Kuralcı insanlar bizi sevmiyor

Kuralcı insanlar bizi sevmiyor
Kuralcı insanlar bizi sevmiyor
Cover'ları Youtube'da fenomen olan The Piano Guys'ın ikinci albümü yayımlandı. Grup elemanları Türk sanatçılarla birlikte çalışmaya da hazır.
Haber: EBRU KENTOĞLU / Arşivi

Klasik müziği pop, rock, elektronik ve hatta hip-hop ile sentezleyerek farklı cover’lar yapan ve bunları ilginç videolarla destekleyen The Piano Guys son iki yılda adeta bir Youtube fenomenine dönüştü. One Republic ile Beethoven’ı buluşturarak, Rolling in the Deep’i piyano ve çello ile yorumlayarak sınırları zorlayan Utah’lı grup, piyanoda Jon Schmidt, çelloda Steven Sharp Nelson, videoları hazırlayan Paul Anderson ile Tel Stewart ve grubun stüdyo kayıtlarını gerçekleştiren Al van der Beek’ten oluşuyor. Eğlenceli grubun ikinci albümü ‘The Piano Guys 2’, ‘Yüzüklerin Efendisi’nin film müziği ve Bruno Mars’ın ‘Just the Way You Are’ uyarlamaları gibi şarkılardan oluşan CD ve izlenme rekorları kıran videolarının yer aldığı DVD’yle beraber delüks versiyonuyla Sony Music’ten yayımlandı. The Piano Guys ekibiyle müzik maceralarını konuştuk.
Klasik müziği farklı türlerle birleştirme kararınızı merak ediyorum.
Jon: Gençliğimde Mannheim Steamroller grubundan etkilenmiştim. Klasik müzik elementleri ile rock&roll’u birleştiriyorlardı. Billie Joel de rock ile sentezliyordu klasik müziği. Zaten klasik müzik temelimiz var, 15 yıllık süreçte birçok eser besteliyordum. Kendi tarzımda da sentez oluşturmaya karar verdim.
Yalnızca klasik müzikle ilgilenen çok büyük bir kitle yok maalesef. Böyle bir durumda farklı müzik tarzlarını birleştirmeniz hedef kitlenizi büyütüyor mu?
Steven: Çıkış noktamızın tamamen bu olduğunu söyleyemeyiz, ama büyüttüğü bir gerçek. Aslında olay müziğimiz yalnızca tarz ile ilgili değil, insana ne hissettirdiği daha önemli. Klasik müziği çok seviyoruz. Çok kişiye bunu sevdirdiğimiz için çok mutluyum Youtube’daki yorumlarda görüyoruz, “Sizin sayenizde klasik müziği dinler ve sever oldum” diyor insanlar. Klasik müziğin köklü bir tarihi var, maalesef küçük bir grup dinliyor çünkü dinlemesi kolay değil. Ama yüzlerce yıldır süren ve kaybolmayan mükemmel melodiler var, çok zor bulunan nadir eserler bunlar. Hiç yok olmayacak, bu yüzden adı klasik zaten. Bunu günümüz müziğiyle birleştirmek bu sebepten çok keyifli. Klasik müzikten keyif alan insanlarla günümüz popüler müziğinden keyif alan insanların aslında ortak bir noktası var.
Jon:
Klasik müziğin tarihçesini düşünürsek, o kadar cool melodileri var ki. Onları günümüzün cool’larıyla birleştirmek…
Steve: Sonuçta Al’in kayıt stüdyosunda aklımıza o anda gelen melodileri hemen deniyoruz, emprovize takılıyoruz.
Olumsuz eleştiriler alıyor musunuz peki klasik müzik hayranlarından?
Steven: Elbette. Kuralcı insanlar var, klasik müziğin değişmesini istemiyorlar. Buna katılmıyorum. Bach kendisi yaptı bunu mesela. Mozart, Beethoven yaptı. Onlar harika mucitlerdi ve doğaçlama takılıp farklı müzikler yaratıyorlardı. Bach’ın yaptıklarımızı görüp mutlu olmasını isterdim. Bu ona bir tribüt, onun işini alıp değiştirip bozmak değil asla. Onun müziği zaten hep orada, insanlar keyfini ne zaman isterlerse çıkartabilirler.
Jon: Bazı kişiler bunu bizim orijinal bestelerimizle de yaptılar mesela. Biz yeni versiyonlarımızı Youtube’da dinlediğimizde heyecanlanıyoruz.
Steven: Çocukların müziğimizi dinleyip “Vay ben de bunu çalmak istiyorum” demeleri çok önemli. Müzik hayatımızı değiştiriyor, kişiliğimizi oluşturuyor. Ne kadar çok insan teşvik olur ve çalmak isterse o kadar iyi. Çok insan motive oluyor ve müziği hayatına koyuyorsa ne mutlu.
Videolarınızdan bahsedelim biraz da, müthiş başarınızın önemli bir noktası çünkü.
Paul:
Müziği yaratma sürecimde birçok fikri oluyor Steven ile Jon’un. Benim yapmaya çalıştığım onların fikirlerini alıp görselleştirmek. Bu bazen yürümüyor, bazen yürüyor. Bizi heyecanlandırması da önemli.
Özellikle kült ‘Mission Impossible’, ‘Star Wars’, ‘Hobbit’ gibi eserlerin video klipleri çok ses getiriyor. Bunları seçmenizin sebebi ne?
Paul: Aslında popüler oldukları için seçmedik. Mesela ‘Mission Impossible’da çok çılgın öğeler var, Steve’in fikirlerinden yola çıktık, iyi bir mizah anlayışının da eseri.
Steven: Bu bizi motive ediyor. Ya videonun ya da şarkının bizi bir şekilde motive etmesi lazım. Bazı dönemler çok stresli zamanlar geçiriyoruz. Çünkü ne kadar hit olursa o kadar iyi gibi bir durum var maalesef ve bu baskı yaratıyor. Bu baskıdan kurtulmak için komedi unsurunu kullanıyoruz. Kendimizi çok ciddiye almak da istemiyoruz aslında, komedi buna yardımcı oluyor.
Paul: Tabii fanlarımızın ne beklediği de önemli. Mesela ‘Lord of the Rings’ en çok istenen videoydu. Ya da ‘Mission İmpossible’da da insanlar Lindsey Stirling ile beraber çalışmamızı istediler örneğin ve bunu yaptık.
Türkiye hakkında ne düşünüyorsunuz peki?
Paul: İstanbul ’u videoya çekmek istiyorum, buranın mükemmel bir manzarası var. Berlin videosu yaptık mesela, bu projeyi devam ettirmek istiyoruz ve Türkiye mükemmel olur.
Steve: İlham alıp bir şarkı besteleyebiliriz ve Türk sanatçılarla beraber bir şeyler yapabiliriz. Neden olmasın?