Kuru gürültü

Kuru gürültü
Kuru gürültü
Yasemin Mori, artık tamamen 'deneysel ruhu' tarafından ele geçirilmiş gibi... Kanıt, sözlerin doğaçlama düzenlemeler üzerine pul biber gibi serpildiği albümü 'Deli Bando'
Haber: SARP DAKNİ - twitter.com/sarpdakni / Arşivi

Yıl 2008. Eski ofisimde yan masada oturan arkadaşımla günler ve geceler ‘NADAAAAAN? NADAAAAAN?’ diye ‘soytararak’ sürekli dinlediğimiz bir şarkı çalıyor yine. Ancak komiklik bir yere kadar. Bu şarkıyı aslında gizliden gizliye ne kadar sevdiğimizi birbirimize itiraf etmemiz çok uzun sürmemişti. Hatta Fatih Kızılgök’ün zeki ve miminal bir anlayışla çektiği videosu ile de güm diye patlayıveren ‘Aslında Bir Konu Var’ın hipnotize edici etkisi sayesinde ‘Hayvanlar’ı da koşarak satın almayı ihmal etmemiştim. Çıkış şarkısı üzerinden tüm bir albüm üzerine kocaman bir beklenti yumağı oluşturmanın ne kadar yanlış olduğunu da o zaman bir kez daha anlamıştım. Zira ‘Hayvanlar’, bir indie rock albümü olmaktan ziyade deneysel bir sanat işi olarak karşımda duruyordu. ‘Spoken word’ olarak tabir edilen türe sokmaya çalışsam da başaramadım.
‘Deli Bando’ ile tanışmam ‘Hayvanlar’dan daha farklı oldu. Bu kez elimde ‘Aslında Bir Konu Var’ kıvamında bir ipucu yoktu. Ama bir önceki deneyimim mevzuya daha mesafeli yaklaşmam gerektiğini fısıldıyordu. Sonra aslında ‘ Dünya ’ adlı şarkıya çoktan bir video çekilmiş olduğunu fark ettim. Bir önceki albümün ticari başarısızlığı yeni prodüksiyonlar için cepten yedirmeye başlamış olmalı ki, Brezilya’ya tatile gitmişken bir de klip çakıverelim demişler. Açıkçası müzisyenlerin her tatile çıktıklarında ceplerinde bir video ile geri dönmeleri sinirlerimi bozmuyor değil.
‘Dünya’ tıpkı ‘Aslında Bir Konu Var’ gibi yanıltıcı bir şarkı. Zira albümde onun kadar kolay dinlenebilir ve rahat sindirilebilir başka bir tatlı/sevimli şarkı yok. Yasemin’in deneysel ruhu onu artık tamamen ele geçirmiş gibi görünüyor. Daha önce şiirsel düz yazı formatında yazılmış sözler, neredeyse doğaçlama ilerleyen düzenlemelerin üzerine kırmızı pul biber kıvamında serpiştirilmiş. Bir Tarantino filminin kapanış jeneriği olmaya özenen saykodelik tınıları da ayıklarsak geriye elimizde kupkuru bir gürültü kalıyor. İyi hisler beslemediğim bir albümün bile hoşuma giden şarkılarını sıralamayı severim. Ama bu kez nedense hiç sevemediğim şarkıları yazacağım. ‘Geronimo’, ‘Adını Sen Koy (Venüs’te Uyandım)’, ‘Musta’ ve özellikle ‘Sen Beni Sokaklardan Say!’ Ben artık yüksek müsaadenizi rica edeyim. İyi günler.