Kuzey'le Cemre yurtdışına, Güney hapishaneye...

Kuzey'le Cemre yurtdışına, Güney hapishaneye...
Kuzey'le Cemre yurtdışına, Güney hapishaneye...
Kuzey'le Cemre önce dünyaevine, sonra Dubai'ye (bir kısım izleyiciye göre Amsterdam'a); Güney hapishaneye, Simay İsviçre'e, Banu sonsuzluğa, Gülten Hanım yeni evine, Ebru Hanım ABD'ye doğru yol aldı. Sümer Tezkan'ı öldürüp ortadan kaybolan Barış'ın akibeti ise sır olarak kaldı.
Haber: BAHAR ÇUHADAR - bahar.cuhadar@radikal.com.tr / Arşivi

Çarşamba gecesi ekranın sağ alt köşesinden ayrılmayan ‘sonkuzeyguneyaksami’ hashtag’i ve ‘ Kuzey Güney Veda’ adlı bölümüyle final yaptı, Kıvanç Tatlıtuğ’un oyunculukta aldığı mesafeleri her bölümde biraz daha önümüze serdiği dizi. Haftalardır Kuzey’le Cemre’nin saadete (bu durumda nikah masası) erip eremeyeceğine ve ‘sinsi ağabey’ Güney’in sonunda cezasını çekip çekmeyeceğine kilitlenmişti, 'Kuzey Güney'. Zira Kuzey ve etrafındaki birkaç kişi dışında tüm dünya Ferhat’ın katilinin Güney olduğu; Güney ve Can Katmanoğlu dışındaki tüm evren de Banu’nun bebek beklediği gibi kritik önem taşıyan bilgilere sahipti. Haliyle sadık seyirciler olarak finalden tek beklentimiz de hepimizin bildiği bu olayların nasıl bağlanıp paketleneceğiydi.

Finalin bir kısmında, flashback’lerle detay diyebileceğimiz bazı sahnelerde ‘aslında ne olduğu’nu öğrenmiş olduk. Mesela Simay’ın Barış tarafından kaçırıldığı anda Burak Çatalcalı da Simay’ın yanındaymış ve saklanmış. Burak Çatalcalı, Simay’ın kaçırılışını Barış’ı çökertmeye karşı koz olarak elinde tutmuş, finalde de Simay’a borcunu, ona İsviçre’de üniversite eğitimi+özel yurt vs. sağlayarak kapattı.

Önceki bölüm Ferhat’ın kızı Deniz’in Kuzey’in karşısına çıkışıyla bitmişti. Final de açılışı Deniz’in Kuzey’e ‘hiç hoşuna gitmeyeceği’ gerçekleri anlatmasıyla başladı. İşte bildiğimiz gibi; Ferhat’ı aslında Güney öldürdü, sonra gitti kasadaki delilleri aldı vs vs. Kuzey de kendi zihninde bir flashback yaptı hemen tabii, Güney’in ‘Ferhat’ın katili’ olabileceğine dair, zamanında edindiği küçük tüyoları anımsadı kare kare… Sonra o yarım yamalak hazırlanmış damatlık haliyle atladı Tekinoğlu Unlu Mamulleri'inn ticari aracına, düştü Güney’in peşine. Güney’se son umut Banu’nun peşindeydi. Kendisinden bebek bekleyen bir Banu’nun tek kurtuluş bileti olabileceği niyetiyle. Ama geçen bölümden biliyorduk, bebek yaşamıyordu. Güney bundan bihaber, hastanede yakaladı Banu’yu, “Hadi kaçalım şimdi canım” falan diye girdi mevzuya. Ama Banu, Güney’in asıl derdinin bu şekilde ‘yırtmak’ olduğunu anlamış ve terasın yolunu tutmuştu bile. Kendini aşağıya bırakmadan önce o vicdansız Güney’in bile içini titretebilecek cümleler kurdu; “Beni sevgisizliğinle öldürdün. Elini değdirdiğin herkesin felaketi oldun, kendi çocuğunun bile… Sen katilimizsin Güney…” Ve karnındaki ölü bebeğiyle birlikte boşluğa bıraktı kendini.

İki kardeşin buluşma noktası, Kuzey’le Cemre’nin o akşam yapılacak düğünü için beyazlara bürünmüş ‘Ali Güntan Hatıra Ormanı’ydı. Uzatmayalım; Güney işte o her zamanki mağdur edebiyatıyla Kuzey’e yüklendi de yüklendi. Sonunda da belindeki silahı çıkarıp önce kendi boynuna sonra bir anda “Senden nefret ediyorum. Senden nefret ediyorum. Nefret ediyorummm!” diye haykıra haykıra sekiz el (ya da o son dört el yankıydı) ateş açtı Kuzey’e. Kuzey oracıkta yere yığıldı ve…

Şaka şaka.

Senaristler Ece Yörenç ve Melek Gençoğlu’nun finaldeki sürprizi de bu ‘şaka’ imiş zaten. Cemre 'iki ay sonra' gözyaşları içinde eşyalarının taşınmasını izler; bir yandan Ali, Kuzey ve Güney’le ilk tanıştıkları sahneyi hatırlarken, biz hep “Kuzey'i Ali’nin yanına gitti” sanalım istemişler. Ama flashback sahne bitip Cemre gözyaşlarını silerken Kuzey de en Mavi Jeans reklamı haliyle spor otomobilinden inip “N’oldu bitmedi mi hâlâ?” diye seslenince anladık her şeyi.

Meğerse Güney’in silahındakiler gerçek mermi değilmiş. Zaten Kuzey’e ‘sıktıktan’ sonra da komiser Şeref, Güney’i kıskıvrak yakalamış: “Sana gerçek mermi vereceğimi mi zannettin, Güney Tekinoğlu?” (Tabii o kadar mesafeden neyle ateş açılmış olursa olsun, Kuzey’de biraz yara bere bekliyor insan ama maşallahı vardı…) Tabii düğün de hemen o gün olamamış ama sonra nikah salonunda daha mütevazi bir törenle evlenmişler. (Yalnız nikah şahitlerini çıkartamadık. Rastgele nikah dairesinin etrafından birilerinden rica ettilerse de bu ne samimiyet anlamadık.)

Velhasıl, Kuzey’le Cemre ‘Makara’ işini iyice büyüterek (Artık gazetelere bile çıkıyorlar, Güney hapishanedeyken görüp çok sinir oldu bu habere) Dubai’ye uçtular. (Ya da Amsterdam'a, orası net değil...) Güney de herhalde Kuzey’in baklavalarına da çok fazla sinir olduğu, kendinden bir Kuzey yaratmak istediği için ‘içeride’ harıl harıl ağırlık çalışıyordu.

PS: Barış’a ne oldu sahi?

Kuzey sevindi, Güney üzüldü