Kuzeyde sıcak yaşam

Kopenhag ile Malmö'yü birbirine bağlayacak bir köprünün gerçeğe dönüşmesiyle birlikte iki ülke arasındaki kültür bağlarını güçlendirmek...

Malmö Köprüsünde Sanat
Kopenhag ile Malmö'yü birbirine bağlayacak bir köprünün gerçeğe dönüşmesiyle birlikte iki ülke arasındaki kültür bağlarını güçlendirmek için Danimarka Kültür Bakanlığı tarafından önerilen Kulturbro projesine de start verilmiş. Kulturbro 2000 adıyla başlayan etkinlikler iki şehrin merkez alındığı ama bölgedeki diğer şehirlere de yayılan bir bienali oluşturmuş. Bu sene Türkiye'den Kutluğ Ataman'ın Nikolaj Modern Sanatlar Müzesi'ndeki retrospektif sergisi Long Streams, Kulturbro 2002'de, Kopenhag'daydı.
Malmö Konsthall St. Johannesgatan 7, SE - 200 10 Malmö
1975 yılında Malmö'nün ilk modern sanatlar müzesi olarak kurulan Konsthall dünyanın en ünlü sanatçılarının sergi açtığı bir mekân. İnsan vücudunun anatomisi üzerine yaptığı çalışmalarla tanınan Malmö'lü Magnus Wallin'in retrospektif sergisi de geçtiğimiz ay buradaydı. Sergide sanatçının ilk dönem video çalışmalarından tüm dünyada büyük ilgi gören Physical Sightseeing (üstteki fotoğrafta görülen)'e kadar tüm dönemlerinden örnekler vardı. Meraklısına not: Wallin'in işleri Bangkok'tan Meksika'ya tüm dünyayı gezerken 7. İstanbul Bienali'ne de konuk olmuştu.
Konsthall'de şu sıralar gösterilen bir diğer iş ise Driving Me Crazy adlı video çalışması. 11.5 dakika süren çalışmadaki en ilginç ve tanıdık isim filmin ortak yapımcılığını üstlenen ve İstanbul'da da Tiyatro Festivali'ne Eco'nun metni üzerine yaptığı, Isabella Rossellini ve Semiha Berksoy'lu oyunu ile konuk olan Robert Wilson. Film bir otobanda seyahat üzerine kurulu.
Malmö Şehir Kütüphanesi
Malmölüler'in en çok övündüğü yerlerden biri Konsthall ise bir diğeri de Şehir Kütüphanesi. 1900 yılında John Smedberg tarafından tasarlanan kütüphane binasına 1997 yılında ünlü Danimarkalı mimar Henning Larsen tarafından tasarlanan ikinci bir bina eklenmiş. Doğal ışık kullanımı üzerine şekillenen tasarım, tipik kuzey mimarisinin izlerini taşıyor; sade, keskin hatlı ve insani...
Smak/Cafe Konsthall
Malmö'deki modern sanatlar müzesi Konsthall'ın içindeki Smak ya da Cafe Konsthall şehirdeki en iyi lokantalardan biri. Kuzeyliler pek üşümediklerinden, Aralık ayına kadar bahçede oturuyorlar. Bir nevi bizim Kaktüs gibi; entelektüellerin gözdesi. Kırmızı sarmaşıklarla kaplı bahçede portakal soslu kabak çorbası, somonun binbir çeşidi, vejetaryen tabakların yanı sıra günün özel yemeklerini de tadabilirsiniz. Self servis lokantada ekmeklerin büyüsüne kapılmayın; yemekler de bol kepçe çünkü...
Bu arada, Starbucks'ın İsveç karşılığı Espresso House'lardan birinde
bir kahve içmeyi unutmayın.
Bryggeriet Her
Kopenhag'ın ortasında, Hard Rock Cafe'nin yanında kendi biralarını kendi üreten bir lokanta bu.Her ay bir biranın seçildiği mekan her zaman kalabalık, bu nedenle rezervasyon yaptırın. Et yemekleri ağırlıklı mönüde başlangıçlar 10 Euro, etler ise 20 Euro civarı. Biralar yarım, bir ya da iki litrelik sürahilerde servis ediliyor. Caz olan akşamlar özellikle tavsiye ediliyor. Aralık ayının birası Julebryg. Ocak ayınınki ise Irish Stout.
