Lady Gaga: Televizyonda seyrettiğiniz o kaltak olabilmek için çok çalıştım

Lady Gaga: Televizyonda seyrettiğiniz o kaltak olabilmek için çok çalıştım
Lady Gaga: Televizyonda seyrettiğiniz o kaltak olabilmek için çok çalıştım
Her yaptığı, giydiği ve söylediğiyle olay yaratan, dünya müzik tarihinin aykırı isimlerinden Lady Gaga ile Hürriyet'ten Savaş Özbey konuştu. Gaga, American Horror Story'de canlandırdığı 115 yaşındaki vampiri de anlattı, kendi iç dünyasında neler olup bittiğine dair ipuçları da verdi...

RADİKAL - Hürriyet Gazetesi'nden Savaş Özbey, Lady Gaga ile Los Angeles'taki Fox Stüdyoları'nda buluştu. American Horror Story dizisinin setinde gerçekleşen sohbette Lady Gaga, Özbey'e hem oyunculuk hayatından bahsetti hem de karakteriyle arasındaki farklılık ve benzerliklerden. İşte Savaş Özbey'in röportajı;

 

Etten kıyafet giydiği fotoğrafları aklınızdan çıkarmaya çalışın; mavi bornozunun içinde karşınızda kanlı canlı konuşurken...

Ne toprağa bakan Amy Winehouse makyajının bir önemi kalıyor: Gözlerinin içi kız kardeşiniz gibi gülüyor.

Ne de dizide canlardırdığı soğuk kanlı, mermer tenli vampir karakterinin: Sesi titrediğinde sarılıp ısıtasınız geliyor.

Masaya elini vuruyor, başını ellerinin arasına alıyor, meramını anlatırken bir gözünüzden öbürüne gezinip heyecanına ortak olmanızı istiyor.

Haaa, oyunculuğuna karşılık bulursa, o zaman karnı tok köpek yavrusu gibi cilvesi de artıyor; gelsin kafayı hiç kaldırmadan bakabildiği kadar yukarı bakmalar; gitsin sağa sola boyun kırmalar, dudak bükmeler, göz süzmeler!  

Ne ‘cool’u canım: Gıdısını al, 60 okka eksilt, hızlı çekimde seyret: Al sana Nur Yerlitaş!

Set arası üstüne giydiği bornoz, zaten yine aynı ekolün mahsulü.

Los Angeles’taki Fox Stüdyoları’nda Amerikan Korku Hikayesi (AHS) dizisinin setinde Lady Gaga’yla sohbetteyiz.

Dünya starı dersiniz; bir dokun, bin ah işit: Sevilmek istermiş, sanatını icra ettirmemişler, her Allah’ın günü heyecandan midesine ağrılar girer, torbalar dolusu kusarmış...

Bu satır aralarında, bir dizi karakteri üzerinden, koca bir dünya starının saklanmış gerçek dünyasını, korkularını, yalnızlıklarını, olamayışlarını, beklentilerini, belki de hatalarını okuyacaksınız.

Kabahat kimin mi? Faturayı medyaya kesmiş bile.

Hâlâ okuyorsunuz, madem ki ‘Hotel’ dizisindeki vampirler otelinin resepsiyonuna kadar dayandınız, anahtarınızı vereyim de odalar, katlar, karanlıklar arasında dolaşmaya başlayalım.

GERÇEK BİR VAMPİR OLSAM RUSYA'YA GİDERDİM

Eğer gerçekte hayatta bir vampir olsaydınız, ‘bol güneşli Los Angeles’ dışında dünyanın hangi şehrinde olmak isterdiniz. İstanbul bu adreslerden biri olur muydu?

- Aaaa, bilmem... Şurası kesin ki Los Angeles’ta olmak istemezdim. Sağlıklı tipler, saf yaşam biçimi, diyet, vs. bütün bunlar kontes için bir anlam ifade ediyor. Ama bana gelince, ben biraz daha gerçek olanın peşindeyim. Galiba ben vampir olsaydım, Rusya’ya giderdim.

Dizi bütün dünyada inanılmaz bir başarı yakaladı. Ve ilk aktrislik denemeniz olmasına rağmen herkes rölünüze ne kadar hakim olduğunuzdan bahsediyor...

