@omererbil

'Kültür varlıklarının yağmalanmaması için enstitü şart'

'Kültür varlıklarının yağmalanmaması için enstitü şart'
'Kültür varlıklarının yağmalanmaması için enstitü şart'
Arkeologlar şapkalarını önlerine koyup en güçlü enstitü modelini hayata geçirmeliler. Her yıl onlarcasını yitirdiğimiz kültür varlıklarının geleceği için Anadolu Arkeoloji Enstitüsü büyük bir şans...
Haber: ÖMER ERBİL - omer.erbil@radikal.com.tr / Arşivi

RADİKAL - AB ’den alınan yaklaşık 10 milyon Euro fonla Gaziantep’te Anadolu Arkeoloji Enstitüsü kuruluyor. Geçtiğimiz hafta sonu Büyükşehir Belediye Başkanı Fatma Şahin Zeugma Müzesi’nde gerçekleştirilen toplantı ile bunu duyurdu. Toplantıya kazı başkanlarının ilgisi yoğundu. 3 gün içinde Edirne’den Kars’a kadar pek çok üniversite ve kazı başkanı toplantıya iştirak etti. Bilim insanlarının kısa süredeki bu ilgisinin gerçek sebebi kurulacak enstitünün heyecanıydı.

Toplantıda konuştuğum akademisyenlerin hemen hepsi enstitünün kurulmasını önemsediklerini söyledi. Enstitünün sadece Gaziantep ve civarında kalmaması gerektiği, tüm bilimsel kazıların enstitü tarafından yönetilmesi düşüncesi hakimdi. Tıpkı ülkemizdeki diğer yabancı enstitüler gibi. Bir kaç aykırı fikir vardı. Prof. Dr. Mehmet Özdoğan enstitünün bölgesel kalması fikrini öne sürdü. Alman Arkeoloji Enstitüsü’nün bir model olamayacağını savundu. Özdoğan’a göre Alman arkeoloji enstitüsü Almanya Dışişleri Bakanlığı’na bağlı çalışıyordu. Kurulacak enstitünün bu modele uyması mümkün değildi. Yine Özdoğan’a göre enstitü bölgesel kalmalı hatta diğer belediyeler de özenerek kendi enstitülerini kurmalı ve rekabetçi bir ortam oluşmalıydı.

Özdoğan’ın bu fikrine ben de dahil Arkeoloji Sanat Dergisi Editörü Nezih Başgelen, Bathonea Kazı Başkanı Şengül Aydıngün, Allionai’nin sular altında kalmaması için müthiş çaba sarf eden eski kazı başkanı Doç. Dr. Ahmet Yaraş, Karain Mağarası Kazı Başkanı Prof. Dr. Işın Yalçınkaya gibi pek çok akademisyen katılmadı. Çünkü yaklaşık yarım asırdır Türk arkeoloji Enstitüsü’nün kurulma özlemi bir türlü yerine getirilememişti ve ilk defa bu kadar ciddi boyutta bir girişim mutlaka değerlendirilmeliydi. Enstitü tüm bilimsel kazıları yönlendiren, bilgi alış verişini sağlayan, kütüphane ve bilimsel yayınları ile arkeolojiye hizmet etmeliydi.

Bu girişime ön ayak olan Gaziantep Büyükşehir Belediye Başkanı Fatma Şahin’e nasıl bir enstitü kurmak istediğini sordum. Acaba Başkan Şahin de belediye bürokratlarınca idare edilen sadece Antep ve civarındaki arkeolojik kazılar ve kültürel mirasa hizmet edecek bir enstitü mü kurmayı düşünüyordu? Şahin bu soruyu şöyle yanıtladı; "Hayır efendim. Belediyenin işi bu olmamalı. Ben Türk arkeolojisinin böyle bir ihtiyacı olduğunu duyunca sadece ön ayak olmak istedim. Belediye bu işten anlamaz. Tüm arkeologları 2 ay sonra Gaziantep’te toplayıp bir çalıştay yapacağız. Enstitü nasıl yönetilmeli, hangi faaliyetleri yapmalı bilim insanları karar vermeli. Binayı yapar biz kenara çekiliriz. Yönetim biçimi ve faaliyetler bilim dünyasının olmalı."

Doğru olan da bu. Enstitü bilim insanlarının yönettiği bir kurum olmalı. Kültür ve Turizm Bakanlığı her yıl yaklaşık 120 bilimsel kazıya milyonlarca lira kaynak aktarıyor. Bu kaynak bazen siyasi nedenlerle kimine az kimine çok gidiyor. Kazı başkanı siyasi iktidarın aleyhine bir tavır sergilemişse çoğu zaman o kazıya para bile verilmiyor. Kazı başkanları da kültür varlıkları yok edilirken bile iktidarın aleyhine konuşmaktan çekiniyor. Hatta STK başkanlığı yapan kazı başkanları ‘kazım elimden alınır', 'kazıma destek vermezler’ diye kültür varlıklarının yağmalanmasına sessiz kalıyor.

Arkeolojik kazıları politik arenadan kurtarmak sadece bilime hizmet eder duruma getirmek için Anadolu Arkeoloji Enstitüsü büyük bir şans. Arkeologlar bilimsel kıskançlıkları, kişisel çıkar çatışmalarını bir kenara bırakıp Fatma Şahin’in çağrısına kulak vermeli. Türk arkeolojisinin geleceği için çalıştayda en iyi modeli tespit edip, her yıl onlarca yitirdiğimiz kültür varlığının geleceği için güçlü bir enstitü oluşturmalılar. Türk arkeolojisinin geleceği sizin elinizde…