Latin güzeli mi? Kiraz'a yamuk mu?

Latin güzeli mi? Kiraz'a yamuk mu?
Latin güzeli mi? Kiraz'a yamuk mu?
Haber: Pişo - pisokedi@gmail.com / Arşivi

PİŞO’NUN GÜNLÜĞÜ
Yeniden merhaba. Geçen hafta yıllık iznimi kullandığım için sizlerle birlikte olamadım. İzin süremde şöyle bir Güney Amerika’ya kadar uzandım. Sao Paulo, (şehir sakinlerinin ifadesiyle ‘Sampa’) ve Buenos Aires’e. Bizim kadın, hazır adam cumhurbaşkanlığı seçimleri için Kıbrıs’a demir atmışken, böyle bir seyahat planladı, ben de ona yancı yazıldım.
Yürümekten pestilimiz çıktı ama eğlendik. Kadın bol bol fotoğraf çekti. Bir süre sonra bunların sadece sokaktaki kedi ve köpek fotoğrafları olduğunu fark ettim. Bu bahsettiğim iki şehirde de sokak kedileri ve köpekleri var. Avrupa ülkesi gibi değil yani. Özellikle fakir semtlerde daha çoklar. BA’nın La Boca diye ilk göçmenleri ağırlayan şimdi ise daha turistik hale gelen bölgesinde birçok köpekle karşılaştık. Durumları da pek parlak değildi. Yine biraz şehir dışında kalan ve hafta sonları yerel pazar kurulan ‘Mataderos’a gittiğimizde her yerin sokak köpeği kaynadığını gördüm. Evde ‘parrillada’ denen etlerden pişirildiği akşam, kadın artanları ve kemikleri poşete koyup köpeklere götüreceğim deyince herkes dumura uğradı, ama bizimki kararından vazgeçmedi.
    Ertesi gün mahallede fellik fellik aç köpek aradık ama bulamadık. Gerçi etrafta sahipli köpek çok vardı. Neredeyse her evin penceresinden bir-iki köpek başını uzatıyor. Parklar köpeklerini gezdiren insanlarla dolu. Öyle Avrupalılar gibi steril de değiller. Her an ayağınızın altından ‘vıccıkk’ diye bir ses gelebiliyor. Biz alışığız nasılsa da, diğer ülkelerden gelen turistlerin bundan çok şikayetçi olduklarını duydum.  
     Kedilere gelince, Buenos Aires’teki ünlü Recoleta mezarlığında bir sürü kediyle karşılaştım. Artık mart ayının izleri midir nedir bana hiç de dostça davranmadılar. Birine şöyle yaklaşayım dedim, tıslayıp tırmık attı. Bir daha da sokak kedilerine bulaşmadım. Ama kaldığımız evin karşı dairesinde oturan sahibinin çok güzel dişi bir kedisi vardı. İşin kötüsü kızışmıştı ve sürekli bağırıyordu. Bir-iki kere bizim daireye kaçıp kendini yerlere attı. Sanırım benden medet umuyordu ama ameliyatlı olduğumu öğrenince bozuldu. Gerçi olmasam da bir şey fark etmezdi. Sonuçta bir tane Latin güzeli gördük diye Kiraz’a yamuk yapmak bana yakışmazdı. Ah... Ah... Neyse...
Haftaya görüşürüz,

Acar muhabir Pişo’dan haberler 
* Rock’N’Paw konseri
29 Nisan Perşembe akşamı Let’s Adopt tarafından Rock’N’Paw konserlerinin ilki düzenleniyor. Girişi 20 TL olan konserin geliri Let’s Adopt’un kurtarma, tedavi ve ulaşım masrafları için kullanılacak. Akustik performanslarıyla Öztürk, Erdem Yener ve Cenk Han Alkaya sahne alırken, Amerika’dan Judonomi ve Türkiye’nin en sevilen DJ’lerinden Şener Çetin de kabin başında olacaklar. Yer: Studio Live Taxim. 

* Tuzla’ya yardım
Akfırat Kurtköy Tuzla’da açlığa terk edilen köpeklere yardım için her pazar bir konvoy yola çıkıyor. Daha önce bölgedeki çöplükte maviye boyanmış olarak bulunan bir köpeğe Avatar ismi konmuş ve Avatar kurtarılarak sahiplendirilmişti. Sıra diğerlerini kurtarmakta. Gruba katılmak isteyenler Facebook’tan üye olabilirler. 

* Polisiye ve kedi sevenler için:
Polisiye ve kedi sevenler için mükemmel bir karışım: 1980’lerde kitabevi raflarını istila eden kedi kahramanlı polisiyelerin anası kabul edilen Lilian Jackson Braun’un Oğlak Yayınları’ndan çıkan dizisi: ‘Brahms Dinleyen Kedi’, ‘Çenesini Tutamayan Kedi’, ‘Kanepe Atıştıran Kedi’, ‘Kırmızı Gören Kedi’, ‘Tersten
Okuyan Kedi’.
Müzmin bekâr Jim Qwilleran ile olağanüstü zeki kedileri Koko ve Yum Yum’un serüvenlerini okumadıysanız tam zamanı.