Kulaklarınıza inanamayacaksınız!

Britanya'nın, popüler müzik camiasında her zaman özel bir yere sahip olduğu herkesin malumu.
Haber: MEHMET TEZ / Arşivi

Britanya'nın, popüler müzik camiasında her zaman özel bir yere sahip olduğu herkesin malumu. Çağdaş, popüler, kitlesel, ticari nasıl isterseniz öyle tarif edin, kısaca sektörü oluşturan, sektörün tabiri caizse motoru olan bir müzik anlayışını, 1960'lardan bu yana neredeyse tek başına sırtlıyor Britanya. U2'sundan The Cranberries'ine, Iron Maiden, Deep Purple, Pink Floyd, AC/DC, yani saymak bile ahmaklık, o kadar çok isim var ki...
Şimdi son birkaç yıldır yepyeni nurtopu gibi gruplar kendini gösteriyor adadan. The Strokes, The Vines, The Hives, The Coral, Electric Soft Parade, B.R.M.C ve uzayıp giden bir retro gruplar listesi. Kimi 70'lerin son dönemindeki punk'a gönderme yapıyor, kimi daha sert rock gruplarına, kimi Beatles'a, ama hep bir 70'ler durumu hakim canlı müzik trendine.
The Music de adadan, Leeds'den yola çıkan bir rock grubu. 19 yaşında, aklı fikri müziği kanırtmak olan dört gencin kurduğu bir ekip. Solist Robert Harvey'yi dinleyince ister istemez Led Zeppelin'in efsane adamı Robert Plant'i anımsıyoruz. Ağır gitar rifleriyle bezeli sert parçalar üzerine çığlık çığlığa söylüyor şarkılarını. Gitarın tellerine korkmadan dokunan,
hatta 'dokanan' bir sound. Amfilerin sesi sonuna kadar açılmış ama ortaya çıkan öyle gençler kendi aralarında eğleniyor durumu da değil. Peki nedir?
Led Zeppelin'e yanlış yok!
Çocukluk arkadaşı olmak onlar için bir avantaj: "Hiçbirimiz virtuoz değiliz, tek avantajımız birbirimizi tanımamız ve aramızdaki uyum."
"İnsanlara, favori albümlerini ilk kez dinledikleri anki duygularını yaşatmak istiyoruz,' diyorlar. Aslına bakarsanız başarıyorlar da. 19 yaşında olmanın verdiği bir 'bol keseden atıp tutma' halleri de yok değil. "Biz, müziği değiştirecek şu ana kadar duyulmamış bir sound yaratacağız," diyorlar. Şimdiden bu yolda epey yol katettikleri ortada. Albümde yer alan özellikle Human, The Truth is No Words, Float gibi vahşi parçalar yanında Too High, Turn Out the Light gibi tansiyonu düşüren şarkılar da başarılı. Kayıtlarını Björk ve DJ Shadow ile çalışan Jim Abbis'in yaptığı The Music albümü için söylenebilecek pek kötü bir şey yok. Eskiyle beslenen ama retro grubu diye kestirip atamayacağınız bir grup. Tek yanlışları, "biz bu albümü Led Zeppelin'i dinlemeden önce kaydettik," demeleri. Led Zeppelin'e yamuk yok arkadaşlar. Neyse şu aşamada buna inanmaktan başka şansımız da yok zaten... Rock sevenler, hatta bırakın rock'ı, iyi müzikten anlayanlar mutlaka edinmeli.