- Bakın bu rolü kime verirseniz verin, muhteşem olurdu çünkü rolün kendisi iyi. Benim için mesele, role başka kimsenin katamayacağı özel ne katabilirim meselesiydi. Bu sonucu elde etmek için k.çımdan çok ter aktı. Rolümü okudum ve bütün zamanımı ‘Kontes’ gibi düşünerek geçirmeye başladım. Dışarı çıktığımda, araba sürerken, restoranda, sokakta yürürken bile... Kafayı bununla bozdum: “Acaba şunu öldürsem mi? Kanı yeterince temiz midir?” Öyle geriliyorum ki bazen bu sabah buraya gelmeden önce arabada kustum. Dikkatinizi çekerim bir Royce Rolls... (Gülüyor)

Canlandırdığınız karakterin kişiliğinizle bu kadar uyumlu olması tesadüf mü?

- Herkes benim tam da dizideki kişi olduğuma inanmak istiyor. Zaten beni bugüne kadar da hep böyle gördünüz. Yani sarı saçlarıyla ortalıkta küstah küstah dolaşıp, herkese kötülük yapan bir kaltak... Ama bu hiç de zahmetsiz bir şey değil. Çünkü Kontes ve ben çok farklıyız. Beni gerçek hayatta tanıyan insanlar, dizide seyrettikleri kişinin benle alakası olmadığını söylüyor. Gülen, arkadaşlarıyla şakalaşan, eğlenceli hatta bazen de fazla sulu göz bir tipim. Adileşebilmek, kötüleşebilmek için çok çalışmam gerekti. Antony Perkens’ın, Antony Hopkins’in seri katil tiplemelerini inceledim uzun uzun... Şimdi karşıma geçmiş “Nasıl oluyor da ‘Kontes’ karakteri gerçek hayattaki size bu kadar benziyor” diyorsun...

BENİ TAKDİR ETMEYEN ÇEKSİN GİTSİN

Kontesle hiç mi benzer yönünüz yok yani?

- Aslında taraftan da var. Karakter olarak çok farklı olsak da hayattaki duruşum ‘Kontes’inkiyle benziyor. Ben de onun gibi takdir edilmek istiyorum. Eğer beni takdir etmiyorsan çekip gideceksin. Tıpkı onun gibi ben de hayatımdaki insanların gerçek beni sevmelerini istiyorum. Benle ilgili kafalarındaki fikri değil. Bir insan olarak hayattaki en büyük mücadelem bu oldu galiba: Umutsuzca gerçek beni sevmenizi bekliyorum. Benim hakkımda gördüğünüz ya da yazıp çizdiğiniz şeyleri değil. Kontese gelince... Hoteldeki herkesi bir arada tutan şeyin kendisi olduğunu biliyor. O da olduğu kişi için değer görmek istiyor. Kötü bile olsa. Yoksa... (Ses tonu sanki aşk acısı çekiyor gibi bir hal alıyor) Yoksa başka hiçbir şey için değil...

KENDİMİ İZLERKEN MİDEME AĞRILAR GİRİYOR

Diziyi seyrediyor musunuz?

- Diziyi seyrediyor muyum? E evet, tabii.

Nasıl hissediyorsunuz kendinizi televizyonda izleyince?

- Dalga falan mı geçiyorsun? Nefes bile alamıyorum. Mideme ağrı giriyor. Bazen “Bakamayacağım, neden şöyle yapmamışım, bunu neden kullanmışlar ki” falan diyorum. Herkes kontesin ne kadar etkileyici bir karakter olduğunu söyleyip duruyor. Ben izlerken sıkıcı buluyorum. Yanlış anlamayın, diziyi değil tabii, kendimi. Kendimi seyrederken hep “Nasıl daha iyi olabilir” diye içim içimi yiyor. Yani elimde şampanya kadehiyle kutlama yapmıyorum.

İNSANLARIN MÜZİK VE DANS DIŞINDA BİR ŞEY ANLAYAMAYACAKLARI VARSAYILIYOR

Dans ediyorunuz, savaş karşıtı sanat performansları yapıyorsunuz, şarkı söylüyorsunuz, tasarım yapıyorsunuz ve şimdi de oyunculuk... Kendinizi her şeyi aynı anda yapmaya çalışan bir ‘Rönesans kadını’ gibi hissettiğiniz oluyor mu? 

