Kültür Bakanı Günay da Topçu Kışlası'na karşı

Kültür Bakanı Günay da Topçu Kışlası'na karşı
Kültür Bakanı Günay da Topçu Kışlası'na karşı
Bulgaristan'dan iade edilen tarihi eserleri teslim alan Kültür Bakanı Günay, Gezi Parkı'na yapılması düşünülen Topçu Kışlası'yla ilgili "Sivilleşme döneminde İstanbul'da inşa edeceğimiz yeni bina kışla mı olmalıdır?" diyor.
Haber: BAHAR ÇUHADAR - bahar.cuhadar@radikal.com.tr / Arşivi

Son dönemde, illegal yollarla yurtdışına çıkarılmış tarihi eserlerin Türkiye ’ye geri getirilmesi konusunda yoğun bir çalışma yürütülüyor. Kültür Bakanı Ertuğrul Günay ve beraberindeki heyet, önceki gün de Bulgar makamlarınca sınırda yakalanmış 20 eseri geri almak üzere Sofya’daydı. Toplamda 400 eser iade edilecek, görüşmeler tamamlanınca Türkiye’ye gelecek eserlerin toplamı ise 962. Günay, Bulgaristan Kültür Bakanı Vejdi Raşidov’a verdiği söz üzerine, Sofya’ya bizzat gelerek M.S. 2. yüzyıla tarihlenen, 98 santimetre yüksekliğindeki başsız bir kadın heykeli ve sikkelerden oluşan 20 arkeolojik eseri teslim aldı.
Sofya’daki Boyana Milli Müzesi’nden eserleri teslim aldıktan sonra, Günay ile kültür sanat gündemine dair bir sohbete oturduk...
Tarihi eserlerin iadesi: Türkiye’den çok sayıda eser başka ülkelere dağılmış. Bir kısmı sözde bazı belgelere dayanıyor; padişah fermanları gibi. Ama bu eserlerin önemli bir kısmı belgeye dayanmadan çıkarılmış yurtdışına. 10 yıl içinde Türkiye’ye getirilen eser sayısı 1000 civarındaydı. 2007’den bu yana 4 binlere ulaştı. Kendi tarihimize bir saygının gereğini yerine getiriyoruz. Bizden çalınan eserleri koleksiyonunda barındıran bir müzeyle işbirliği yapmamız, evinizden eşya çalan komşunuzla kahve içmenize benzer.
Louvre Müzesi’ndeki İznik çinileri: Louvre’un ‘Bu çiniler çalıntı değil’ iddiasının dayandığı kanıtları görmek istiyoruz. İkinci Selim Türbesi’nin kapısından restore edilmek üzere bir uzman tarafından Avrupa’ya çıkarılan bir eser o. Aslının kendilerinde, kopyalarının bizde olmasının hiçbir hukuki gerekçesi olamaz.
Önümüzdeki günlerde Türkiye’ye iade edilecek önemli eserler: Şu anda açıklamak istemiyorum. Ama büyük sürprizlerimiz olacak.
‘Keşke Türkiye’ye getirebilseydim’ dediği eser: Elimden gelse Bergama sunağını geri getiririm ama şu anda dünya mevzuatına göre bu imkânsız. Louvre’daki İznik çinisi panosuna takılmış durumdayım. Vicdanımı çok rahatsız ediyor.
AKM ile ilgili çalışmalar: Her şey yolunda, çalışıyoruz. Müteahhit daha hızlı çalışsın, gelecek yılın yaz sonunda AKM bitsin diye uğraşıyoruz. O yapı çok köhnemişti, dışarıda göründüğünden çok daha zordu içerisi...
Taksim’in Yayalaştırılması Projesi: Destekliyorum. Türkiye’nin büyük bir meydana ihtiyacı var. Bizim kadar meydan fakiri, yeşil alan fakiri başka ülke yok. Kara delikler halinde gözükmeyen alt geçitler, estetik gözetilerek yapılırsa bu proje doğrudur.