Krallara Layık
Danimarka dünyanın en eski krallığı. Tarihi 950 yılına kadar uzanıyor. Şu anda tahtta oturan Kraliçe 2. Margrethe'nin ataları 1000 yıldan fazla yönetmişler ülkeyi. Kopenhag da 600 yıldır kraliyetin başkenti. Kraliyet ailesi yazlarını Fredensborg Sarayı'nda, Kopenhag'da, kışlarını ise Amalienborg Sarayı'nda geçiriyorlar. 16 Nisan'da Kraliçe'nin doğum günü kutlamaları Amalienborg'da yapılıyor.
Tivoli
Kopenhag'da özellikle yaz aylarında şehrin büyük bölümü Tivoli'de eğleniyor. 1843'de şehrin uzaklarında inşa edilmesi planlanan bu eğlence kompleksi şu anda şehrin göbeğinde. Lokantaları, konser salonları, casinosu ile tam bir eğlence ormanı haline gelen Tivoli 1990lar'ın başından beri Noel kutlamaları için de açılıyor. 2001 yılındaki son Noel'de 823 bin kişinin ziyaret ettiği bahçelerin aydınlatma ve ışık gösterileri hayranlık verici...
Royal Elephants
En büyük hayaliniz batı şehirlerindeki hayvanat bahçelerine gitmek olmayabilir ama Kopenhag'daki özel bir ilgiyi hak ediyor. Nedeni ise birbirinden sevimli dört yavru fil. Royal Elephants adıyla anılan yavru fillerin ikisi Tayland Krallığı'nın Danimarka'ya armağanı. Tam filler geleceği sırada uzun süredir hayvanat bahçesinin misafiri olan bir dişi de doğurmaya karar verince birdenbire etrafta koşuşup ilgi bekleyen dört tane yavru olmuş.
Little Mermaid
Andersen'in en ünlü kahramanı Küçük Denizkızı, yalnız, küçücük ve hakikaten hüzünlü... Edward Eriksen tarafından yapılan heykel Kopenhaglılara Carlsberg bira fabrikalarının armağanı. Zaten şehrin en iyi sanat koleksiyonu da yine Carlsberg'in müzesinde sergileniyor. Darısı bizim Efes Pilsen'in başına diyelim...
The Palace Hotel
The Palace Hotel Meridien zincirine bağlı olarak işletilen ve bir nevi bizim Pera Palas'a benzeyen tarihi bir otel. 1800ler'de Ander Jensen tarafından kurulan otel ününden hiçbir şey yitirmeden korunmuş. Audrey Hepburn'den John Wayne'e kadar sayısız Hollywood ünlüsünün ağırlandığı ve belediye meydanına bakan geniş odalar Ambassador Rooms adıyla hizmet veriyor. Avluya bakan odalar daha renksiz olmasına rağmen sessiz ve konforlu. Şehrin merkezinde.
Nyhavn
Eski genelevler bölgesi Nyhavn, son yıllarda şehrin en şık yeri haline gelmiş. Genelevler ve balıkçı barları lüks lokanta ve dükkanlara dönüştürülmüş. Bir liman bölgesi olan Nyhavn'da özellikle akşamlar hareketli. Ama yazları, lüks yerlere parası yetmeyen gençler de arka sokaklardaki birahanelerden aldıkları biralarla banklara ve kaldırımlara yayılıyorlar.
Bu arada limana bakan en şık binalardan birinin sahibinin Danimarka'nın ilk edebiyat ajanı olduğunu öğrenince biraz kıskanmadım değil tabii...
Arne Jacobsen
Danimarka'nın medarı iftiharı ünlü tasarımcı Arne Jacobsen, bu yıl birbiri ardına açılan sergilerle anılıyor. En büyük sergi Lousiana Modern Sanatlar Müzesi'deki retrospektif... Ama SAS Copenhagen'e de uğrayın. Otelin 606 no'lu odası Jacobsen'in tasarımını yaptığı haliyle korunuyor. Lobide dünyanın en ünlü koltuklarından olan Egg Chair'lerde bir içki içebilir ya da Cafe Sas'ta yine Jacobsen imzalı bir masada yemek yiyebilirsiniz. Bu arada Jacobsen'in anısına çıkarılan çatal - bıçak takımı da orada satılıyor. (Bir kaşık 30 Euro!)