- Hep öyle hissettim. Evet, televizyonda bir şeyler yapabilirim, kıyafet tasarlayabilirim ya da başka işler... Sonuçta benim imparatorluğumun zamanı ve kimse yadırgamaz. Ama yaptığım şey yeni bir dalga yaratmıyorsa umurumda değil; ruhuma bir şey katmıyor. Mesela bu işte istediğim, bir aktris olarak ciddiye alınmaktı. 11 yaşından beri metodik oyunculuk dersi alan biri olarak... Ne diyorduk yahu? Beynim bana neler yapıyor böyle bugün?

Rönesans...

- Evet... Bana “Rönesans kadınları gibisiniz” diyorsunuz. Nihayet hak gördüğünüz için müteşekkirim ama umarım ki bunu diğer sanatçılara da yaparsınız. Çünkü çok zor bir şey. Hele de kadınlar için. Bana hep “Sen bir pop starsın. Yapman gereken de bu” diye dayatıldı. Ve ‘popüler’ olanın dışında bir şey yapmaya kalktığım zaman, “Bu da ne böyle? Fazla sanat olmuş” dendi. İnsanlara müzik ve dans şovu dışında bir şey verirseniz bunu anlamayacakları varsayılıyor. Oysa sanat senin ondan ne çıkardığındır. Andy Warhol’ün önemi tam da burada işte. Hikâye, basının sanatçıyla ilgili neyin altını çizdiği ve tepede neyin parlatıldığı ilgili bir şey.

ÖLÜ BEDENLERİN ÜSTÜNDE SEVİŞEMEYECEK MİYİZ?

Setteki formülünüz nedir?

- Korkusuzluk. Burası güvenli yuva. Kural yok. Ryan ile (Ryan Murphy, dizinin yaratıcısı) ikimiz de içgüdülerimizi dinliyoruz. Birbirimizden beklediğimiz, birbirimizden istediğimiz mümkün olan en iyi hikâyeyi anlatmak için tam teslimiyet. Tarih, sinema ve sanata ne kadar düşkünseniz dizi ekstradan eğlenceli hale geliyor. Bir sürü ironi ve zekice gönderme var. Tabii bunlardan hiçbir şey çakmasanız da keyif alırsınız, işin dahice tarafı da bu zaten. Mesela ilk bölümde bir dörtlü sevişme sahnesi vardı. Hatırlıyor musun?

Evet, bir gece kulübünde ayarladığınız çifti yatağa attınız sahne...

- Kafamda tam oturtamadım orayı... “Nasıl yani, onlarla öpüşüp koklaşacağız, sonra onları geberteceğiz ama öldürtükten sonra bedenlerinin üstünde sevişmeyecek miyiz?” dedim. Ryan da bana “Dur, sakin ol, daha ilk bölümdeyiz” dedi.  

MEĞER VAMPİRLİK ANTİK BİR VİRÜSMÜŞ

DİZİNİN KONUSU

‘Amerikan Korku Hikâyeleri’ (AHS) her sezonunda başka bir konu işlenen dizi serisi. Fakat bugüne kadar görmediği ilgiyi Lady Gaga liderliğindeki bir grup vampirin yerleştiği bir oteli konu alan ‘Hotel’ serisiyle (5. sezon) gördü. Dizide vampirlik, kan yoluyla bulaştığı insana ölümsüzlük veren antik bir virüs olarak açıklanıyor. Dizi, bu akşam 23.15’te, FX TV’de. (fxtv.com.tr) 

SAYILARLA AMERİKAN KORKU HİKAYESİ

25 bin

‘Vampir Kontes’ rolündeki Lady Gaga’nın kurbanlarını parçalarken taktığı  demir pençeli eldeveninde kullanılan kristal sayısı

12 milyon

Dizinin ilk bölümünü izleyen seyirci sayısı

115

Dizide Lady Gaga’nın yaşı

Lady Gaga, dizinin ilk bölümünden sonra havuzunu kan rengi yaptığı malikânesinde dizi ekibine bir parti verdi.