Taksim’in mitinglere kapatılacak olması: Mitingler için Taksim’in kapatılması doğru bence. 1 Mayıs’la ilgili simgesel törenler yapılabilir ama yüz binlerin toplandığı siyasal gösteri meydanı bence Taksim olmamalı. Önemli turizm alanı orası. Esnaf da rahatsız. Tamam sanatçılar yürüyebilir, kaldırımlarda insanlar çalar, oynar ama her gösterinin yapılacağı yer Taksim değildir.
Topçu Kışlası’nın yeniden inşası: Topçu Kışlası konusunda tereddüt içindeyim. O yapı tarihi İstanbul ’un bir yapısı değil; eklektik bir yapı. Osmanlı mimarisiyle ilgisi olmayan Rus, Hint mimarisi denemesi. İstanbul’un hiçbir yerindeki binalara uymuyor. Öte yandan şimdi o alanda 70 yıllık ağaçlar var. İstanbul’da aradığımız şey bizim yeşil alan. Üstelik bu demokratikleşme ve sivilleşme döneminde İstanbul’da inşa edeceğimiz yeni bir bina kışla mı olmalıdır? İhya etmemiz gereken başka tarihi binalar var. Üstelik meydanı küçülteceğiz, yeşili yok etmek pahasına o yapıdan kültür merkezi çıkmaz. O binadan dükkânlar, büfeler, derslikler, atölyeler çıkabilir; bir ticari yoğunlaşma olacak, kültürel yoğunlaşmadan daha fazla. Yapılmasa daha iyi olur diye düşünüyorum.
Emek Sineması: Sanıyorum yargı yüklenicilerin lehine bir karar verdi. Hem kurul hem bilirkişi raporunu dikkatlice okudum. Geçenlerde İstanbul’da Emek Sineması’nın hangi binanın altında olduğunu sordum. Kimse cevap veremedi. Emek, diğer binaların avlusunun değerlendirilmesiyle yapılmış bir yapı. Tek bir yapı, Yeni Melek’ten Emek’e giriyorsunuz, başka bir binadan çıkıyorsunuz. Diyorlar ki Emek’i kaldıralım altına yenilenen diğer binalar gibi iki, üç kat koyalım, Emek yukarıda olsun. “Özgün bir salondur aynen korunması gerekiyor her bir parçasının” diyor zaten kurul kararı da. Böyle baktığınız zaman olmayacak bir proje değil. Yerinde olsun ya da yukarıda olsun. Arena taşındı İtalya’da. Yukarıda olsun ne olacak? İçeride saray gibi bir salon var ama… Arkada arada kalmış avluyu değerlendirmiş, oraya Emek’i yapmış adam. O alana yatırım yapacak, milyonlarca para aktaracak olan kişi de o alanı değerlendirmek istiyor.
Devlet Tiyatroları: Olumlu şeyler olacak, olumsuz bir şey yok. Çalışanlarla mutabakat içindeyiz. Özel tiyatrolara desteği arttırmaya çalışıyoruz. DT’de, halk oyunlarında, balede, öteki sanat gruplarında verimliliği tükenmiş arkadaşlarımızı mağdur olmadan emekliliğe sevk edecek, yerine yetenekli insanları alacak, gelenleri performansa dayalı ödüllendirecek bir model arayışındayız.
Sinema ve telif müdürlüklerinin ayrılmasından sonra Anadolu’daki film festivallerine yeteri kadar destek verilmemesi: Bu konuda bir sıkıntımız oldu, onlara daha fazla destek vermemiz gerekiyor. Maliye bu konuda bize verdiği sözü yerine getiriyor kısmen. Malatya, Elazığ, Gezici Festival, SineMardin bunları yakından takip ettim, çok başarılılar, on binlerce seyirciye ulaşıyor. Daha fazla destek olması için çalışıyoruz.