 farklı performansın, aynı gün içinde 7 kere sergilendiği ‘Deccal’in her gösterimine sadece 7 seyirci alınıyor. 29 Nisan gösterimleri için şimdiden rezervasyon yapmanızda fayda var. www.facebook.com/ahsapcerceve Tel: 0543 837 09 34