Kraliyet eziyeti!

Kraliyet eziyeti!
Kraliyet eziyeti!
Cambridge Dükü Prens William ile düşes Kate Middleton'ın bebeği nihayet doğdu. Slate.com yazarı Hanna Rosin da 'kraliyet bebeği'ni ileride nelerin beklediğini yazdı: "Taht varisi olmak aslında o kadar da güzel bir şey olmayabilir!"

Artık dünya üzerinde duymayan kaldı mı bilinmez. Ama yine de tekrarlayalım: Cambridge Dükü Prens William ile düşes Kate Middleton’ın bebekleri dün akşam saatlerinde dünyaya geldi. Slate.com yazarı Hanna Rosin da kraliyet bebeğinin ileride neler yaşayacağı üzerine bir yazı kaleme aldı. Rosin, “Taht varisi olmak aslında o kadar da güzel bir şey olmayabilir!” diyor. Rosin’in yazısı şöyle:

“Merhaba bebek! Fotoğrafçılar şu anda beşiğinin parmaklıklarının arasına kameralarının objektifini sokmayı ilk başaran olmak için ebeveynlerine verebilecekleri en büyük rüşveti vermekte sakınca görmüyor. Daha henüz bir kaç saat önce dünyaya geldin ama şimdiden Tom Cruise’nin kızı Suri, Beyonce’un kızı Blue Ivy gibi diğer medyatik çocuklardan çok daha ünlüsün. Hayat senin için şimdi anne sütünden daha tatlı, Avusturalya Başbakanı’nın senin için ördüğü kanguru oyuncağından daha yumuşak. Bu pudra rengi hayatın, ne kadar erken olgunlaştığına bağlı olarak, tahminen 8-9 yaşlarına kadar sürecek. Bu dönemden sonra kraliyet varisi olmanın aslında sırtında büyük bir kraliyet kamburu taşımak olduğunu yavaş yavaş farketmeye başlayacaksın. İşte, küçük varis olmanın dezavantajları...

1. Taht varisi olmak ağır bir yük
Küçük yaşta bir çocuğa ileride Avrupa’nın büyük ülkelerinden birinin tahtına oturacağının söylenmesi, haberi duyan çocuk dışındakiler için oldukça cazip bir şey gibi görünebilir. Henüz 2 yaşındayken, küçük Elizabeth, Winston Churchill tarafından ‘geleceğin kraliçesi’ olarak etiketlenmişti. Elizabeth, kraliçe olmak için doğmuştu. Ama küçük bir çocuğun geleceğinin nasıl olduğunu bilerek büyümesi nasıl bir şeydir, kimse bilemez. 20 yaşındaki Prens Charles, ilk defa ne zaman that varisi olduğunu farkettiği üzerine sorulan bir soruya “Bir gün uyanıp aniden ‘Yuppi’ diye bağırmadım, bu benim zihnimde hep değiştirilemez bir his olarak yer etmişti” diye cevap veriyordu. Oğlu Harry’nin kafası da bu ‘kraliyet’ meselesi yüzünden oldukça karışmıştı. Küçük Harry bir gün arkadaşına “Annem hiç markete gitmiyor çünkü bizim bir çifliğimiz var” diyor, arkadaşı arkasında dolaşan adamın kim oduğunu sorduğunda ise “ O benim polisim” diye cevap veriyordu.

2. Ebeveynler her zaman meşgul
Bebek büyüdükçe genelde görevliler tarafından yetiştirilmeye başlanıyor. Bu esnada anne ve babasının sürekli resmi işlerle uğraştığını görüyor. Windsor Dükü’nün bu konuda oldukça yürek burkan bir anısı var: Küçük Edward, bir gün anne ve babasıyla bir saat geçirmek üzere oyun salonuna getiriliyor. Bu sırada ondan pek hoşlanmayan dadısı, Edward’ı cimcikliyor çünkü onu sıklıkla görmeyen ebeveynlerinin onun sürekli ağlayan bir çocuk olduğunu düşünmesini istiyor. Prenses Diana ise ik başta bu meşguliyet konusunda oldukça idealist davranıyor. Her çalışan annenin böyle zorlukları olduğunu kabul ederek gittiği her yurtdışı gezisine yanında çocuklarıyla gidiyor, onları olabildiğince yanından ayırmıyor, Hatta arada onları çocuk parkına ve hamburger yemeye bie götürüyordu. Ama Diana da sonunda sıradan bir çalışan anne olmadığını kavradı. Her geziye çocuklarını götürmeye çalışmaktan onların bu tempoya ayak uydurmakta zorlandığını görünce vazgeçti. Kate Middleton da şimdi çocuğunun her şeyden once geldiğini düşünüyor olabilir ancak zaman geçince, o da Diana gibi çocuğuya normal zaman geçirmenin oldukça zor olduğunu kavrayacak.

3. Kendine ait bir isme sahip olmamak
Tahtın gelecek varisinin adı daha önce konulmuş isimler arasından seçilmek zorunda. Kraliyet varisine konulabilecek isimler listesi oldukça kısıtlı ve sıkıcı. Örneğin, Prens Harry’nin gerçek adı Henry Charles Albert David.

4. Ünlü biri olmak
Varisin doğmasını beklerken basın ve magazinciler oldukça ‘kibar’dı. Hayatıyla ilgili olan biteni saat saat bidirmek dışında pek bir vasıfları yoktu. Ancak ‘kraliyet bebeği’, hayatı hakkında pek yorum yapmadan sadece bilgi aktaran paparazzilerin gerçek yüzünü ilk defa Prens Harry gibi bir Nazi üniforması ile gece bir partiye katıdığında ve sevgilisine “Senin pantolonunun içinde yaşamak istiyorum” gibi aslında oldukça özel ama onlar için sansasyonel ve haber yapılası cümleler kurduğunda görecek. Ağzından sular akarak bu konu hakkında yorum yapan paparazziler, bu tür haberleri define bulmuş gibi sevinçle karşıladığı zaman kraliyet mensubu olmanın aslında o kadar da güzel bir şey olmadığını anlayacak. William yatılı okula gittiğinde, aile basınla bir anlaşma yapmış ve ‘William’ın bir star, bir futbolcu olmadığının, sadece sıradan bir oğan çocuğu olduğunun’ altını çizmişti. Ancak şu an sosyal medya için böyle anlaşmalar pek etkili değil. Varis uyurken şakacı arkadaşları tarafından çekimiş bir fotoğraf, ertesi gün Daily Mail’in kapağında gayet kolayıkla yer alabilir.

5. Yatılı okula gitme zorunluluğu
Varisler biraz büyüdüklerinde, kızlar evde özel hocalarla ders almak, oğlanlar da İskoçya’da yatılı okula gitmek zorunda. Prens Charles’ın gittiği yatılı okulu, sınıf arkadaşı yazar William Boyd, ‘Uyurken diğer çocuklar tarafından yumruklandığınız, mektuplarınızın çalındığı, yağmur altında bekletildiğiniz bir yer’ olarak tanımıyor. William ve Harry, yatılı okul maceralarını babaları Charles’tan biraz daha şanslı olarak Eton’da atlatıyorlar, ancak bu defa okuldaki şöhretleri özellikle Harry’nin başını döndürüyor. Yatılı okul diğer çocuklar için eğlenceli olabilir ancak çok ünlüyseniz o da bir ızdırap!”