Kuantum ayağa düşünce

Kuantum ayağa düşünce
Kuantum ayağa düşünce
Bilim camiası Wake Forest Üniversitesi'nden Robert Lanza'nın ortaya attığı iddiayı konuşuyor. Lanza'ya göre ölümden sonra yaşam var! Bunu Kuantum Teorisi ile ispat edebildiğini belirtiyor. Ona göre ölüm algımızın bir parçası, mevcut farkındalığımızın yarattığı bir illüzyon...
Haber: CAN GÜRSES - @canitti / Arşivi

Lanza’nın bilimsel ispat kavramından pek haberi olmasa gerek. Ortaya attığı biocentrism felsefesi, doğanın temelini açıklayan bilimin fizik değil biyoloji olduğunu iddia ediyorken bunun ispatı için Kuantum Fiziğine başvurması biraz acıklı.
Kuantum, Kuantum Düşünce Tekniği, Kuantum Olumlama gibi kavramlar artık herkesin dilinde. Sıradan insanları Kuantum hakkında konuşurken duymak çok mümkün. Peki gerçekte nedir bunun hikâyesi?
‘Melankolinin Anatomisi’nin (The Anatomy of Melancholy) yazarı 1600’lerde, depresyonu anlatan adam Robert Burton’ın deneyimlerinden de yola çıkarak söylediği ünlü ve hâlâ geçerli bir söz var:
“Melankoliyi, meşgul olup melankolik olmamak için yazıyorum; Melankolinin en büyük kaynağı durağanlık ve boşluk, en büyük ilacı da bir işle uğraşmaktır.”
Temel olarak depresyondan kendini bir işle meşgul ederek kurtulabileceğini söylüyor ki muhtemelen bu işin en kökten çözümü gerçekten budur. Ama bir şartla! Eğer melankolik insan kendini bir işle meşgul edip depresyondan kurtulayım derken o meşguliyeti sonucu başkalarını hasta etmiyorsa!
Kuantum Düşünce Tekniği (KDT) ile ilgilenen ve bu ‘felsefeyi’ anlamlandırmaya çalışanlar için bundan daha fazlasını düşünmek ne yazık ki zor. KDT, insanın neyi düşünürse onu olabileceği, neyi isterse ona ulaşabileceği temelinden yola çıkan bir akım. Ve kendine bir dayanak arayan her akım gibi onun da sarıldığı ilk şey bilim .

KDT’yi Kuantum Fiziğine bağlayan (daha doğrusu bağladığı iddia edilen) konu yani kuantum fiziğindeki ‘Belirsizlik İlkesi’ kavramını ele alalım. Belirsizlik İlkesi (ya da Heisenberg Kanunu) aslında basit bir fiziksel gerçekten ibaret: Cisimleri gözlemlemek için ihtiyaç olunan en önemli şey ışık. İnsan evinde zifir karanlıkta bir şey bulmaya çalışırken yaptığı ilk şey odanın ışığını açmaktır. Işığı açınca aradığı şeyi nerede bıraktıysa bıraktığı o yerde olduğunu görür. Ancak bu durum atomaltı parçacıklar için biraz daha farklıdır. Diyelim ki kaybettiğimiz elektronu bulmak istiyoruz. Yapacağımız ilk şey yine ışıkları açmaktır. Yalnız bu sefer önceki durumdan farklı olarak, elektronun ışıklar kapalıyken bulunduğu yer ile açıldığındaki yeri aynı değildir. Bunun da sebebi elektron ya da genel olarak tüm atomaltı parçacıklar o kadar küçük parçacıklardır ki, onları görmek için açtığımız ışıktaki foton tanelerinin onlara çarpması bile yerlerini azda olsa değiştirmeye yeter. Bu durum tabi ki evdeki koltuk için geçerli değildir! Dolayısıyla atomaltı parçacıklar seviyesinde bir şeyin yerini bulmak için açtığımız ışık aslında o cismin ışıklar açılmadan önceki yerini değiştirir. Bu durum da atomaltı seviyedeki her cismin belirli bir andaki yerini ‘tam olarak’ tespit etmemizi engellediğinden belirli bir belirsizlik yaratır ve Belirsizlik İlkesi adını alır.
Bu konu nasıl olur da Kuantum Düşünceye bağlanır diye merak edenlere öncelikle kemerlerini bağlamalarını tavsiye ediyorum. Bu akımın en popüler sitesinden direkt bir alıntı yapalım: “Heisenberg’ in belirsizlik alanı dediği bu alana, gönderdiğimiz düşünce paketçikleri varlık katar. Belli hale getirir. Kuantum alanının bir noktasına yaptığımız etki bütünü etkiler aynı zamanda. Siz bir şey düşündüğünüzde bundan tüm alan etkilenir. Kuantum Fiziği, fizikle fizikötesinin birbirine karıştığı bir noktanın adıdır.”

Bunu okuduktan sonra aslında fiziksel bir kavram da olmayan belirsizlik alanının tamamen bu alıntıyı kaleme alan kişinin beyninde tezahür ettiğine inanacak noktaya geldim.

KDT “Bir olay veya insan hakkındaki düşüncelerimizin, önyargılarımızın o olay veya kişinin üzerimizde bırakacağı etki ile ilişkisiz olduğunu beklemek bir yanılgı olur” diyor. Ancak sonuç olarak beklenti, düşünce ve önyargılarımızın hayatımızdaki bir şeyin sonucunu daha başlangıçtan etkilediğini çıkarmak için kuantum fiziği, belirsizlik alanları, fiziköteleri yerine direkt olarak kısa yoldan ortak akla başvurulabilir.
Onlarca seans kuantum düşünce tekniğiyle boyutlar ötesine geçmeye çalışan meraklılar, aslında yazının en başında alıntı yaptığım ve kuantum fiziğinden de eski olan üstat Robert Burton’dan ilham alabilirler. KDT’nin size vadettiği serbestleşmeye ve mutluluğa mı ulaşmaya çalışıyorsunuz veya Prof.Lanza’nın iddia ettiği gibi umudunuz bir sonraki yaşam mı?
Bir işle meşgul olmayı deneyebilirsiniz!


    ETİKETLER:

    Popüler

    ,

    Yaşam

    ,

    Ünlü

    ,

    Biyoloji

    ,

    Bilim

    ,

    İddia